YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/37905
KARAR NO : 2023/845
KARAR TARİHİ : 28.02.2023
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/832 E., 2021/1176 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Tokat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.03.2021 tarih, 2020/396 Esas ve 2021/183 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 28.06.2021 tarih ve 2021/832 Esas, 2021/1176 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 23.10.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle, sanığın Adana Emniyet Müdürlüğü kadrosunda çarşı ve mahalle bekçisi olarak halen görev yaptığı, tanıklar S.Y. ve S.Ö.’in birbirini doğrulayan beyan ve teşhislerine göre; sanığın, … … Paşa Üniversitesindeki öğrenimi sırasında 2011-2015 yılları arasında örgüte ait evlerde kaldığı, mezun olduğu 2015 yılı Haziran ayına kadar ev abisi olarak örgütsel faaliyet yürüttüğü, bu görevi kapsamında Bölge Talebe Mesulü (BTM) …’nun başkanlığında yapılan ve ev abilerinin katıldığı istişare toplantılarına düzenli olarak iştirak ettiği, sorumlu olduğu evde örgüt elebaşı …’e ait videoları diğer öğrencilere izlettiği, kitaplarını okuttuğu ve sohbet adı altındaki örgütsel toplantılara katıldığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yayın organı olan Zaman Gazetesine 15.12.2014 günü yapılan operasyon neticesi Samanyolu Televizyonu genel yayın yönetmeni Hidayet Karaca ile Zaman Gazetesi genel yayın müdürü Ekrem Dumanlı’nın gözaltına alınmalarını protesto etmek amacıyla, Tokat Adalet Sarayı önünde AKTİF-SEN organizesinde düzenlenen protesto nitelikli basın açıklamasına 18.12.2014 ve 19.12.2014 tarihlerinde katıldığının tespit edildiği, bu olgular karşısında sanık …’ın sübut bulan FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyeti gerekirken ilk derece mahkemesince beraatine dair verilen karara o yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan aleyhe istinaf başvurusu üzerine dairece istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş olması hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tokat İl yapılanması kapsamında sanık …, kendisine isnat olunan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Türkiye Yapılanmasındaki hiyerarşide, Samsun büyük bölgesine bağlı … İli İl abisi/ablası olan kişilerin altında hiyerarşiye bağlı olarak 2014-2015 yılları arasında ev abisi görevlerini yürütmesi, Zaman Gazetesinin kapatılması ve Bank …’ya el konulmasına karşı örgütün organize ettiği protesto gösterilerine katılması şeklindeki iddialara ilişkin olarak “Ben kesinlikle ev abiliği yapmadım. Tokat’a 2011 yılında geldim, sanat tarihi bölümüne geldim. Sanat tarihi bölümünü okurken devlet yurduna başvurmuştum, yurt çıkmadığı için mecburiyetten, maddi gücüm elvermediği için cemaat evinde kaldım. Tokat’a geldiğim zaman otogarda stant kurmuşlardı, orada görmüştüm. Daha öncesinde bu yapı ile bir irtibatım olmadı. Beni eve yönlendirdiler. İlk yıl evin idaresinden kim sorumluydu hatırlamıyorum. Ev arkadaşlarım …, … ve … isimli kişilerdi, soy isimlerini hatırlamıyorum. 2. sınıfta iken başka bir eve geçtim, burası da cemaat eviydi, burada da sorumluluk almadım. 3.sınıfta iken cemaat evinde kaldım, ben bu zamana kadar hep devlet yurdunda kalmak için başvurdum, ancak çıkmadı. Devlet yurduna başvurduğuma dair resmi bir evrak yok. 3.sınıfta iken evde … diye biri vardı, Ali olarak bildiğim S.Ö. isimli kişi ve ben kalıyordum. S.Y.’yi okuldan tanıyordum ancak hangi evde kaldığını bilmiyorum. 3.sınıfta iken eve gelen giden yoktu, herkes kendi halindeydi, biz dışarı çıktığımız zaman S.Y. BTM idi, bize ne var ne yok diye soruyordu, biz de bir sıkıntı yok diyorduk. Bizden S.Y. sorumlu idi ancak eve gelmiyordu. 2015 yılında okulu bitirdim. Okulu bittiğim … köyüme döndüm, çobanlık yapıyordum, çobanlığa devam ettim, hiçbir alakam olmadı. Ben ev abiliği yapmadım. Eve gelen giden olmadığı için hepimiz kendi başımıza işimizi hallediyorduk. Evimize gelen giden yoktu. Evimizde okey, kağıt oyunları oynanırdı, sigara kullananlar vardı, alkol bile kullanan vardı. Maddi güçlüklürden dolayı o evde kaldığımızdan dolayı, bize bu evde kalıyorsanız gelip protestoda görüneceksiniz dediler, bu nedenle protestoya gittim” şeklinde savunma yapmış; bu kapsamda dinlenen tanık S.Y.’nin “Sanık evlerde kalıyordu. Ben 2012-2016 yılları arasında yapıya ait evlerde kaldım. Sanık tarih bölümü okuyor diye biliyorum, Adanalı olduğunu biliyorum. Bizden istenen ev kirası, faturaları yatırmak, evin alışverişini yapmaktı, buna ev abiliği deniliyordu. Ev abisinin sıkıntılarını dinleyip üstlere aktarıyordum, benim yaptığım bu göreve BTM’lik deniliyordu. Biz toplantı yapmıyorduk, ben kendimce yazıp yolluyordum, istişare toplantıları olmuyordu, çetele de olmuyordu, bunlar hep kağıt üstünde yukarı verilen şeylerdi. Sanık bu bahsettiğim anlamda ev abiliği yapmıştır, sadece evde kalmamızı istiyorlardı, herhangi bir çetele ve sohbet olmuyordu, dini etkinlik istenmiyordu, evin idaresi ile ilgiliydi. … gibi kalanların çoğu maddi yetersizlikten dolayı bunları tercih etmişti, bize baskı yapmadılar, rahat bıraktılar. Sanığın bağlılığı olmamıştır” dediği, tanık S.Ö.’nin “2012 Eylül ayında ben 2.sınıfta iken üniversitede arkadaşım ile ev arıyorduk. Sınıfımdan … adlı şahıs … adlı şahıs ile görüştürdü, daha sonra … adlı şahıs ikimizi alarak Tokat … Karşıyaka’da bir binaya getirdi, orada bir dairede kalacağımız söyledi, evde … ve … kalıyordu. 4 kişi 1 yıl boyunca o evde kaldık. 2013 yılı haziran ayında ben mezun oldum, ondan sonra da sanık ile görüşmedim. Emniyette protesto gösterilerinin resimleri gösterildiği, sanığı orada teşhis ettim. 2014 yılında memleketime giderken otobüs bulamadım, 1 … sanığın bulunduğu bir evde kaldım, orada ev abiliği yaptığını biliyorum.” şeklindeki beyanı neticesinde sanığın, öğrenci olduğu dönemde örgüte ait evlerde bir süre kaldığı ve ev abiliği yaptığı anlaşılmış olup, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 2021/261 Esas, 2021/474 sayılı Kararında da belirttiği üzere sanığın ev abiliği yapmasının tek başına, örgütün hiyerarşisine girip talimatla hareket ettiğini göstermeyeceği, dosya kapsamında sanığın başkaca örgütsel herhangi bir eyleminden bahsedilmediği; bunun yanında sanık hakkında yapılan araştırmalarda örgüt içi hiyerarşiye dahil olarak kriptolu şekilde Bylock ve Eagle programlarını kullandığına, kod adı kullandığına, örgüte müzahir gazete ve dergilere aboneliğinin bulunduğuna, örgüte yardım maksadıyla himmet verdiğine veya topladığına dair bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, örgüte müzahir kurumlarda SGK kaydının olmadığı anlaşılmış olup tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın atılı suçu işlediği kanaati oluşturacak örgütsel eylemleri işlediği konusunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve net bir kanı hasıl olmadığından sanığın üzerine atılı TCK’nın 314/2, 53/1, 58/9, 63, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1 maddeleri uyarınca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere: Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır. (… özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, tanık anlatımlarına, sanık savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre; örgütün kriptolu iletişim ağı olan bylock iletişim sistemini kullandığına dair tespit ve iddia bulunmayan sanık hakkındaki üniversitede okurken cemaat evinde kaldığı ve bu evde abilik yaptığı yönündeki tanık beyanlarının sanığın örgütün hiyerarşik yapısına girdiğini gösterir çeşitlilik yoğunluk muhteva etmediği gözetilerek; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanığın delil yetersizliğinden beraatine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle; yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre; Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 28.06.2021 tarihli ve 2021/832 Esas, 2021/1176 sayılı Kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tokat 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.02.2023 tarihinde karar verildi.