YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13206
KARAR NO : 2023/2253
KARAR TARİHİ : 03.04.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Kabul/Ret/İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması/Yeniden hüküm
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 5. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki, davalı üçüncü kişinin İİK’nın 89/1 haciz ihbarnamesine itirazının haksız olduğundan bahisle davalının takip borçlusuna olan borcu miktarında tazminata mahkum edilmesi talepli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne 194.317,01 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararın davalı üçüncü kişi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada eksiklik bulunmadığı, ancak kanunun olaya uygulanmasında hata edildiği, ihtiyati haciz kararına istinaden gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesinin henüz borçlu şirkete ödeme emri tebliğ edilmeden ve takip kesinleşmeden üçüncü kişiye tebliğ edildiği gerekçesi ile davalı üçüncü kişi vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK’nun 353-1-b-2. maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, şikayetin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı ve üçüncü kişi tarafından katılma yolu ile temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Alacaklı dava dilekçesinde; gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçundan davalı şirket hakkında şikayette bulunduklarını, Mersin 1. İcra Ceza Mahkemesinin 2019/544 E. sayılı dosyasından aldırılan bilirkişi raporunda haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarihte davalı üçüncü kişi şirketin, borçlu şirkete 454.498,09 TL borcu bulunduğunun tespit edildiğini, İcra Ceza Mahkemesince vekil ile yapılan itiraz nedeniyle asile ceza verilemeyeceği gerekçesiyle beraat kararı verilmiş ise de, davalı üçüncü kişinin takip borçlusuna borcu bulunduğunun mahkeme kararı ile tespit edildiğini ileri sürerek dosya borcu miktarı 194.317,01 TL tazminatın 01.08.2019 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak kendisine ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı üçüncü kişi cevap dilekçesinde; mahkemenin yetkisine ve görevine itirazları ile birlikte, davanın süresinde açılmadığını, üçüncü kişi şirket ile borçlu şirket arasındaki sözleşme hükümlerine göre, idarenin üçüncü kişi şirkete ödeme yapmasından sonra taşeronun (borçlunun) kesmiş olduğu fatura matrahı üzerinden %5 oranında teminat kesintisi yapılarak ödeme yapılmasının gerektiğini, üçüncü kişi şirketin idareden ödeme almaması nedeniyle haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarih itibariyle takip borçlusuna borcu olmadığını, üçüncü kişi şirketin haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce takip borçlusuna 303.010,00 TL ödeme yaptığını, haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarih itibariyle takip borçlusuna borcunun olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; icra takibinin yapıldığı mahal icra mahkemesinin davada yetkili olduğu, İcra Ceza Mahkemesince beraat kararı verilmiş ise de, üçüncü kişinin tazminat sorumluluğunun ortadan kalkmadığı, Mersin 1. İcra Ceza Mahkemesinin 2019/544 E. sayılı dosyasından aldırılan bilirkişi raporu ile, davalı şirketin haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarihte takip borçlusuna 454.498,09 TL borcu bulunduğu, davalının bilirkişi raporuna itiraz etmediği gerekçesiyle davanın kabulüne 194.317,01 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı üçüncü kişi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı üçüncü kişi istinaf dilekçesinde; mahkemenin görevine yönelik itirazları hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğini, zaman aşımı itirazının mahkemece değerlendirilmediği, haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarihte takip borçlusunun muaccel alacağının bulunmadığını, hatta haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borçluya fazla ödeme yapıldığını, buna yönelik beyanları dikkate alınmadan mahkemece eksik incelemeyle karar verildiğini, gerçekleşmemiş bir suça dayanılarak tazminat talebinde bulunulmasının haksız olduğunu, ceza mahkemesinin beraat kararı verdiğini, ceza mahkemesi kararının hukuk hakimini bağlayacağını, mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda, takip borçlusunun muaccel alacağı olup olmadığının incelenmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; icra takip dosyasından borçlu şirkete gönderilen ödeme emrinin 20.09.2019 tarihinde tebliğ edilmesi nedeniyle yapılan icra takibinin birinci haciz ihbarnamesine itiraz tarihinde kesinleşmediği, ihtiyati haciz kararına istinaden gönderilen birinci haciz ihbarnamesine 01.08.2019 tarihinde verilen cevabının gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçunu oluşturmayacağı, tazminat istemi haksız fiile dayalı bir tazminat olduğundan gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçunun oluşmaması halinde, ortada bir haksız fiil bulunmadığından tazminat isteminin de reddine karar verilmesinin gerektiği gerekçesi ile davalı üçüncü kişi vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada eksiklik bulunmadığı, ancak kanunun olaya uygulanmasında hata edildiğinden, HMK’nun 353-1-b-2. maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, şikayetin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı ve üçüncü kişi katılma yolu ile temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Alacaklı temyiz dilekçesinde, Yargıtay’ın emsal alınan kararının somut uyuşmazlığa uygulanma imkanı bulunmadığını, ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinden sonra bu davayı açtıklarını, ceza yargılamasında Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinden farklı gerekçe ile beraat kararı verildiğini, kesinleşmiş ceza mahkemesi hükmü dikkate alınmayarak yeni bir gerekçe ile davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı üçüncü kişinin katılma yolu ile sunduğu temyiz dilekçesinde, alacaklının temyiz itirazlarının reddini, lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile kararın düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı üçüncü kişinin İİK’nın 89/1 haciz ihbarnamesine itirazının haksız olduğundan bahisle İİK’nın 89/4 maddesi gereğince davalının tazminata mahkum edilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İİK 338, 89/1, 89/4. madde hükümleri
3. Değerlendirme
1.Davalı üçüncü kişinin katılma yolu ile temyiz isteminin incelenmesinde;
2.3.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanunun 25. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 364/1. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen ve miktar ve değeri Onbin Türk Lirası’nı geçen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Bu hükümde öngörülen kesinlik sınırı, 24.11.2016 tarih ve 6763 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile 02.12.2016 tarihinden itibaren kırk bin Türk Lirası’na, 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun’un 1. ve 2. maddesi ile 28.02.2019 tarihinden itibaren elli sekiz bin sekiz yüz Türk Lirası’na, 01.01.2020 tarihinden itibaren yetmiş iki bin yetmiş Türk Lirası’na, 01.01.2021 tarihinden itibaren yetmiş sekiz bin altı yüz otuz Türk Lirası’na, 01.01.2022 tarihinden itibaren de yüz yedi bin doksan Türk Lirası’na, 01.01.2023 tarihinden itibaren de 238.730,00 Türk Lirası’na çıkarılmıştır.
Temyiz, nispi vekalet ücretine ilişkin olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile uyuşmazlık konusu değerin, yukarıda belirtilen kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından, anılan Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti yoktur.
2.Alacaklının temyiz isteminin incelenmesinde;
Haciz isteme hakkı kural olarak alacaklının borçluya karşı başlatmış olduğu takibin kesinleşmesi ile doğar. İhtiyati haciz kararına dayalı da haciz ihbarnamesi çıkarılabilir.
Takip alacaklısı üçüncü kişinin tebliğ edilen haciz ihbarnamesine verdiği cevabın (itiraz) aksini ispat ederek cezalandırılması ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. Ancak bu sorumluluğun doğabilmesi, borçluya karşı kesinleşmiş bir icra takibinin mevcudiyetine bağlıdır. Üçüncü kişinin haciz ihbarnamesine karşı yalan beyanda bulunması cezai bakımdan suç, hukuki bakımdan haksız fiildir. Haksız fiil aynı zamanda suç teşkil edebilir. Somut olayda ihtiyati haciz kararına dayalı olarak üçüncü kişiye gönderilen birinci haciz ihbarnamesine itiraz tarihinde icra takibinin kesinleşmediği görülmekle geçerli bir itiraz bulunmadığından üçüncü kişinin haksız fiilinden söz edilemez. Dolayısı ile haksız fiilden kaynaklı tazminat sorumluluğu da doğmaz.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Davalı üçüncü kişinin katılma yolu ile temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5311 sayılı Kanunla değişik İİK’nın 364/1-2. maddeleri ve 6100 sayılı HMK’nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca alacaklının temyiz başvuru talebinin miktardan REDDİNE,
2-Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi