Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/82 E. 2023/2320 K. 12.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/82
KARAR NO : 2023/2320
KARAR TARİHİ : 12.04.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
KARAR : Direnme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 18.10.2019 tarihli ve 2019/1911 Esas, 2019/1566 Karar sayılı kararı ile Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin, 23.06.2021 tarihli ve 2021/1033 Esas, 2021/4482 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Dairemize gönderildiği belirlenmekle;

Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; katılan Bakanlık vekilinin yokluğunda verilen ve 17.11.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen kanunî süre içerisinde 12.11.2021 tarihli, temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu belirlenmiştir.

Sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen direnme kararının 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin direnme kararını temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.03.2019 tarihli ve 2017/178 Esas, 2019/178 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatine verilmiştir.

2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 18.10.2019 tarihli ve 2019/1911 Esas, 2019/1566 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafii, katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekilin istinaf başvurularının çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu yönünden esastan reddine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi, 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3. Ankara Bölge Adliyesi Mahkemesi 17. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii, katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 23.06.2021 tarihli ve 2021/1033 Esas, 2021/4482 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında hata hükümlerinin uygulanması gerektiğinden bahisle bozulmasına ve dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 13.10.2021 tarihli ve 2021/592 Esas, 2021/1052 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca önceki hükümde direnilmesi ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafii, katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekilin istinaf başvurularının çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu yönünden esastan reddine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi, 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 28.12.2021 tarihli ve 9- 2021/160343 sayılı kısmi ret, kısmi onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın aşamalardaki beyanlarının samimi olduğuna, sanıkla mağdurenin tanışmalarından çok kısa süre sonra cinsel ilişkilerin gerçekleştiğine, mağdurenin mesajlarında 19 yaşında olduğunu söylediğine, mağdurenin fiziksel olarak yaşından büyük gösterdiğine, hata hükümlerinden faydalanması gerektiğine, sanığın en azından reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekili Temyizi
Dilekçesinde temyiz sebebi göstermemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Mağdurenin annesi … ile birlikte kaldığı, 2017 yılı Mart ayında sanık ile internet ortamında tanıştığı ve bir süre yazıştığı, yüz yüze buluşmaya karar verdikleri, sanığın 09.03.2017 tarihinde Ankara’ya geldiği ve Seyranbağları semtinde günlük daire kiraladığı, mağdureyi sokakta buluşup bu daireye götürdüğü, mağdureye rızası ile vajinal yoldan organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu, mağdurenin yaşının küçük olması nedeniyle rızasının geçersiz olduğu, katılan …’ın kızını aradığı, ona mağdurenin köpek gezdirdiğini söylediği, 1 gün sonra sanık ile anlaşıp Hacettepe Hastanesi acil servisine gittikleri, mağdurenin bayılmış numarası yaptığı, acil serviste yattığı, sanığın ise köpeğiyle hastane dışında ilgilendiği, hastaneden hemşirelerin birisinin telefonundan mağdurenin annesini arayıp hastanede olduğunu söylediği, katılan …’ın hastaneye geldiğinde mağdurenin dudaklarının şiş ve yüzünün kızarık olduğunu görünce şüphelendiği, hastane dışına çıkıp telefonla bir yerlere ulaşmaya çalıştığı sırada mağdurenin hastaneden kaçtığı, mağdure ve annesini gören sanığın da hastane çevresinden kaçtığı, katılan …’ın mağdure ile birlikte 11.03.2017 günü saat 02.26’da karakola müracaat ettikleri, mağdurenin Çocuk İzlem Merkezinde beyanının alındığı ve muayenesinin yapıldığı, mağdure hakkında düzenlenen yaş raporunda 29.03.2018 tarihi itibariyle on beş yaş içerisinde olduğunun saptandığı, bu durum karşısında olay tarihinde on dört yaş içinde olduğu Mahkemece kabul edilmiştir.

Sanığın 32 yaşında olduğu, sosyal konumu, yaşam tecrübeleri gereği muhatap olduğu kişilerin yaşını bilecek durumda olduğu, mağdurenin görüntülerinin dosya kapsamında ve Çocuk İzlem Merkezinde alınan ifade görüntülerine ilişkin CD içeriğinde bulunduğu ve Mahkemece gözlemlendiği, sanığın sosyal ve kültürel konumu, sanığın 9 ve 10 Mart tarihlerinde 2 gün mağdure ile buluşup vakit geçirmesi ve karşılaştığında mağdurenin yaşının küçüklüğünden şüphelenmesi, her ne kadar mağdure sosyal medya hesaplarından on dokuz yaşında olduğunu yazmış ise de sosyal medya kayıtlarının resmi kayıt hükmünde olmaması ve sosyal medyada paylaşılan kişisel bilgilerin yanlış olduğuna ilişkin sosyal medya kullanıcılarında bulunan yaygın kanaat oluşması, birlikte vakit geçirilen süre içerisinde mağdurenin konuşmalarından, kendisi ile ilgili verdiği bilgilerden, tavırlarından yaşının anlaşılabilir olması, hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın mağdurenin yaşı konusunda kaçınılmaz hataya düştüğünün kabul edilemeyeceği Mahkemece esas alınarak hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A.Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.” şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B.Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden
Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı, sanığın aşamalarda mağdurenin on dokuz yaşında olduğunu bildiği yönündeki savunması ve bunu destekleyen mesaj içerikleri, mağdure ile sanığın sosyal medya aracılığıyla olay tarihinden yaklaşık bir hafta önce tanışıp ilk kez olay günü buluşmaları ve tüm dosya içeriği nazara alındığında yerinde görülmemiştir. Bu nedenle Tebliğnamedeki onama görüşüne iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
A.Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle, REDDİNE,

B.Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle direnme kararı yerinde görülmediğinden Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin, 23.06.2021 tarihli ve 2021/1033 Esas, 2021/4482 Karar sayılı bozma kararının, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,

12.04.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Sanığın yaşı ve sosyal konumu gereği muhatap olduğu kişilerin yaşını bilecek durumda olması, mağdurenin dosyada mevcut görüntülerinden yaşı ile fiziksel yapısının uyumlu olduğunun anlaşılması, sanıkla mağdurenin iki gün boyunca birlikte vakit geçirmeleri ve bu süre içerisinde mağdurenin konuşmalarından, kendisi ile ilgili verdiği bilgilerden, tavırlarından yaşının on beşten küçük olduğunu anlaması gerektiği ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın atılı suçları işlediği yönündeki Bölge Adliye Mahkemesinin direnme ilamının onaylanması gerekirken direnme gerekçelerinin reddiyle dosyanın karar verilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna tevdii yönünde ortaya çıkan sayın çoğunluğun kararına muhalifim.