YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6518
KARAR NO : 2011/7457
KARAR TARİHİ : 23.06.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ-YIKIM
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalılar adına kayıtlı olan 80 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptaline ve bu bölümdeki yapının yıkımına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, taraflar arasında verilmiş kesin hüküm bulunduğunu, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, dairece; “çekişme konusu taşınmazın kadastro tespitinin 12.08.1985 tarihinde yapıldığı, hazinenin itirazı üzerine Edremit Kadastro Mahkemesinin 28.04.1989 tarih, 1987/37 esas ve 1989/21 karar sayılı ilamı ile davalılar adına tescile karar verildiği, anılan kararın derecattan geçmek suretiyle 26.02.1993 tarihinde kesinleştiği ve böylece sicil kaydının oluştuğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, her dava açıldığı tarihteki koşullara tabidir. Dava tarihi itibariyle davasında haklı olan bir kimsenin yargılama sırasında çıkan yasa gereğince haksız duruma düştüğü takdirde yargılama giderleri ve 1957 tarih, 4/16 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince bu giderlerden sayılan avukatlık ücretinden sorumlu tutulamayacağı açıktır. O halde, öncelikle dava konusu 80 parsel sayılı taşınmazın dayanağını teşkil eden ilamın (Edremit Kadastro Mahkemesinin 28.04.1989 tarih, 1987/37 esas, 1989/21 karar sayılı kararı) keşfen kapsamının belirlenmesi ve bu kapsamda kalan yerin tamamının veya bir kısmının 28.11.1997 tarih 5/3 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca belirlenecek kıyı kenar çizgisine göre tarifi 3621 Sayılı Yasanın 4.maddesinde yapılan kıyıda kaldığının anlaşılması halinde, kesin hükmün tarafı olan Hazineyi bağlayacağı ve hazinenin dava tarihinde davasında haklı olmayacağı, dolayısıyla yargılama giderlerinden hazinenin sorumlu tutulacağı, yok eğer kesin hüküm kapsamı dışında kalan ve davalı tarafın mülkiyet kapsamı içindeki bir kısım yerin kıyıda kaldığının saptanması halinde ise davacı hazinenin davasında haklı olduğu ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretinden davalının sorumlu tutulacağının gözetilmesi ve belirlenecek duruma göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru olmadığı” gerekçesiyle bozulması üzerine mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Davada, 12.05.2011 tarihinde Anayasa Mahkemesince, 5841 Sayılı Yasanın iptali ve yürürlüğünün durdurulması nedeniyle artık dayanağı kalmayan meri mevzuat hükümleri uyarınca çekişmenin çözüme kavuşturulacağı kuşkusuzdur.
Buna göre, daha önce hazine ile davacılar arasında görülen Edremit Kadastro Mahkemesinin 28.04.1989 tarih, 1987/37 esas ve 1989/21 karar sayılı hükme nazaran dava konusu taşınmazın anılan ilamın kapsamında kaldığı belirlendiğine göre, ret kararı bu gerekçe ile ve sonucu itibariyle doğrudur. Hükmün bu gerekçeyle ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13. maddesinin j. Bendi gereğince davacı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 23.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.