Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14671 E. 2023/1947 K. 02.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14671
KARAR NO : 2023/1947
KARAR TARİHİ : 02.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/257 E., 2022/183 K.
DAVALILAR : 1-…
vekili Avukat …
2- … Plastik İnş. Taah Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 02.05.2012
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasında görülen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda 21.Hukuk Dairesince (kapatılan) Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı yanında 01.01.2006 – 31.03.2012 tarihleri arasındaki hizmetinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı … Plastik İnş. Taah. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının zaten emekli olduğu, iddia edilen sürede davalı iş yerinde çalışmadığı, ara sıra şirket bürosuna gelip idari işlere bakmayı teklif ettiği davalı şirketin bunu kabul ettiğini, hukuki yararının bulunmadığını beyan ederek husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin gözetilmesi gerektiğini, davacının 6 yıldan fazla çalıştığı iş yerinde, sigorta bildiriminin yapılıp yapılmadığını bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyan ederek usule, yasaya ve yerleşik içtihatlara aykırı olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin en son 18.05.2017 tarihli ve 2015/262-2017/62 Esas ve Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin (kapatılan) 08.10.2018 tarihli ve 2017/4997 Esas, 2018/7093 Karar sayılı kararı ile;
“Somut olayda, davacının davalı işyerinde 01.01.2006-31.03.2012 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitini istediği, davalı işyerinden 05.01.2012-31.03.2012 tarihleri arasında otuzar gün üzerinden hizmetinin bildirildiği anlaşılmış olup çalışması kayıtlara geçmiş aynı zamanda davalı tanığı olarak beyanına başvurulan tanıkların dahi davacının davalı işyerinde haftada iki üç gün olacak şekilde çalıştığını ifade etmesi karşısında davanın tümden reddine karar verilmiş olması hatalıdır.

Yapılacak iş, ihtilaflı dönemde davalı işyerinde çalışması geçen dönem bordrolarında kayıtlı çalışanlardan beyanına başvurulmamış olanları re’sen belirleyerek bunların beyanını almak, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek davacının çalışmasının niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince bilgilerine başvurmak, davalı işyerinin defter ve kayıtlarını getirtmek gerekirse konusunda uzman bir bilirkişi marifeti ile inceleme yapmak, davacının yaptığı işin niteliği, işyerinin kapsam ve kapasitesini de göz önünde tutarak davacının yaptığı işin, davalı işyerinde her gün ihtiyaç duyulacak nitelikte bir iş olup olmadığını belirlemek ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir” denilmek suretiyle eksik inceleme ve araştırma neticesi kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı doğrultusunda “… Dosyada dinlenen bordro tanıkları davacının davalı işyerinde çalıştığını beyan etmiş olup komşu işyeri tanıkları da davacıyı davalı işyerinde dönem dönem gördüklerini beyan etmiştir. Bordro tanıklarının çalışma dönemleriyle sınırlı olarak beyanları dikkate alınarak davacının 15.07.2006-01.02.2007, 14.03.2007-05.08.2007, 26.06.2008-21.04.210, 10.12.20-28.11.2011 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı 2012 yılı için ise bordroya yansıyan çalışmaların dışında başka çalışmaya ilişkin tanık beyanı veya başkaca delil bulunmadığı anlaşılmış, yazılı delille davacının ücreti ispatlanamadığından asgari ücretle çalıştığı kabul edilmiştir” gerekçesine dayalı olarak; “davanın kısmen kabulü ile, davacının davalıya ait 1079953 iş yeri nolu iş yerinde asgari ücretle,

15.07.2006-31.12.2006 tarihleri arasında 165 gün (bildirilmeyen 165 gün),
01.01.2007-01.02.2007 tarihleri arasında 31 gün (bildirilmeyen 31 gün),
14.03.2007-05.08.2007 tarihleri arasında 141 gün (bildirilmeyen 141 gün),
26.06.2008-31.12.2008 tarihleri arasında 185 gün (bildirilmeyen 185 gün),
01.01.2009-31.12.2009 tarihleri arasında 360 gün (bildirilmeyen 360 gün),
01.01.2010-21.04.2010 tarihleri arasında 100 gün (bildirilmeyen 100 gün),
10.12.2010-31.12.2010 tarihleri arasında 21 gün (bildirilmeyen 21 gün),
01.01.2011-28.11.2011 tarihleri arasında 328 gün (bildirilmeyen 328 gün) çalıştığının,
Toplamda Kuruma bildirilmeyen gün sayısının 1331 gün olduğunun tespitine, ” şeklinde karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı … Plastik İnş. Taah. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde; davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Yerel Mahkemece eksik ve hatalı değerlendirmeye dayalı bilirkişi raporu doğrultusunda karar oluşturulduğunu, davacının diğer davalı yanında işçi- işveren ilişkisi ile çalışmasının bulunmadığını, davacının davalı işverene ait dükkanın olduğu binada oturması nedeniyle dükkana bazen gelip gittiğini, bazı zamanlarda işverene yardım ettiğini, ancak bu yardımın düzenli ve ücret karşılığı olmadığını, davacının nadiren yevmiye usulü gündelik çalıştığını, davacının kısa bir dönem düzenli iş ilişkisi içinde çalıştığını, bu dönemin de davalı Kuruma bildirildiğini, soyut ve çelişkili, görgüye dayalı olmayan ayrıca diğer davalı işyerine karşı dava açmış yani husumet içinde bulunan tanık anlatımlarına dayalı olarak kararın oluşturulduğunu, davacının çalışmalarının kesintili olup; davacı taleplerinin hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen; bozma ilamı gereklerinin yerine getirilmediğini, ispatlanmayan davanın reddine karar verilmesi gerekir iken kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Yerel Mahkemece eksik ve hatalı değerlendirmeye dayalı bilirkişi raporu doğrultusunda karar oluşturulduğunu, davacının diğer davalı yanında işçi- işveren ilişkisi ile çalışmasının bulunmadığını, davacının davalı işverene ait dükkanın olduğu binada oturması nedeniyle dükkana bazen gelip gittiğini, bazı zamanlarda işverene yardım ettiğini, ancak bu yardımın düzenli ve ücret karşılığı olmadığını, davacının nadiren yevmiye usulü gündelik çalıştığını, davacının kısa bir dönem düzenli iş ilişkisi içinde çalıştığını, bu dönemin de davalı Kuruma bildirildiğini, soyut ve çelişkili, görgüye dayalı olmayan ayrıca diğer davalı işyerine karşı dava açmış yani husumet içinde bulunan tanık anlatımlarına dayalı olarak kararın oluşturulduğunu, davacının çalışmalarının kesintili olup davacı taleplerinin hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen; bozma ilamı gereklerinin yerine getirilmediğini, ispatlanmayan davanın reddine karar verilmesi gerekir iken kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, fer’i müdahil olan Kurum aleyhine hüküm kurulmaması ve yargılama giderlerinin Kuruma yükletilmemesi gerektiğini, yargılama giderlerinin müştereken ve müteselsilen Kurumdan tahsiline karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama giderlerinin fazla hesaplandığını, davacı taraf lehine takdir edilen vekalet ücretinin hangi davalıdan tahsiline karar verildiğinin anlaşılamadığını, bu nedenle bu çelişkinin de giderilmesinin gerektiğini belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı işyerinde geçen fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, Mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 506 sayılı Kanunun 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanunun 86/9 uncu maddeleri hükümleridir.

3. Değerlendirme
1. Mahkemenin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.