YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1168
KARAR NO : 2023/2673
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Cinsel taciz
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığının 06.12.2013 tarihli ve 2012/312 soruşturma numaralı iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 123 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca dava açılmıştır.
2. Çatalca Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.10.2014 tarihli ve 2014/300 Esas, 2014/513 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 123 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejmine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
3. Çatalca Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.10.2014 tarihli ve 2014/300 Esas, 2014/513 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay kapatılan 18. Ceza Dairesinin 28.11.2018 tarihli ve 2016/13032 Esas, 2018/15983 Karar sayılı kararı ile “Sanığın ilgi duyduğu ve arkadaşlık yapmak istediği katılanı değişik zamanlarda telefon ile aramak ve mesaj göndermekten ibaret eylemlerinin, 5237 sayılı Kanun’unun 105 inci maddesinin ikinci fıkrasına uyan cinsel taciz suçunu oluşturduğu gözetilmeden, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan hüküm kurulması” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Çatalca 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.12.2019 tarihli ve 2019/23 Esas, 2019/700 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel taciz suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddesi uyarınca 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejmine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
5. Çatalca 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.12.2019 tarihli ve 2019/23 Esas, 2019/700 Karar sayılı kararının sanık ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 06.12.2021 tarihli ve 2021/23987 Esas, 2021/9688 Karar sayılı kararı ile “temyiz incelemesini yaparak bozma kararı veren Yargıtay 18. Ceza Dairesine (kapatılmakla Yargıtay 4. Ceza Dairesine) ait bulunduğundan Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE” karar verilerek dosyanın Yargıtay 4. Ceza Dairesine göndermiş, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin “sanık hakkında cinsel taciz suçundan hüküm kurulmasına ve temyizin kapsamına göre, temyizin incelenmesi Yargıtay 9. Ceza Dairesinin görevine girdiğinden, Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, görev uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla dosyanın Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna GÖNDERİLMESİNE” karar vermiş, Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlık Kurulu 30.11.2022 tarihli ve 2022/Bşk-27 Esas, 2022/156 Karar sayılı kararı ile “Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 06.12.2021 tarihli ve 23987-9688 sayılı görevsizlik kararının KALDIRILMASINA, dosyanın, temyiz incelemesi yapılması için Yargıtay 9. Ceza Dairesine GÖNDERİLMESİNE” karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanığın Temyiz İstemi
Suçsuz olduğuna, konunun kendisi ile alakasının olmadığına, mahkeme bittikten sonra katılanın “benim yapacak bir şeyim yok, git suçluyu bul” dediğine, bu hususta kamera kayıtlarının incelenmesi gerektiğine ve diğer hususlara ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Katılan …’in 05.12.2019 tarihli duruşmada, sanığın kendisine yönelik fiilinden dolayı eşinden ve çocuklarından ayrı kaldığını belirtmiş olup buna göre 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ceza tayin edilmesi gerektiğine, sanık hakkında en az bir sene olmak üzere, alt sınırdan uzaklaşarak üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine, katılan kurum lehine vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğine ve diğer hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın 0533 … ** ** nolu hattan 28.12.2011 tarihinde saat 02.00 sıralarında katılanın kullandığı telefonu arayarak kendisini geçen ay servis ile aldığını beyan ederek kendisinden çok hoşlandığını, arkadaş olmak istediğini söylediği, katılanın kabul etmemesi üzerine de katılana “sen evet deyinceye kadar rahatsız edeceğim” şeklinde söz sarf ettiği, 06.01.2012 tarihinde sanığın tekrar aradığı, katılana hangi fabrikada çalıştığını sorup, servis şoförü olduğunu, telefonunun kendisinde kayıtlı olduğunu söylediği, katılanın telefonu silmesini ve kapatmasını istemesine rağmen sanığın kullandığını beyan ettiği 0542 … ** ** numaralı hattan katılana “niye bu kadar hırçınsın” şeklinde mesaj attığı, sanık suçsuz olduğunu, 0533 … ** ** nolu hattı … ….’nün kullandığını, atılan mesajları …’in attığını beyan ederek üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, …’in ise bu hattı sanığın kullandığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanık her ne kadar kovuşturma aşamasında katılana mesaj gönderenin kendisi olmadığını beyan etmiş ise de, 0542 … ** ** numaralı hattı kendisinin kullandığını beyan ettiği, tanık …’in Cumhuriyet Savcılığı huzurunda 10.12.2013 tarihinde şüpheli sıfatı ile alınan ayrıntılı savunmasında katılan ile hiç konuşmadığını, katılanı 0533 … ** ** numaralı hattan arayan kişinin sanık … olduğunu ifade ettiği, tanığın kovuşturma aşamasında ulaşılamadığı için beyanının alınamadığı, katılan beyanında kendisini arayının isminin … olduğunu, kendisini servis ile aldığını, kendisinden çok hoşlandığını, arkadaş olmak istediğini, tanık …’i tanımadığını söylediği, sanığın 0542 … ** ** numaralı hattı kendisinin kullandığını kabul ettiği, katılanın …’i tanımadığı ve katılanı servis ile alanın sanık olduğu dikkate alındığında katılanı arayan ve mesaj gönderenin sanık olduğu, söylenen sözlerin cinsel taciz suçunu oluşturduğu ancak Mahkemece sanık hakkında, öngörülen cezanın üst sınırının iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektirmesi ve mahkumiyet hükmü kurulmasının öncesinde 17.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’la yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesindeki basit yargılama usulüne dair kanuni düzenlemeden sonra 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine yönelik olarak 19.08.2020 günlü, 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 25.06.2020 tarih ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “Kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin, aynı bentte yer alan “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmesi, 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinin ise suç tarihinde yürürlükte olmadığının anlaşılması karşısında sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması ve ayrıca Çatalca Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.10.2014 tarihli ve 2014/300 Esas, 2014/513 Karar sayılı kararının sadece sanık tarafından temyiz edilmiş olması nedeniyle ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakkının saklı tutulması gerektiği anlaşıldığından mahkeme hükmü hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Çatalca 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.12.2019 tarihli ve 2019/23 Esas, 2019/700 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.