Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/1111 E. 2023/2847 K. 08.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1111
KARAR NO : 2023/2847
KARAR TARİHİ : 08.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.12.2020 tarihli ve 2020/253 Esas, 2020/535 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası ve dürdüncü fıkrası ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise, 5237 sayılı Kanunu’nun 109 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkranın (f) bendi, beşinci fıkrası ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası karar verilmiştir.

2. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.12.2020 tarihli ve 2020/253 Esas, 2020/535 Karar sayılı kararının sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 11.04.2022 tarihli ve 2021/25045 Esas, 2022/3365 Karar sayılı kararı ile atılı suçların cebir veya tehditle işlendiğine dair soyut iddia dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.09.2022 tarihli ve 2022/277 Esas, 2022/338 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 103 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 109 üncü maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkranın (f) bendi, beşinci fıkrası ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığına ve beraat etmesi gerektiğine ve diğer sebeplere ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında alt sınırdan ceza verilmesi ve takdiri indirim uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna, Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine vesaire ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece “Mağdure …’nın oturdukları mahalledeki bir markette çalışan sanık … ***’ün mağdureye yönelik olarak markette bulundukları esnada kalçasını sıktığını, sanığın mağdura cinsel içerikli mesajlar attığını, görüntülerini CD’ye kaydettiğini kuzenine göstermekle tehdit ederek mağdurla buluşma sağladıktan sonra mağduru soyarak vücudunun değişik yerlerini öpüp okşadığını bunu bir kaç kez tekrarladığını, arkadaşına mesaj atmak isteyen mağdurenin kuzeni olan …’ın numarayı tanıdığını ve olayları mağdure’nin annesinin öğrendiği hemen akabinde polise şikayette bulunduğu olayda sanık savunmasında özetle böyle bir olayın olmadığını müşterisi olduğu için telefon görüşmelerinin olduğunu beyan etmiştir. Mağdurun aşamalarda istikrarlı beyanları, mağdurun sanığa yönelik suç atfına sebep bir neden olmaması, olay tarihinde mağdurenin 15 yaşından küçük olduğu sanığın olay tarihinde yaklaşık olarak 39 yaşında olduğu, Sanık ile katılan … ***’ün getirtilen telefon görüşme kayıtlarının incelenmesinden birbirlerini aramak suretiyle birçok görüşme yaptıkları ve mesajlaşmaların olduğu bu durumun satıcı – müşteri ilişkisi savunmasına uygun olmadığını, hayatın olağan akışına uygun düşmemesi nedeniyle sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmemiştir.
Bu şekilde Mahkememiz 2020/253 Esas sayılı dosya tespitleriyle birlikte tüm dosya kapsamına göre sanığın, değişik tarihlerde on beş yaşından küçük mağdureye yönelik atılı suçları cebir veya tehditle işlediğine dair soyut iddia dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı nazara alınarak, sanığın mağdura yönelik olarak cinsel istismar suçunu işlediği anlaşılmakla eylemine uyan ve suç tarihi itibariyle lehe olan 5237 Sayılı T.C.K.’nın 103/1(a) maddesi uyarınca cezalandırılmasına; bir suç işleme kararının icrası kapsamında, aynı katılana karşı, aynı suçun birden fazla işlendiği anlaşılmış olmakla, tayin olunan bu cezada 5237 Sayılı Yeni TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca yine takdiren 1/4 oranında artırım yapılmasına; sabıkasız oluşu lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek, tayin olunan bu cezadan 5237 Sayılı Yeni TCK’nın 62/1.-2. maddesi uyarınca yine takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına, verilen ceza miktarı dikkate alınarak şartları oluşmadığından TCK.’nın 50, 51 ve CMK 231 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
Yine sanığın eylemine uyan nitelikli hürriyetinden yoksun bırakma suçunu işlediği anlaşılmakla eylemine uyan 5237 Sayılı T.C.K.’nın 109/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına, eylemini, çocuğa karşı gerçekleştirildiği anlaşıldığından, tayin olunan bu cezada 5237 Sayılı Yeni TCK’nın 109/3(f) maddesi uyarınca bir kat artırım yapılmasına; eylemini cinsel amaçla gerçekleştirildiği anlaşıldığından, tayin olunan bu cezada 5237 Sayılı Yeni TCK’nın 109/5. maddesi uyarınca yarı oranında artırım yapılmasına; bir suç işleme kararının icrası kapsamında, aynı katılana karşı, aynı suçun birden fazla işlendiği anlaşılmış olmakla, tayin olunan bu cezada 5237 Sayılı Yeni TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca yine takdiren 1/4 oranında artırım yapılmasına; sabıkasız oluşu lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek, tayin olunan bu cezadan 5237 Sayılı Yeni TCK’nın 62/1.-2. maddesi uyarınca yine takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına; verilen ceza miktarı dikkate alınarak şartları oluşmadığından TCK 50, 51 ve CMK 231 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına dair vicdani kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.” şeklindeki gerekçeyle kabul edilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları” başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun’un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.09.2022 tarihli ve 2022/277 Esas, 2022/338 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.05.2023 tarihinde karar verildi.