Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/10230 E. 2023/4818 K. 29.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10230
KARAR NO : 2023/4818
KARAR TARİHİ : 29.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/105 E., 2021/698 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
… 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.12.2021 tarihli ve 2021/105 Esas, 2021/698 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından, 16.10.2019 tarihli eylem nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına, 18.11.2020 tarihli eylem nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun’un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, karar ve hükmün, itiraz ve istinaf edilmeksizin 10.12.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 06.05.2022 tarihli ve 2022/1219 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.06.2022 tarihli ve KYB-2022/70358 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.06.2022 tarihli ve KYB-2022/70358 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 16.10.2019 tarihli uyuşturucu madde kullanmak eyleminden dolayı 14.01.2020 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın verilmesini müteakip, sanığın denetim süresi içinde aynı nev’iden suçu 18.11.2020 tarihinde tekrar işlemesi üzerine kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kaldırılarak, iddianame düzenlendiği, yine sanık hakkında 09.11.2020 tarihli eyleminden dolayı da ayrı iddianame düzenlendiği anlaşılmış olup, esasen 09.11.2020 tarihli eylemin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile belirlenen denetim süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle anılan yasanın 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında erteleme kararının ihlali niteliğinde olduğu ve anılan yasanın beşinci maddesi uyarınca ayrı bir kovuşturma konusu yapılamayacağı, 16.10.2019 tarihli ve 18.11.2020 tarihli eylemlerin ise ayrı ayrı suçları oluşturacağı, ancak her iki suçun da iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve aralarında hukuki kesinti olmadığı, bu eylemlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, temel ceza belirlendikten sonra 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde, mahkûmiyet kararları verilmesinde, isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 16.10.2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, … Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2020 tarihli ve
2020/5475 soruşturma, 2020/249 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiş, karar 14.08.2020 tarihinde şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek 31.08.2020 tarihinde tedbirin infazı için … Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir.
B. … Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerine başlanılmış, infaz devam ederken şüphelinin 18.11.2020 tarihinde yeniden uyuşturucu madde ile yakalanması üzerine erteleme kararı kaldırılarak … Cumhuriyet Başsavcılığının 10.02.2021 tarihli ve 2020/5475 Soruşturma, 2021/5787 Esas, 2021/4189 sayılı iddianamesi ile … 51. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
C. Yine şüpheli hakkında, 09.11.2020 tarihli aynı nev’iden suç nedeniyle … Cumhuriyet Başsavcılığının 16.02.2021 tarihli ve 2021/19332 Soruşturma, 2021/6627 Esas, 2021/4763 sayılı iddianamesi ile … 51. Asliye Ceza Mahkemesine birleştirme talepli kamu davası açılmış, … 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.02.2021 tarihli ve 2021/120 Esas, 2021/106 Karar sayılı birleştirme kararı ile davanın 2021/105 esas sayılı dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
D. … 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.12.2021 tarihli ve 2021/105 Esas, 2021/698 Karar sayılı kararı ile, 16.10.2019 tarihli eylem nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 18.11.2020 tarihli eylem nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun’un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, karar ve hükmün, itiraz ve istinaf edilmeksizin 10.12.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
E. Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 16.10.2019 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eyleminden dolayı yapılan soruşturma sonucunda verilen 14.01.2020 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın 14.08.2020 tarihinde şüpheliye tebliğini takiben, sanığın erteleme süresi içerisinde aynı nev’iden suçu 18.11.2020 tarihinde tekrar işlemesi üzerine, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kaldırılarak iddianame düzenlendiği, yine sanık hakkında 09.11.2020 tarihli eyleminden dolayı da ayrı iddianame düzenlendiği anlaşılmış olup, esasen 09.11.2020 tarihli eylemin kamu davasının açılmasının ertelenmesi

kararı ile belirlenen erteleme süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi kapsamında erteleme kararının ihlali niteliğinde olduğu ve aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, sanığın 09.11.2020 tarihli ihlâl eylemi nedeniyle kamu davasının açılması koşulları oluştuktan sonra 18.11.2020 tarihli aynı nev’iden suçu işlediği, her iki eylemin de ilk iddianamenin düzenlenme tarihi olan 10.02.2021 tarihinden önce işlendiği ve eylemler arasında hukuki kesinti olmadığı, eylemlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlendiğinin tespiti halinde, temel ceza belirlendikten sonra 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği,
Ancak;
Ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı Kanun’un 170 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza davası, dava açan belge niteliğindeki icra ceza mahkemesine verilen şikâyet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnai hükümler dışında kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan Kanun’un 170 inci maddesinin dördüncü fıkrasında da; “iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” düzenlemesine yer verilmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinde yer alan; “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” şeklindeki düzenleme gereğince hangi fail ve eylemi hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve eylemi hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir. Mahkeme dava edilmeyen bir eylem hakkında kendiliğinden yargılama yapamaz ve hüküm veremez. Bunun doğal sonucu, iddianamede gösterilen eylem hakkında hüküm kurulmasıdır. Hükmün konusunu, iddianamede sınırları belirtilerek dava nedeni yapılan maddi olay oluşturur. İddianameyle bağlılık ilkesi esastır, iddianamede yer almayan eylemden ceza verilemez, bu nedenle, iddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık; iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve delillerini sunabilmelidir.
Anılan kanuni düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açık aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama

olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir eylem ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır.
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda; somut olayda 10.02.2021 tarihli iddianamede 16.10.2019 tarihli eylem nedeniyle sanığın cezalandırılması talep edilmiş, 18.11.2020 tarihli eylem ise 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ihlal kabul edilmiş, aynı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmamıştır, sanık hakkında 09.11.2020 tarihli eyleminden dolayı da 16.02.2021 tarihli iddianame düzenlenmiştir. Esasen 09.11.2020 tarihli eylem, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile belirlenen erteleme süresi içerisinde işlenen ilk eylem olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi kapsamında erteleme kararının ihlali niteliğindedir ve aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacaktır. Sanık, 09.11.2020 tarihli ihlâl eylemi nedeniyle kamu davasının açılması koşulları oluştuktan sonra 18.11.2020 tarihli aynı nev’iden suçu tekrar işlemiştir. Ancak, 18.11.2020 tarihli eylem nedeniyle açılmış bir kamu davası yoktur. Bu nedenle, mahkemece, 18.11.2020 tarihli eylemle ilgili 5271 sayılı Kanun’un 170 inci maddesine uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı halde bu eylem nedeniyle de mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuka aykırıdır.
Mahkemece, sanığın 18.11.2020 tarihli eylemi hakkında, usul hükümlerine uygun bir iddianame düzenlenmesini sağlayacak şekilde … Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulması, iddianamenin düzenlenmesinin beklenilmesi, iddianame düzenlendikten sonra davanın, 2021/105 Esas sayılı dava ile birleştirilmesine karar verilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sanığın 16.10.2019 ve 18.11.2020 tarihli eylemleri nedeniyle hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının ve hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, dava açılmamış eylem hakkında da hüküm kurularak ayrı ayrı mahkûmiyet kararları verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. … 51.Asliye Ceza Mahkemesinin 02.12.2021 tarihli ve 2021/105 Esas, 2021/698 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.05.2023 tarihinde karar verildi.