Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/10617 E. 2023/2654 K. 02.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10617
KARAR NO : 2023/2654
KARAR TARİHİ : 02.05.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
KARAR : İstinaf talebinin esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki orman kadastro haritalarındaki teknik hataların düzeltilmesi işlemine karşı açılan itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı … İdaresi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın orman sayılmayan alanda kaldığını, davalı taşınmaz hakkındaki kadastro çalışmasının hatalı olduğunu, taşınmazın orman ile ilgisinin bulunmadığını belirterek, itirazın kabulü ile dava konusu taşınmaz taşınmaz açısından kadastro tespitinin iptal edilerek hatanın düzeltilmesini istemiştir.

II. CEVAP
1.Davalı … İdaresi vekili cevap dilekçesinde ve yargılama safhasındaki beyanlarında özetle; dava konusu yerin devlet orman sınırları içerisinde kaldığını, aplikasyon, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan yüz ölçümü ve fenni hataların düzeltilmesi çalışmalarında taşınmazın orman tahdit sınrıları içerisinde tespit edildiğinin, taşınmazın orman tahdit tutanak ve haritalarına görede devlet ormanı sınırları içerisinde kaldığını, devlet ormanı olan taşınmaz üzerinde öteden beri mülkiyet haklarının olmadığını belirterek davacıların davasının husumetten reddini savunmuştur.

2.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde ve yargılama safhasındaki beyanlarında özetle; evveliyatı orman olan yerlerin daha sonra orman alanı dışına çıkarılsa bile o yerdeki işgalcilerin her hangi bir hak iddasında bulunmalarının mümkün olmadığını, devlet ormanlarının özel mülkiyete konu olmayacağını ve zaman aşamı yolu ile iktisap edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul Anadolu Kadastro Mahkemesi 25.12.2018 tarihli ve 2016/67 Esas – 2018/241 Karar sayılı kararında, dava konusu taşınmazın geçmişte yapılan orman kadastroları ve hakkındaki Sarıyer Kadastro Mahkemesinin 1994/12 Esas, 2001/6 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, kısmen orman içerisinde, kısmen orman dışarısında kaldığı, 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca yapılan kadastro işlemlerinde, dava konusu taşınmaz açısından bir değişikliğin, yeni tespitin bulunmadığı, çalışmanın mevzuata ve usule uygun olduğu, dava konusu taşınmaz açısından, düzeltilmesi gereken herhangi bir hatanın bulunmadığı, taşınmazın vasfında, konumunda veya yüzölçümünde herhangi bir değişikliğin yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili ve davalı … Yönetimi istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Nedenleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, İl Kadastro Komisyonunun orman tahdit hattını haritaya aplike ederken bazı bölümlerde 16 nolu poligon noktası ile 44 nolu poligon hattında kalan bir kısım parsellerin bir bölümünü orman tahdit hattı içine alarak 3116 sayılı Kanun’a istinaden düzenlenen tahdit hattı tutanaklarını, tahdit haritasını ve kesinleşmiş mahkeme kararlarını göz önüne almadan, mahkemece atanan bilirkişi heyetinin de hiç bir inceleme yapmadan orman komisyonunca esas alınan hususlara itibar edilerek gerçeklere aykırı rapor düzenlendiğini, itirazda bulundukları rapora dayanarak adalete ve gerçeklere aykırı bir karar verildiğini, davacı müvekkilinin son verilen karar gereğince İstanbul, Sarıyer, …, … mevkinde bulunan 64 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, dava konusu taşınmazın 1959 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda murisleri Ahmet … adına 12960m² olarak tapulandırıldığını, Orman İdaresi ve Hazine tarafından yapılan itiraz sonucunda Sarıyer Tapulama Mahkemesinin 972/67 Esas sayılı dosyası ile verilen karar sonucunda 5 pafta 64 parsel olarak 7794 M2 olarak mirasçılar adına tesciline karar verildiğini, bu kararın da temyiz incelemesi sonrasında bozulması üzerine son olarak Sarıyer Kadastro Mahkemesinin 1994/12 Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılama neticesinde 1010 m² lik alanın muris … mirasçıları adına tesciline karar verildiğini, 64 parsel ile yapılan yargılama dosyaları hakkında çok farklı raporların düzenlendiğini, değişik raporların düzenlenmesinin 1938 yılında 3116 sayılı Kanun’a istinaden düzenlenen tahdit hattı tutanaklarında poligon noktalarının haritaya yanlış aplike edilmesinden kaynaklandığını, özellikle 35 ile 41 nolu poligon noktalarının, 41 nolu poligon da dahil bu poligon noktaları arasındaki nokta ve mesafelerin her raporda farklı farklı şekilde belirtildiğini, yanlış poligon noktalarının ve tahdit tutanaklarındaki açı ve mesafelerin yanlış yorumlanması sonucunda mülkiyet haklarının kaybolduğunu, yok denecek az miktarda bir bölümün adlarına tapulandırıldığını, bu uygulamalarla 22.01.2016 tarihinde Bahçeköy … Muhtarlığında askıya çıkarılan İl Kadastro Komisyonu tutanaklarında; hatalı ve kanunlara aykırı eylem ve işlemler sonucunda parsellerinin 11950 m² gibi büyükçe kısmının orman tahdit hattının içinde kaldığının görüldüğünü, 41 nolu poligon noktası incelendiğinde noktanın kadim nitelikte bulunan derenin üzerinde yer alması gerekirken bilirkişi raporunda derenin çok üstünde bir yere konduğunu, dosyaya celbedilen tapulama dosyasında bazı bilirkişi raporlarında 41 nolu poligon noktasının dere üzerine konuşlandırıldığının görüldüğünü, 41 nolu poligon noktası 1938 tahdit hattı tutanaklarında belirtildiği gibi dere üzerine konulursa mülkiyet haklarının ne olduğunun belirlenebileceğini, bu uygulamalar yapılmadan, buna aykırı düzenlenen bilirkişi raporuna istinaden, verilen kararın da adalete aykırı olacağından bahisle İstanbul Kadastro Mahkemesinin 2016/67 Esas 2018/241 Karar sayılı kararın kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı … İdaresi vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 31 inci maddesinin gerekçe gösterilerek maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu, 3402 sayılı Kanun’un 31 inci maddesine ilişkin son cümlesi ile kadastro davalarında taşınmazın değerinin tespit edilerek Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirtilen oranları geçmemek kaydı ile nispi vekalet ücretine hükmedileceğinin açıkça hükmü bağlandığını, Kadastro Mahkemesinde görülen diğer davaların da vekalet ücretlerinin nispi olduğunu belirterek; mahkemece dava konusu taşınmazın değerinin tespiti amacı ile bilirkişi raporu aldırılarak idare lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karşı istinaf taleplerinin kabul edilmesini, İstanbul Kadastro Mahkemesinin 25/12/2018 tarih ve 2018/241 karar sayılı ilamının idare lehine maktu vekalet ücretinin kaldırılmasına, kararın vekalet ücreti hükmü bakımından yeniden nispi vekalet ücreti talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 2019/334 Esas – 2019/2953 Karar sayılı kararında, çekişmeli 64 parsel sayılı taşınmazın 1958 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında 11950m2 olarak tarla niteliğinde … adına tespit gördüğü, tespite karşı Orman İdaresi ve Hazine tarafından dava açıldığı, Sarıyer Kadastro Mahkemesinin 12.02.2001 tarih 1994/12 Esas, 2001/6 Karar sayılı ilamı ile dava konusu 64 parselin 25.05.2000 tarihli bilirkişi raporlarında ve krokilerinde gösterdikleri 11.950,00 metrekare kısmın orman olarak Hazine adına tesciline, 1010 metrekarelik kısmın … mirasçıları adına tapuya tesciline karar verildiği, verilen kararın 29.04.2002 tarihinde kesinleştiği, davaya konu 6292 sayılı Kanun’un 11 inci maddesine göre yapılan orman kadastro haritalarındaki teknik hataların düzeltilmesi işlemi sırasında da teknik raporun 10. ve 11. sayfasında 19.2 madde başlığında, OS. 35, OS. 36, OS.37, OS.38, OS.39, OS.40 numaralı orman sınır hattında Sarıyer Kadastro Mahkemesinin 1994/12-2001/6 sayılı kararı gereğince orman sınır düzeltme işleminin yapıldığının belirtildiği ve kesinleşen mahkeme kararı doğrultusunda dava konusu 64 parsel sayılı taşınmazın orman olarak tesciline karar verilen 11.950 metrekarelik kısmın orman tahdit sınırları içerisine alınmasında bir hatanın bulunmadığı, böylece İlk Derece Mahkemesince verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1. maddesi gereğince istinaf başvururusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde de belirtildiği üzere Mahkeme kararının eksik inceleme, araştırma ve uygulamaya dayalı olduğunu, Mahkemece gerekli orman araştırmasının yapılmadığını, taşınmazın tamamının uzun yıllardır tarım arazisi olduğunu, çelişkili raporlar ile poligonların yanlış aplikesi sonucu davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, böylece, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak yerel Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6292 sayılı Kanunu’nun 11 inci maddesine göre yapılan orman kadastro haritalarındaki teknik hataların düzeltilmesi işlemine karşı açılan itiraza ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 6292 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin 10 uncu bendi.

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 135,50 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.05.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.