YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/16014
KARAR NO : 2023/1756
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün ise; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi yapmış olduğu yargılama sonunda 09.02.2022 tarihli ve 2020/279 Esas, 2022/66 karar sayılı ilamı ile sanığın zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri gereğince cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi 15.06.2022 tarihli ve 2022/775 Esas, 2022/1031 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar vermiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığa verilen cezaların eksik olması nedeniyle esasa ve usule aykırı olduğunu, sanığa verilen cezanın üst sınırdan verilmemesinin suçun işleniş şekline, niteliğine ve hakkaniyete uygun olmadığını, lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediğini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Mahkeme heyetince güvenlik kamera kayıtlarının izlenmediğini, gerekçenin elle tutulur yanının bulunmadığını, müştekinin soyut ve çelişkili beyanları dışında hiçbir delil olmaksızın sanığın cezalandırılmasının, sanığın atılı suçları işlemediğini gösteren delillerin değerlendirilmemesinin, hükümde tartışılmamasının adaletli olmadığını, cezalandırma kararının gerekçesi incelendiğinde delillerden sanığa gidilmediğini, verilen kararın gerekçesine mevcut delillerin uydurulmaya çalışıldığını, uymayan delillerden hiç bahsedilmediğini, bir kısım delillerin ise gerekçeye uyacak yahut uydurulacak kısımlarının gerekçeye alındığını, uymayan kısımların göz ardı edildiğini, mahkeme gerekçesinde mağdur beyanlarına üstünlük tanındığını, ancak mağdurun beyanlarının Yargıtay kararlarında aranan kriterlere uygun olup olmadığının değerlendirilmediğini, dosya içerisindeki delil, bilgi ve belgelerin mağdurun ifadelerinin tutarsız ve gerçek dışı olduğunu ortaya koyduğunu, mağdurun mahkeme huzurunda dinlenmediğini, soru sorulmasının mümkün olmadığını, mağdurun dinlenmemesinin savunma haklarını kısıtladığını, ilk celsede dile getirilen delil toplanması yönündeki taleplerinin mahkemece reddedildiğini, mağdurun olayın gerçekleştiğini iddia ettiği yerde hiçbir sperm izine rastlanmadığını, bunun da mağdurun yalan söylediğinin bir diğer göstergesi olduğunu, bilirkişi raporunda kepenklerin açık olduğunun belirtilmesi karşın mahkeme gerekçesinde kapalı olduklarının kabul edildiğini, mağdurun bağırarak, çığlık atarak yardım isteme şansının bulunduğunu, keşifle durumun tespit edileceğini ancak mahkemece keşif icrasının gerekli görülmediğini, mağdurun iddia konusu eylemlerinden sonra tekrar işe gelmesinin ve sanıkla çalışmasının mantıklı açıklamasının bulunmadığını, mağdur hakkında aldırılan adli tıp raporunun olayın gerçekleştiği tarihten beş gün sonra olduğunu, söz konusu raporda tahmini olsa dahi ne zamanlık dilimde bu eylemin gerçekleştiğine yönelik bir tespit belirtilmediğini, 31.12.2021 tarihli adli tıp raporunda da ne mağdurun iç çamaşırında ne de mağdurun sanığın boşaldığını iddia ettiği bezde sperm ya da meni izine rastlanmadığını, kamera kayıtlarında görüntüsü olduğuna değindikleri ancak bilirkişilerin raporda değinmediği, mağdurun tuvaletin kapısını kapamaksızın alalede şekilde mastürbasyon yaptığı görüntülerin mağdurun çamaşırında bulunan menilerin nedenini açıklayabilecek sebeplerden bir tanesi olduğunu, sanığa ait sperm ya da meni izine rastlanmaması ortada işlenmiş bir cinsel istismar suçunun olmadığını gösterdiğini, sanık ile aynı yerde giyinen, aynı tuvaleti kullanan mağdurun iç çamaşırında sanığın DNA profilinin bulaşmış olmasının normal olduğunu, kamera kayıtları ile mağdur beyanını uyumlu olmadığını, kamera görüntülerinin içerdiği zaman dilimleri yönünden iddia edilen eylemleri gerçekleştirmenin zaman aralıkları açısından imkansız olduğunu beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince; ” … Mahkememizce kabul edilen görüşe göre; 21.11.2005 doğumlu …’ın eğitimine devam etmemesi nedeniyle dayısının aracılığıyla arkadaşı olan sanayi sitesinde oto tamir iş yeri işletilen tanık ….’nin iş yerinde olay tarihinden önce işçi olarak çalışmaya başladığı, sanık …’in tanık ….’nin işyerinde … olarak çalıştığı, bu iş yerinde mağdur …, sanık …, patron ….’nin Usta Motor adlı iş yerinde 3 kişi olarak birlikte çalıştıkları, akşamları iş çıkışı patronları olan B’nin iş yerinden erken ayrıldığı ve dükkanı sanığın kapattığı, olay günü olan 11.06.2020 tarihinde de yine iş yerinin patronu olan ….’nin saat 18:00 sıralarında iş yerinden ayrılması üzerine saat 19:00 sıralarında sanık …’in mağdur …’tan marketten ice tea almasını istediği, mağdurun soğuk çayları alıp iş yerine geldiği, sanığın o sırada iş yerinin kepenklerini çok az açık kalacak şekilde kapattığı, sanığın mağdura ice teaları alıp yukarı gelmesini söylediği, mağdurun üst kata çıkıp ica teaları doldurduktan sonra üzerini değiştirmeye başladığı, mağdur üzerini değiştirirken sanık …’in mağduru kolunun altına alarak kafasını dizinin üzerine koyduğu ve kalçasını ellemeye başladığı, mağdur dükkanın kepenkleri kapalı olduğu için kaçmaya çalışsa da kaçamadığı, sanığın mağdurun alt kıyafetlerini iç çamaşırı üzerinde kalacak şekilde sıyırarak kalçasını ellemeye devam ettiği, mağdurun o an ki korku ile bir şey diyemediği, direnemediği, sanığın yaşı, kilosu, boyu, fiziksel koşulları, mağdurun yaşı, yaşına göre fiziksel olarak minyon ufak-tefek oluşu dikkate alınarak mağdurun sanığa karşı koyamadığı, sanığın kendi pantolonunu çıkararak ön özel bölgesine mağdurun elini tutarak zorla dokundurduğu, mağduru zorla kollarından tutarak orada bulunan çekyata yüz üstü yatırarak ön özel bölgesini mağdurun kalçasına dokundurduğu sonrasında ise ön özel bölgesini mağdurun arka özel bölgesine girecek şekilde zorla organ sormak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu, sanığın bunları yaparken ön özel bölgesine bir şey sürmediği, mağdur canının acıdığını söylemesi üzerine sanığın boşalacağını söyleyerek orada bulunan bir bezin üzerine boşaldığı, bu olaylar yaşandıktan sonra bu konu ile alakalı hiçbir şey konuşmadan mağdur ile sanığın aynı araba ile iş yerinden ayrıldığı, ertesi gün olan 12.06.2020 tarihinde de yine aynı olayların tekrar ettiği ve sanığın yine iş çıkışı patronları gittikten sonra mağdurun kalçasına dokunduğu ve ön özel bölgesini mağdurun arka özel bölgesine girecek şekilde dokundurduğu, mağdura zorla kendi ön özel bölgesini ellettiği, penisini zorla mağdurun ağzına girdirdiği,
bunları mağdurun saçından ve ayağından tutarak zorla yaptırdığı ve sanığın yine bir başka beze boşaldığı, 15.06.2020 tarihinde mağdur …’ın yaşadığı olaylar nedeniyle işe gitmediği, tanık B. P.’nin tesadüfen mağdurun çalıştığı iş yerine gittiği sırada mağdur …’ı iş yerinde göremeyince merak ederek mağdurun dayısını aradığı, mağdurun dayısının ise mağdur …’a ulaştıktan sonra tanık Berkant’a mağdurun iş yerine geleceğini söylediği, mağdur iş yerine geldikten sonra tanık B. P.’ye uzak bir yerde sanık …’in kendisine 2 kere tecavüz ettiğini söylediği, tanık B. P.’nin bu olayı iş yeri sahibi olan Barbaros’a anlattığı, yine mağdurun 16.06.2020 tarihinde annesi olan … Demirbilek’e işi bıraktığını söylediği, annesinin sebebini sorduğunda ise sanığın kendisine tecavüzde bulunduğunu söylediği, bunun üzerine sanıktan şikayetçi oldukları, 17.06.2020 tarihli 94488856-300-02 sayılı ATK raporunda mağdurun anal muayenesinde tespit edilen bulguların anal yoldan organ veya sair cisim sokma eyleminin tıbbi delilleri olduğu anlaşılmıştır. Ceza yargılamasının esas amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Bu bakımdan hakim davayı muhakeme kuralları gereğince huzurunda görecek, olayı ilk günkü haline götürecek bu konuda yüz yüzelik ilkeleri gereğince sanık ile mağduru dinleyecek ve gözlemleyecek, elde ettiği delillerle vicdani kanaati ile hüküm kuracaktır. Delil tüm davalarda hükme ulaştıracak kurucu unsurdur. Bu bakımdan en hassas suçlar cinsel istismar ve cinsel saldırı suçlarıdır. Bu suçlarda mağdur ile sanık arasında geçen eylem genellikle yapısı gereği tanık olmadan ve bariz delil bırakılmadan işlenen suçlardır. Bu açıdan Yargıtayca davanın temelini oluşturan delillerden en önemlileri mağdur beyanı, doktor raporları, psikolojik inceleme evrakı, sanık ve mağdurun bulundukları çevre, aralarındaki yakınlık ve husumet incelemeleri olarak kabul edilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. maddesi gereğince kararlarına uyulması gereken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin inceleme kriterlerinde ise; mağdurenin beyanları çok önemli görülmüş, beyanlarını ana delil olarak kabul etmiş davayı gören mahkemeye ise bunu test etme yükümlülüğü yüklemiştir. Yine, AİHM’sinin “M.C/Bulgaristan” davasında belirttiği gibi taraf devletlerin tecavüzü cezalandırma ve bu vakaları soruşturmak yönünde AİHS’nin 13. maddesi gereğince pozitif yükümlülüğü vardır. Cinsel şiddetin doğrudan kanıtlarının mevcut olmadığı hallerde yetkili makamlar tüm olguları incelemeli ve olayları çevreleyen koşulları değerlendirerek karara ulaşmalıdırlar. Bu bağlamda tecavüz, saldırı ve istismarın sadece fiziksel bulguları değil, psikolojik bulguları da dikkate alınmalı, mağdurun olay anlatımı ağırlıklı olarak değerlendirilmeli, bu değerlendirme esnasında; mağdur eylemlerine değil, fail eylemlerine odaklanılmalı, mağdurun yaşadığı travmaya bağlı psikolojik durumu gözönünde bulundurulmalı, mağdurun travmaya bağlı tutarsız, karmaşık yahut eksik anlatımı olabileceğini gözetilerek ayrıntılarda değil, genel olay örgüsünde tutarlılık aranmalı ve mağdurun olayın tek tanığı olduğu unutulmamalıdır. Öte yandan tanıdık kişiler (akraba, komşu, öğretmen, iş arkadaşı, amir v.b) tarafından gerçekleştirilen cinsel istismar ve saldırı vakalarında, mağdurların bu kişilerle olan geçmiş ilişkileri, yakınlık düzeyleri, olay öncesi ilişkilenme biçimleri ve daha sonra mağdur ile aynı çevrede kalmaya devam etmeleri sebebiyle ivedi biçimde şikayette bulunmamaları mağdurun aleyhine yorumlanmamalıdır. Çünkü bu kişiler hakkında kanuni müracaatta bulunma konusunda tereddüt yaşadıkları ve yabancı failler konusunda gösterdikleri kararlılıkları kimi zaman gösteremedikleri bilinen bir gerçeklik olarak kabul edilmiştir. Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalardaki istikrarlı ifadeleri ile olay örgüsündeki tutarlılık, mağduru olduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabildiği ve beyanlarına itibar edilebileceğine ilişkin psikolog görüşü, failin eylemlerinin hep aynı tür oluşu, mağdurun fiili livataya maruz kalmış olduğuna dair raporlar, ifadelerini doğrulayan tanık anlatımlarındaki tutarlılık ve olayın inanırlık düzeyi gözetilerek karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle dosya bir kül halinde incelendiğinde, mağdurun ÇİM’de verdiği ifadeleri ile gerek annesine gerek tanıklar …. ile B. P.’a anlattıklarının örtüşür vaziyette birbiriyle tutarlı olması, mağdurun yaşı ve sanıkla herhangi bir iftira atmayı gerektirecek husumetinin bulunmuyor oluşu, mağdur hakkında İzmir ATK’nın 2020/6352 sayılı, 17.06.2020 tarihli raporu sonucunda, şahsın anal muayenesinde tespit edilen bulguların anal yoldan organ veya sair cisim sokma eyleminin tıbbi delilleri olduğuna dair raporu, yine İzmir ATK’nın 28.12.2021 tarihli, 2021/8155-1437 sayılı raporunda örneklerden hazırlanan preparatların mikroskobik incelemelerinde sperm hücresi görüldüğü ve söz konusu karışık DNA profilinin ilgi (b) raporda adı geçen … adlı şahsın DNA profilini içerdiği tespit edildiğine dair raporu, her ne kadar olayın gerçekleştiği yer olan üst kat giyinme odasının olduğu bölümde kamera bulunmaması sebebiyle kamera kayıtları incelenememiş olsa da alt katta bulunan kameralara ilişkin alınan 04.10.2020 tarihli … tarafından düzenlenen bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere güvenlik kamerası görüntülerinde 12.06.2020 günü kamera saatiyle saat 00:16:31’de sanığın çevresini kontrol ettikten sonra sağ eliyle o an çalışmakta olan mağdurun kalçasını sıktığına ve 00:21:23’de sanığın mağdurun arkasına doğru bakarak mağdurun kıyafetlerinin sırt kısmından havaya kaldırarak mağdurun kalça kısmına doğru baktığı ve ardından elini kıyafetlerinden çektiği şeklinde kamera görüntülerinin oluşu bir bütün halinde değerlendirildiğinde mağdurun beyanlarına itibar olunarak sanığın üzerine atılı organ sokmak suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu zincirleme şekilde 11.06.2020 ile 12.06.2020 tarihlerinde işlediği kanaatine varılmıştır. Her ne kadar sanığın üzerine atılı suçu TCK madde 103/4’deki şekilde cebir veya tehditle işlediğinden bahisle cezasının arttırılması istenmiş ise de sanığın söz konusu eylemleri cinsel istismar eylemini gerçekleştirmek için eylemi ile ölçülü şekilde gerçekleştirdiği değerlendirilerek söz konusu maddeden ayrıca arttırım yapılması gerekmemiştir.
Sanığın üzerine atılı cinsel amaçlı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda ise, mağdurun ifadelerinde 11.06.2020 tarihli eylemlere ilişkin anlatımlarında sanığın kepenkleri kapanacak şekilde çok az boşluk olacak kadar indirdiği için kaçamadığını beyan etmesi, sanığın ise savunmalarında kepenki kapattığı zaman patronuna mesaj gideceğini ve tekrar açarsa patronunun anormal bir durum olduğu düşüneceğini, bu durumda patronunun kendisini arayacağını o yüzden kepenklerin kapatılması ve tekrar açılması durumunun söz konusu olamayacağı beyan etmesine karşı tanık olarak dinlenen …. beyanlarında kepenkin açılıp kapandığına dair kendisine herhangi bir mesaj gelmediğini, sitenin güvenlik görevlileri olduğunu, güvenliğin onlar tarafından sağlandığı, normal saat dışında kepenk açıksa yada şüpheli bir durum varsa kendisine haber vereceklerini beyan etmesi birlikte değerlendirildiğinde sanığın savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varılmış, mağdurun beyanlarına itibar olunarak, Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin kişiyi cinsel amaçlı hürriyetinden yoksun kılma eyleminin eylem süresi ile sınırlı kaldığı yönündeki içtihatları dikkate alınarak sanığın cinsel istismar eylemini gerçekleştirmeden önce kepenkleri kapattığı, eylem süresi ile hürriyetten yoksun kılma eyleminin sınırlı kalmadığı kanaatine varılmış, kepenkleri kapatması eylemi mağdurun olay yerinden kaçmasını engellemiş bu sebeple sanığın üzerine atılı cinsel amaçlı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği kanaatine varılmış ancak mağdurun kepenkleri kapatma olayını sadece 11.06.2020 tarihli eylem için anlattığı 12.06.2020 tarihinde gerçekleşen eylemlere yönelik kepenk kapatma olayından bahsetmediği dikkate alınarak şüpheden sanık yararlanır ilkesi de gözetilerek sanığın üzerine atılı suça zincirleme suç hükümleri uygulanmamıştır.
Açıklanan nedenlerle sanık …’in sabit olan organ sokmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 103/2 maddesi gereğince suçun işleniş şekli, katılanın zararı, cezanın sanık üzerindeki etkisi dikkate alınarak takdiren 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, yasal koşulları oluşmadığından TCK 103/3-d maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, yasal koşulları oluşmadığından TCK 103/4 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, sanık suçu, aynı suçu işleme kararının icrası kapsamında zincirleme olarak aynı mağdura karşı farklı tarihlerde işlediğinden TCK 43/1 maddesi gereğince eylem sayısı dikkate alınarak takdiren cezası 1/4 oranında arttırılarak sanığın 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, her ne kadar sanık sabıkasız ise de suçu işlemesinden dolayı pişman olmaması, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sonucundaki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önüne alınarak TCK 62. maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,sebepleri ve koşulları bulunmadığından sanık hakkında başkaca takdiri ve yasal artırım ve indirim nedenlerinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına, sanığın sabit olan çocuğu cinsel amaçlı hürriyetinden yoksun kılma suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 109/1 maddesi gereğince suçun işleniş şekli, katılanın zararı, cezanın sanık üzerine etkisi dikkate alınarak oy çokluğu ile takdiren 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,yasal koşulları oluşmadığından TCK 109/2 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, sanık suçu çocuğa karşı işlediğinden TCK 109/3-f maddesi gereğince sanığın cezası 1 kat arttırılarak sanığın 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık suçu cinsel amaçla işlediğinden TCK 109/5 maddesi gereğince sanığın cezası takdiren 1/2 oranında arttırılarak sanığın 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, yasal koşulları oluşmadığından TCK 43. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, her ne kadar sanık sabıkasız ise de suçu işlemesinden dolayı pişman olmaması, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sonucundaki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önüne alınarak TCK 62. maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına, sebepleri ve koşulları bulunmadığından sanık hakkında başkaca takdiri ve yasal artırım ve indirim nedenlerinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur” gerekçeleriyle sanık hakkındaki hükümleri tesis etmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi 15.06.2022 tarihli ve 2022/775 Esas, 2022/1031 Karar sayılı ilamı ile düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Vekalet Ücretine Yönelik Temiz İsteminin İncelenmesinde
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları” başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun’un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.
B. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde
Hükmedilen cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, anılan hükme yönelik sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemlerinin aynı Kanunun 298 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
C. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde
Sanık müdafiinin mağdurun dinlenmediğine ve olay yerini gören kamera kayıtlarının mahkeme heyetince izlenmediğine dair yapmış olduğu temyiz itirazına göre yapılan değerlendirmede; mağdurun iç beden muayenesine ilişkin İzmir Adli Tıp Kurumu’nun 17.06.2020 tarihli raporu, İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesinin 28.12.2021 tarihli raporu, olay yeri kamera kayıtlarına ilişkin bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, mağdur beyanının yeniden alınması ve görüntü kayıtlarının izlenmesine lüzum olmadığı anlaşılmakla bu husustaki temyiz sebebi yerinde görülmemiş olup;
5271 sayılı Kanun’un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun’un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafisinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
1. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle, anılan hükme yönelik sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle REDDİNE,
2. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi 15.06.2022 tarihli ve 2022/775 Esas, 2022/1031 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.