Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/15974 E. 2023/3087 K. 15.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15974
KARAR NO : 2023/3087
KARAR TARİHİ : 15.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı (mağdur …’e karşı), çocuğun cinsel istismarı (mağdur …’ya karşı)
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.03.2020 tarih, 2018/403 Esas, 202137 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mağdurlara karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurularının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 07.07.2020 tarihli 2020/821 Esas, 2020/953 Karar sayılı kararı ile esastan reddedildiği, söz konusu Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün de Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 10.05.2022 tarih, 2021/16047 Esas, 2022/4286 Karar sayılı kararı ile gerekçesizlikten bozulduğu anlaşılmıştır.

2. İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.09.2022 tarihli ve 2022/379 Esas, 2022/373 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mağdur …’e karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan açılan davada, eylem çocuğun cinsel istismarı kabul edilerek sanığın her iki mağdura karşı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi, dördüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca ayrı ayrı 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddeleri uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 11.12.2022 tarihli ve 2022/143667 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafisinin Temyiz İstemi
Olay yerinde keşif yapılması gerektiğine, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, mağdur beyanlarının istikrarsız, çelişkili ve hayatın olağan akışına aykırı olduklarına, tanık beyanlarının savunma lehine anlatımlar içerdiğine, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına ilişkindir.

B. Mağdur … Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın müvekkiline karşı fiili livata suretiyle nitelikli cinsel istismarda bulunduğuna, mahkeme tarafından yanlış hüküm tesis edildiğine, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre hüküm kurmak gerektiğine, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda her ne kadar fiili livata bulgusuna rastlanılmadığından bahsedilmiş ise de raporun tanzim edildiği tarih ile olay arasında geçen süre hesaba katıldığında anılan raporun suçla ilgili sağlıklı bir veri içermesi ihtimalinin düşünülemeyeceğine, asgari sınırdan uzaklaşılarak ve takdiri indirim uygulanmadan hüküm kurmak gerektiğine ilişkindir.

C. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Mağdurların olay örgüsünde tutarlı ilk anlatımlarına üstünlük tanınması gerektiğine, sanığın cezasının alt sınırdan belirlenmesinin, takdiri indirim uygulanmasının ve bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemesince “Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda mahkememizin 2018/403 E. 2020/137 K. Sayılı ilamı ile mahkumiyet kararı verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi 2020/821 E. 2020/953 K. Sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, bu karara karşı temyiz talebinde bulunulması üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2021/16047 E. 2022/4286 K. Sayılı ilam ile bozma kararı verildiği, bozma ilamı doğrultusunda yeniden yapılan yargılama da olay tarihinde mağdurların 12 yaşından küçük oldukları, sanık ile aynı mahallede ikamet ettikleri, sanığın olay günü mağdurlara yaklaşarak tablet verme bahanesiyle mağdurları evine götürdüğü, eve girdikten sonra sanığın olaydan sonra ele geçirilemeyen bir bıçağı mağdurlara göstererek “kimseye birşey söylemeyin” diyerek tehdit ettiği, daha sonra mağdur …’ün pantolonunu indirdiği, akabinde kendi kıyafetini soyarak cinsel organını çıkardığı, birkaç dakika boyunca mağdur …’ün poposuna sürttüğü, mağdur …’ün karşı çıkarak sanığa vurduğu, ancak sanığın eylemine devam ettiği, ayrıca bu olay sırasında sanığın mağdur …’ün vücudunun değişik yerlerini okşadığı, sanığın daha sonra …’ü bırakarak mağdur …’i tuttuğu ve pantolonunu indirdiği, mağdur …’in karşı çıkmasına rağmen sanığın cinsel organını …’in poposuna soktuğu, sanığın …’e bu eylemini iki kez tekrarladığı, boşaldıktan sonra ise …’i bıraktığı, olay esnasında mağdurların kaçmak istediği, ancak sanığın evin kapısını kapatarak mağdurların çıkmasına izin vermediği, sanığın mağdurlara cinsel istismarda bulunduktan sonra eline aldığı bıçakla mağdurlara “kimseye söyleme,sizi keserim, ailenizi keserim” diyerek tehditte bulunduğu şeklinde gerçekleştiği kabul edilen olayda sanığın atılı suçtan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Sanık … **** mahkememizde alınan ifadesinde özetle; Olay günü işten çıkıp eve geldiğini, mağdurların komşuları olduğunu, her iki çocuğun da hayvanlarına vurduğunu gördüğünü, hayvanlara taş attıklarını, kendisininde mağdurları kovaladığını, erkek olan mağdurun kaçtığını, ancak kızı yakalayarak kulağından hafifçe çektiğini, sonra çocukların ablası olarak bildiği bir kızın geldiğini ve kendisine taş attığını, çocukların bu olaydan önce de köpeğine ve tavuklarına vurduğunu beyanla atılı suçlamaları kabul etmemiştir.
Her ne kadar sanık atılı suçlamaları kabul etmemişse de Mağdur …’nun ”kendisi benim pantolonumu indirdi, popomun arasını şurayla sürttü yani benim kaka yaptığım deliğin orası biraz acıdı oraya sürttü pipisini bende bırak beni dedim bana dokunması 4 defa falan oldu kendisi benim popomu gördü bende onun pipisini gördüm pipisi aşağı duruyordu yumuşak hissettim yaparken bunu yaparken ayakta oldu benim işimi bitirince abimi aldı bunları yaparken … abim gördü hepsini beni bıraktı abimi yaptı … abimin poposunu ve pipisini gördüm yine … ın kinide gördüm ama bu sefer … ın pipisi yukarı kalkmıştı kakasını yaptığı deliğe bütün pipisini soktu sonra onu bıraktıktan sonra biraz geçti bir daha yaptı … abime yani toplamda iki kere yaptı birde poposuna bir şey damladı onu gördüm..” şeklindeki sanığa iftira etmesini gerektirir bir husumet bulunmayan, yaşı itibariyle de her hangi bir kişiye husumet beslemesi mümkün görülmeyen, zihinsel ve fiziksel gelişimi yaşı ile uyumlu görünen, kavramları kavrayabilecek ve değerlendirebilecek melekeyi haiz olan mağdur …’nun kurgu olamayacak detaylar barındıran beyanları ve mağdur … hakkında düzenlenen adli görüşme değerlendirme raporuna göre mağdurun, yeterli sözel dil ve konuşma becerilerine sahip olduğu, yöneltilen soruları uygun şekilde anlayıp çoğunlukla uygun ve tutarlı yanıtlar verdiği, anlatımlarının yaşıyla ve bilişsel kapasitesiyle uyumlu olduğu, yer kişi ve zaman oryantasyonunun tam olduğunun anlaşılması, mağdur …’in ” kötü bir şey yaptı popomuza kardeşime de yaptı bana da yaptı … burasıyla buramı yaptı (erkek cinsel organı ile erkek poposunu gösteriyor) popoma sürtündü galiba kaka yapacak deliğe bir şey girmedi diye hatırlıyorum bilmiyorum o bunu yaparken bir şey demedim canımda acımadı iki kere oldu bana … bağırdı ama ben o bana bir şey yapamadım ben … tan bir şey aktığını görmedim ben daha önce böyle bir şey yaşamadım (konuşmanın ortasında adı geçen çocuk bunları … a anlatıcan mı anlatma bi korkuyorum ben ondan ya çıkarsa bize bir şey yaparsa demiştir) … önce … e yaptı sonra bana yaptı” şeklindeki mağdur …’in mental sıkıntısı ve kendini ifade etme güçlüğüne rağmen soru cevap şeklinde alınan beyanlarının mağdur …’nun beyanları ile örtüşmesi, soruşturma aşamasında ikinci kez mağdur çocukların adli görüşme odasında ifadesinin alındığı, mağdurların beyanlarında sanıktan korktuklarını belirttikleri ve mağdurlara sanığı cezadan kurtarmaya yönelik kurgu mahiyetinde öğretilmiş cümleler ezberletildiği, adli görüşmeci raporuna göre de mağdurların beyanlarının sanığı korumaya yönelik çelişkili ve tutarsız olduğunun bildirilmesi karşısında mağdurların oluşa uygun ve yaşlarına göre detay içeren ve yaşları itibariyle uydurulması mümkün olmayan ilk beyanlarına itibar edilerek sanığın suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir. Tanıkların sanığın yakınları olması, olaya ilişkin bizzat bilgi ve görgülerinin olmaması ve beyanların olayın esasına değil sanığın ceza almasını önlemeye yönelik beyanlar olduğu anlaşıldığından tanık beyanlarına da itibar edilmemiştir.
Sanık …’ın süreklilik arz edicek şekilde mağdurların poposuna kendi cinsel organını sürterek ve mağdurların vücutlarına cinsel amaçla dokunarak 12 yaşından küçük mağdurlara karşı cinsel istismar suçunu işlediği sabit görülmekle eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi gereğince sanığın mağdur sayısınca iki kez cezalandırılmasına, sanığın mağdurlara karşı eylemini cebir ve tehditle gerçekleştirmesi nedeniyle cezalarda ayrı ayrı 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince yarı oranında arttırım yapılmasına, verilen cezaların sanığın geleceği üzerine olası etkileri nazara alınarak 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında ayrı ayrı indirim yapılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
Sanığın savunması, katılanın beyanları, mağdurların Çocuk İzleme Merkezinde alınan beyanları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, mağdurların beyanlarının yönlendirme ve soru cevap şeklinde alındığı ve beyanları arasında çelişki bulunduğu, söz konusu ifadelerinin mahkumiyet için yeterli kabul edilemeyeceği, dosyada mağdurların beyanları dışında sanığın üzerine atılı eylemleri gerçekleştirdiğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve bu nedenle Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık müdafii, katılan mağdur … vekili, katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.09.2022 tarihli ve 2022/379 Esas, 2022/373 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.05.2023 tarihinde karar verildi.