YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1947
KARAR NO : 2023/3269
KARAR TARİHİ : 18.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Reşit olmayanla cinsel ilişki, kasten yaralama, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Katılan ile katılan mağdure vekilinin temyiz istemi yönünden; kayden 25.05.2001 doğumlu olup hükümden sonra dosyaya dilekçe sunduğu 01.03.2023 tarihinde reşit olan katılan mağdurenin, mevcut şikayetinden vazgeçtiğini belirtmesi ve velayet hakkı sona eren anne Yasemin’in de buna bağlı olarak katılan sıfatının hükümsüz hale geldiğinin anlaşılması karşısında, katılan ile katılan mağdure vekilinin hükümleri temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığının 17.11.2017 tarihli ve 2017/583 sayılı iddianamesiyle sanığın, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmıştır.
2. Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.03.2018 tarihli ve 2017/370 Esas, 2018/129 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 07.12.2018 tarihli ve 2018/2326 Esas, 2018/2192 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, tehdit suçundan aynı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kasten yaralama suçundan (iki kez) aynı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.01.2022 tarihli temyiz ret ve bozma görüşlü Tebliğnamesi ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan ile Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığın tehdit, şantaj ve cebir kullanmak suretiyle zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği, bu hususta bilirkişi incelemesiyle çözümü yapılan ses kayıtları ve tanık …’nın beyanı olmasına rağmen sanık hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan mahkumiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın reşit olmayanla cinsel ilişki, iki kez kasten yaralama ve tehdit suçlarını işlediğine dair somut delil bulunmadığından beraati gerektiğine, takdiri indirim maddesinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Yapılan yargılama, toplanan deliller, tanık …’nın beyanları, katılan mağdureyle sanık arasındaki sosyal medya üzerinden yapılan görüşmelere ilişkin ekran görüntü kayıtları, katılan mağdurenin telefonundaki ses kaydına ilişkin çözüm tutanağı içeriği, mağdureye ait rapor içerikleri ile tüm dosya kapsamına göre, sanık ile katılan mağdure arasında başlangıçta mağdurenin de rızasıyla başlayan arkadaşlığın devamında katılan mağdureden yaşça da büyük olduğu anlaşılan sanığın katılan mağdure üzerinde baskı kurmaya başladığı, mağdureye sanığın da kısmen kabul ettiği üzere şiddet uygulamaya başladığı, hatta mağdurenin arkadaşı tanık …’nın yanında da şiddet uyguladığı, mağdure üzerinde otorite kurduğu, bu şekilde mağdureyi sindirdiği ve değişik tarihlerde anal yoldan organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğunun sabit olduğu, mağdurenin aşamalardaki istikrarlı beyanları, özellikle sanığın da kabul etmiş olduğu ses kaydı çözümünden de anlaşılacağı üzere mağdurenin bu ilişkilere özgür iradesiyle rıza göstermediği, maruz kaldığı şiddet ve bu ilişkileri kabul etmemesi halinde maruz kalacağı şiddetin korkusu, tehdidin etkisi ile rıza gösterdiği, bu hususun özellikle sanığın da farklı nedenle Kapuz plajında mağdureye şiddet uyguladığı, yine başka bir olayda kolunu sıktığı yönündeki beyanlarıyla tanık …’nın beyanları ve dosyadaki ses kaydına ilişkin çözüm tutanağındaki karşılıklı konuşmalardan anlaşıldığı, tüm bu nedenlerle sanığın mağdureye yönelik zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1. Katılan mağdure ile sanığın tanıştıkları ve bir süre sonra sevgili oldukları, 14 Ağustostan 2-3 hafta önce … denen yerde buluştukları, sanığın burada mağdurenin arka bölgesine organ sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girdikleri, 18.09.2017 tarihinde sanığın bu kez mağdurenin evine geldiği, evde ikisinden başka kimsenin bulunmadığı, burada da mağdure ile sanığın anal yoldan cinsel ilişkiye girdikleri, yine 23.09.2017 tarihinde mağdurenin evinde buluştukları ve bir kez daha anal yoldan ilişkiye girdikleri, sanığın bu şekilde mağdureye karşı reşit olmayanla rıza ile cinsel ilişki suçunu zincirleme olarak işlediği, yine günü belli olmamakla birlikte sanık ile mağdurenin görüştüğü bir tarihte mağdurenin arkadaşı tanık …’nın da olduğu halde hep birlikte plaja gittiklerinde sanığın mağdureye sinirlenerek koluna vurup tokat attığı, yine mağdurenin şikayetinden bir gün önce sanığın … denilen yerde mağdureye vurduğu, her iki eylemde de BTM ile giderilecek şekilde yaralayıp iki kez yaralama suçunu işlediği, yine bu olaylardan sonra sanığın mağdureye whatsapp üzerinden mesaj göndererek “Kemiklerini kırarım, seni öldürürüm” diyerek tehdit suçunu işlediği kabul edilmiştir.
2. Sanık mağdure ile sevgili olduklarını, … denilen yerde mağdurenin telefonunda eski sevgilisinin fotoğrafını görmesi üzerine kendisine bir tokat attığını, mağdurenin evinde üç kez görüştüklerini, ancak bunun dışında mağdureye karşı herhangi bir suç işlemediğini, mağdurenin evinde oldukları bir sırada öpüştüklerini, mağdurenin cinsel organını tuttuğunu, bu sebeple boşaldığını, o yüzden mağdurenin evinde sperm örneğinin çıkmış olabileceğini beyan etmiş ise de DNA raporları, tanık …’nın beyanları, mağdurenin samimi ifadeleri, mağdure ile sanığın üstleri yarıçıplak olacak şekilde çekindikleri fotoğraflar, ikisi arasındaki whatsapp mesajlarında ilişkiye girdiklerini ima eden mesaj kayıtları, yine mağdurenin anal bölgesinde yapılan muayene sonuçlarının livata bulgularını doğrulaması dikkate alındığında sanığın mağdure ile anal yoldan birden fazla kez cinsel ilişkiye girdiği kabul edilerek savunmasına itibar edilmemiş, yine mağdure bu ilişkilerin rıza ile olmayıp zorla olduğunu iddia etmekte ise de bir kere zorla tecavüz edilen mağdurenin daha sonra sanığı iki kez kendi evine kabul etmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, nitekim şikayet tarihinden hemen önceki gün sanığın mağdureye tehdit içeren sözler söylemiş olduğunun iddia edilmesine rağmen mağdurenin yine sanığı evine çağırarak kabul etmesi, mağdurenin on yedi yaşında olup, fotoğraflardan da görüleceği üzere gelişmişliğinin iyi olduğu fiziken kendini koruyabilecek durumda bulunduğu, aralarındaki whatsapp yazışmalarında kırgınlıklar olmasına rağmen sevgili ilişkilerinin devam ettiğinin açıkça anlaşıldığı, sanığın mağdureyi istediği yolunda beyanlarının bulunduğu, mağdurenin kasıklarının ağrıdığından bahsettiği, tüm bu deliller ışığında ilişkinin zorla olduğunun kabul edilemeyeceği ve zora dair herhangi bir bulgu ve delilin de olmadığı değerlendirilerek sanığın zincirleme şekilde reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Sanık mağdureyi tehdit etmediğini iddia etmiş ise de aralarındaki mesaj kayıtlarında “Bir milyon tane özür dilerim yazacaksın yoksa kemiklerini kırarım, çıplak fotoğraflarını at beni sinirlendirme” şeklinde sözler söyleyerek açıkça mağdureye karşı beden bütünlüğüne zarar vereceğini söyleyerek tehdit ettiği anlaşıldığından bu suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Kasten yaralama suçlarına gelince ise yukarıda açıklandığı üzere gerek tanık tarafından doğrulanan beyanlardan gerekse sanık ile mağdure arasında geçen mesajlaşmalarda ve konuşma kayıtlarında sanığın mağdureye vurduğunun açıkça anlaşılması karşısında sanığın mağdureye iki kez kasten yaralama suçunu işlediği kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Katılan mağdurenin on sekiz yaşını doldurduktan sonra 01.03.2023 tarihli dilekçesiyle şikayetinden vazgeçtiği ve velayet hakkı sona eren anne Yasemin’in de buna bağlı olarak katılan sıfatının hükümsüz hale geldiğinin anlaşılması karşısında, katılanlar vekilinin hükmü temyize hakkı bulunmadığı anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, aynı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen kasten yaralama suçu ve aynı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrası birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun soruşturma ile kovuşturmasının şikayete tabi olduğu ve kovuşturma evresinde sanıktan şikayetçi olarak davaya katılan mağdurenin Bölge Adliye Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesinin ardından dosyaya sunduğu 01.03.2023 havale tarihli dilekçe ile mevcut şikayetinden vazgeçtiği anlaşıldığından, sanıktan vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorularak neticesine göre 5237 sayılı Kanun’un 73 üncü ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından, hükümler bu yönüyle hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Yukarıda açıklanan bozma nedenine göre sanık müdafiinin diğer temyiz nedenlerinin reddine karar verilmiştir.
3. Kasten yaralama ve tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin ilk defa Bölge Adliye Mahkemesince verildiği nazara alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi kapsamına girmediği ve hükümlerin temyize tabi olduğu gözetilerek Tebliğnamedeki bu suçlar
yönünden temyiz isteminin reddi yönündeki görüş ile yukarıda açıklanan bozma nedenine göre reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan değişik gerekçeyle bozma yönündeki görüşe de iştirak edilmemiştir.
V.KARAR
A. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılanlar vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 07.12.2018 tarihli ve 2018/2326 Esas, 2018/2192 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.05.2023 tarihinde karar verildi.