YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1006
KARAR NO : 2023/3023
KARAR TARİHİ : 11.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sincan Cumhuriyet Başsavcılığının 06.05.2010 tarihli ve 2010/197 sayılı iddianamesiyle sanığın, beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmıştır.
2. Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.12.2014 tarihli ve 2010/172 Esas, 2014/332 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Mağdurenin Temyiz İsteği
Mağdurenin annesi ile imam nikahı kıyılarak evlenen sanığın, mağdurenin üvey babası sayıldığına, aynı evde yaşamanın verdiği kolaylıktan ve dini nikah ile … sağlayarak eylemleri gerçekleştirdiğinden 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinin uygulanması gerektiğine, sanığın eylemlerini cebir ve tehdit ile gerçekleştirdiğinden hakkında aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması gerektiğine, zincirleme suça ilişkin artırım miktarının üst sınırdan uygulanması gerektiğine ve bir çok duruşmaya katılmamasına rağmen hakkında aynı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca takdiri indirim uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.
III. OLAY VE OLGULAR
Tüm dosya içeriği, sanık savunmaları, katılanların beyanları, tanık ifadeleri,emniyet tutanakları, sorgu zaptı, doktor raporları, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 6. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan 24.03.2014 tarih ve 1294 sayılı rapor, Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğünden alınan 09.04.2010 tarihli adli raporu, kamera kaydı, Ankara Kriminal Polis Laboratuvarının alınan rapor, sosyal inceleme raporu,sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları ile dosya kapsamında toplanan tüm delilerin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda; sanık ile şikayetçi …’nın gayri resmi evli oldukları, sanığın resmi nikahlı başka bir eşinin daha olduğu, sanığın zaman zaman şikayetçinin tutmuş olduğu evde şikayetçi ve şikayetçiden olan ortak çocukları ve şikayetçinin önceki evliliğinden dünyaya gelen katılan mağdure … ile birlikte yaşadığı, sanığın mağdureye yönelik sık sık cinsel eylemlerde bulunduğu bu kapsamda sanığın mağdurenin cinsel bölgelerini ellediği, dudağından öptüğü ve buna benzer cinsel eylemlerini gerçekleştirdiği, şikayetçinin bu durumu kızının kendisine anlatması üzerine öğrendiği ve olayın gerçekliğini ortaya çıkarmak için yatak odasına kamera düzeneği kurduğu, dosyada bulunan kamera görüntülerine göre sanığın mağdureyi yattığı yatağa alarak dudaklarından şehvetle öptüğü, vücudunu ve cinsel organını okşadığı, kendi cinsel organını ellettiğinin görüldüğü, sanığın üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediğinin Mahkemece kabul edildiği, her ne kadar sanık savunmasında suçlamayı inkar ederek kendisine şantaj amacıyla komplo kurulduğunu beyan etmiş ise de, mağdurenin ve şikayetçinin beyanları dosyada bulunan kamera kaydı, dosya kapsamı nazara alındığında sanığın savunmasının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu anlaşılmakla itibar edilmemiş, mağdurenin İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 24.03.2014 tarih ve 1294 sayılı raporunda belirtildiği üzere uğramış olduğu eylem nedeniyle ruh sağlığının kalıcı olarak bozulduğu tespit edildiği, sanık hakkında mağdurenin üvey babası olduğu nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinin uygulanması talep edilmiş ise de, sanık ile mağdurenin annesi şikayetçinin resmi nikahlı olarak evli olmamaları nedeniyle şartları oluşmadığından uygulanmamış, sanığın olay sırasında mağdureye yönelik cebir ve tehdit kullandığı tespit edilemediği şartları oluşmadığından hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uygulanmayarak hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Mağdurenin Temyiz İsteği Yönünden
1. Sanık hakkında kurulan hükümde, Mahkemenin 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi ile aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmama gerekçesinin yerinde olduğu anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve ”Sanığın yargılama sürecindeki davranışları ve cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmamasına karar verildiği ve eylem sayısı nazara alınarak sanık hakkında belirlenen temel cezada zincirleme suça ilişkin artırımın alt sınırdan yapılmasında isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Sanık hakkında kurulan hükümde, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Suç Tarihi Yönünden
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin ”Ekim 2009- Nisan 2010 arası” yerine ”2010 Yılı” olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiştir.
V. KARAR
Gerekçenin (A) ve (B) bölümlerinde açıklanan nedenlerle Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.12.2014 tarihli ve 2010/172 Esas, 2014/332 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan mağdure tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ile katılan mağdurenin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.05.2023 tarihinde karar verildi.