YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/16614
KARAR NO : 2023/3789
KARAR TARİHİ : 05.06.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.10.2022 tarihli ve 2019/206 Esas, 2020/349 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir.
2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 29.12.2021 tarihli ve 2021/198 Esas, 2021/1452 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Bakanlık vekili ile katılan mağdur vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.12.2022 tarihli tebliğnamesinde sanık hakkındaki hükmün “bozulması” yönünde görüş bildirilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Yargılama aşamasında kamera görüntülerine ve tanık beyanlarına itibar edilmediğine, tanık beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmediğine, sanık lehine tanıklık eden tanığın sanık yakınlarınca tehdit edildiği hususunun gözetilmediği ve sanığın savunmalarındaki çelişkinin giderilmediğine, katılanın tutarlı beyanlarına itibar edilmeyip sanıkla kişisel husumet ve yakınlaşması olmamasına rağmen bu şekilde suçlamada niçin bulunabileceğinin değerlendirilmediğine, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine, hürriyeti tahdit üzerinde durulmadığına HTS kayıtları açık olmasına rağmen sanki sanıkla duygusal bir yakınlaşması varmış gibi yanlış değerlendirilme yapıldığına ve dilekçesinde yer alan diğer nedenlere ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Katılan mağdurenin samimi ve tutarlı anlatımları, sanığın katılanın kolundan tuttuğuna dair tanık beyanları, tanıklardan birinin sanık yakınlarınca tehdit edildiğini beyan etmesi dikkate alındığında sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan mahkumiyetine ve kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcığının iddianamesi ile sanığın aynı iş yerinde çalışan katılana yönelik nitelikli cinsel saldırı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.
2. Yapılan yargılama sonucunda; sanık hakkında aynı işyerinde çalıştığı katılana yönelik zincirleme şekilde cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan açılan kamu davasında; sanık ile katılanın aynı işyerinde üretim personeli olarak çalıştıkları ancak sanığın fiilen katılanın şefi pozisyonunda olduğu, katılanın sanığın işyerinde olduğu sırada kendisini birden fazla olacak şekilde cinsel tacizde bulunduğu, yargılama aşamasında üç veya dört kez kendisine tecavüz ettiğini, soruşturma aşamasında dört-beş kez tecavüz ettiğini belirterek 24.10.2018 tarihi itibari ile şikayette bulunduğu, katılanın aşamalarda verdiği beyanlarında en son tecavüz olayının Ağustos 2018 tarihinde gerçekleştiğini belirttiği,
Dosyadaki kamera kayıtları ile yapılan tespitlerde sanığın katılana yönelik cebir şiddet ya da tecavüze ilişkin bir tespitin yapılamadığı, sanık ve katılanın çalıştıkları işyerinden 15.10.2018 tarihi itibari ile çıkışlarının yapıldığı, katılanın şikayetinin ise işten çıkış tarihinden sonra yapıldığı, sanık ve katılanın aralarındaki telefon görüşmelerine ilişkin getirtilen HTS kayıtları ile bu konuda alınan bilirkişi raporunda katılan ile sanığın birden fazla aralarında görüşme ve mesajlaşma kayıtlarının olduğunun belirtildiği, sanığa ait cep telefonunun imaj kaydının alınarak yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan raporlarda da sanığa atılı eylemler yönünden herhangi bir delil elde edilemediği, ayrıca aynı işyerinde çalışan tanık olarak dinlenen tanık beyanlarından bir kısım tanıkların katılanın kendilerine sonradan anlattığı şekilde bildirimde bulunduklarını belirttikleri, bir kısım tanıkların ise sanık ile katılan arasında bir ilişki olabileceğine yönelik anlatımlarda bulundukları, aralarında telefon görüşmeleri ve mesajların olduğunu söylemeleri, sanığın savunmasında katılan ile arasında bir dönem gönül ilişkisi olduğunu ve birbiri ile sevgili olduğunu belirttiği, katılanın ise işyerinde iki yıl çalıştığını, mağdurun kendisini işe başladıktan yedi-sekiz ay sonra taciz etmeye başladığını, üç-dört kez cinsel ilişkiye girdiğini, on beş-yirmi kez cinsel tacizinden kaçtığını, olayları tanık …’e anlattığını, sanığın merdivenlerde ilişkiye girdiği bir olayında tanık ….’nin gördüğünü belirttiği, sanıkla ilgili gönül ilişkisinin olmadığını belirterek, işten çıkartıldığı gün bu durumu sanığa mesaj çekerek bildirdiğini kabul ettiği, tanık ….’nün mahkemede sanığın katılanı kolundan çekip tuttuğunu anlattığını, başka bir olaya şahit olmadığını belirttiği, tanık ….’nin olaylara yönelik görgüye dayalı bilgisinin olmadığını, sanık …’ın katılan …’ye yönelik cinsel saldırısını görmediğini, iddiaların asılsız olduğunu, aralarında bir ilişki olduğunu …’ın anlatması ile bildiğini, birbirleri ile telefonda görüştüklerini bildiğini, kendisini uyardığını belirttiği, Mahkememizdeki beyanında da “…aynı yerde çalıştığımız dönemde işyerinde merdivenlerden üst kata doğru hızlı bir şekilde çıkıyordum, üst katta sigara içilen bölüm vardır, buraya çıktığımda … ve …’yi yüzyüze birbirlerine bitişik şekilde gördüm, …’nin baş örtüsü inikti ve elinde idi, beni görünce panikledi, bir anda baş örtüsünü kafasına taktı ve üst katta bulunan mutfak bölümüne geçti, bu olay çok ani oldu, 2-3 … içerisinde gerçekleşti, bu olaydan sonrada … ile konuştum ve yaptığınız doğru bir şey değil işinizden olursunuz dedim ancak bu uyarılarıma rağmen … oralı olmadı … ile görüşmeye ve ilişkiye devam etti…. …’ın …’ye zorla bir eylemine şahit olmadım, aralarında rıza ile yaşanan bir ilişki vardı, hatta …, …’nin kendisine gönderdiği mesajları bana okutmuştu, bu mesajlar ve yakalamamdan sonrada aralarında ilişki olduğuna emin oldum,…” şeklindeki beyanı ve bir takım tanıkların taraflar arasında telefon görüşme ve mesajlarının olduğunu aralarında ilişki olduğunu bildirmeleri, katılanın da ilk taciz olayında şikayetçi olmayıp aradan uzunca bir zaman geçtikten ve kendisi de işten çıkartıldıktan sonra şikayetçi olması da dikkate alınarak tüm bu hususlar hep birlikte değerlendirildiğinde sanığa atılı nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, sanık savunması, tanıklar ve katılan beyanı ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; sanığın katılana yönelik cinsel saldırıda bulunduğunun şüpheli kaldığı, şüpheden sanığın yararlanması gerektiği yapılan yargılama ile anlaşılmakla, sanığın başından beri samimi ve tutarlı savunması karşısında tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın atılı suçu işlediği kesin olarak tespit edilememiş ve şüphe ortadan kaldırılamadığı, netice olarak katılanın kendi içinde çelişkili beyanları, sanık savunması, bilirkişi raporu ve tanık anlatımları ile atılı suçun işlendiğine dair yeterli kesin birbirini tamamlar delil elde edilemediği, başka delillerle desteklenmediği, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin, net ve inandırıcı delil elde edilemediği ve bu hususta şüphe hasıl olduğu şüpheden de sanık yararlanır ilke ve kaidesinden hareketle müsnet suçlardan sanığın ayrı ayrı beraatine karar verildiği görülmüştür.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf talepleri esastan reddedilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Mağdure ile Bakanlık Vekillerinin Sübuta Dair Temyiz İstemi Yönünden
İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak vicdanî kanıya ulaşıldığı anlaşıldığından, katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiş, onama gerekçesine göre Tebliğnamede bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Vekalet Ücretine Dair Temyiz İstemi Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirdiği nazara alınarak katılan Bakanlık vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 29.12.2021 tarihli ve 2021/198 Esas, 2021/1452 Karar sayılı kararında katılan vekili ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2023 tarihinde karar verildi.