YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/21321
KARAR NO : 2023/5659
KARAR TARİHİ : 15.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/18 E., 2016/13 K.
SUÇLAR : 1. Kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde bulundurma
2. İzinsiz kenevir ekme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Cide Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.09.2013 tarihli iddianamesi ile sanığın 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunu’nun (2313 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin son cümlesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Cide Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.12.2013 tarihli ve 2013/104 Esas, 2013/140 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 3 üncü, 4 ncü ve 5 inci maddeleri uyarınca işlem yapma yetkisi ağır ceza mahkemesinde olduğundan İnebolu Ağır Ceza Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir.
3. İnebolu Ağır Ceza Mahkemesinin 16.07.2013 tarihli 2014/14 Esas, 2014/6 Karar sayılı kararı ile karşı görevsizlik kararı verilmesi üzerine olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi için Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 18.09.2014 tarihli ve 2014/6492 Esas, 2014/8717 Karar sayılı kararı ile;” 2313 sayılı Kanuna muhalefet etme suçundan sanık …’nın yapılan yargılanması sırasında; İnebolu Ağır Ceza Mahkemesiyle Cide Asliye Ceza Mahkemesi arasında oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi ve yargı yerinin belirlenmesi istemiyle gönderilen dosya Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye verilmekle incelenerek gereği düşünüldü: İncelenen dosya içeriğine, sanığın üzerine atılan suçun niteliğine, iddianamede olayın anlatılış biçimine ve İnebolu Ağır Ceza Mahkemesi kararındaki gerekçeye göre, yerinde görülmeyen Cide Asliye Ceza Mahkemesinin 25.12.2013 gün ve 2013/104 Esas, 2013/140 Karar sayılı GÖREVSİZLİK kararının KALDIRILMASINA, ” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; Cide Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2016 tarihli ve 2015/18 Esas, 2016/13 Karar sayılı kararı ile sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 4.500,00 TL adli para cezasına ve izinsiz kenevir ekme suçundan, 2313 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesinin son fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, sanık hakkında daha önce işlemiş olduğu bir kasıtlı suç nedeniyle hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verilmesi gerekçe gösterilerek, yasal olmayan gerekçe ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi ve 85 inci madde ile 5320 sayılı Kanun’la eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken mahkûmiyetine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece, sanık …’nın mısır tarlasında 205 kök kenevir bitkisi ektiği, evinde ise kurutulmuş halde 20 gr. kubar esrar bulunduğu, jandarma kriminal dairesince bitkilerin hint keneviri olduğunun ve 20 gr maddenin ise kubar esrar olduğunun tespit olunduğu, sanığın ifadesinde kullanıcı olduğunu itiraf ederek söz konusu uyuşturucuları kişisel kullanım amacıyla ektiğini beyan ettiği, elde edilen kenevir köklerinin sayısı ve kubar esrarın miktarı dikkate alındığında sanığın kenevir bitkisini şahsi kullanımı için ekmiş olduğunun ve kubar esrarı da aynı şekilde şahsi kullanımı için bulundurduğunun kabulü gerektiği, bu haliyle sanığın 2313 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesinin beşinci fıkrası ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrasını ihlal ettiği, sanık hakkında daha önce işlemiş olduğu bir kasıtlı suç nedeniyle hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verildiği anlaşılmakla, sanığın sabit olan suçları nedeniyle cezalandırılması gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
A. Kenevir ekme suçu yönünden;
28.06.2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 18.06.2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce 2313 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesinin beşinci fıkrasının “bir yıldan yedi yıla kadar hapis” cezasını öngördüğü, 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile ikili bir ayrıma gidilerek münhasıran kendi kullanımı için ihtiyaç duyduğu esrarı elde etmek amacıyla kenevir ekiminin düzenlendiği ve “bir yıldan üç yıla kadar hapis” cezasının öngörüldüğü, dosya kapsamına göre, kolluk görevlilerince sanık …’nın mısır tarlasında kenevir bitkisi ektiği, jandarma kriminal dairesince bitkilerin hint keneviri olduğunun ve sanığın ifadesinde kullanıcı olduğunu itiraf ederek söz konusu
uyuşturucuları kişisel kullanım amacıyla ektiğini beyan ettiği, elde edilen kenevir köklerinin sayısı ve kubar esrarın miktarı dikkate alındığında sanığın kenevir bitkisini şahsi kullanımı için ekmiş olduğu hususları nazara alındığında; sanığın sabit olan eyleminin 6545 sayılı Kanun ile değişik 2313 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesinin beşinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen münhasıran kendi kullanımı için ihtiyaç duyduğu esrarı elde etmek amacıyla kenevir ekme suçunu oluşturduğu, 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki ve sonraki düzenlemelerde yer alan hapis cezalarının alt ve üst sınırları gözetildiğinde sanık lehine düzenlemenin de 6545 sayılı Kanun ile değişik 2313 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesinin beşinci fıkrasının ikinci cümlesi olduğu, Mahkemece değişiklikten sonra suç tarihine göre lehe aleyhe yasa tartışması yapılmamasının sonucu değiştirmeyeceği gözetilerek yapılan incelemede, yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri yerinde görülmemiş ve hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
B. Kullanmak için uyuşturucu veya uyarı madde bulundurma suçu yönünden;
1. Sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma şartları oluşmadığı halde, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,
2. Hükmün verildiği ve sanığın hazır bulunduğu 19.01.2016 tarihli celsede, sanıktan son sözü sorulmadan duruşmanın bitirilip hüküm verilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 216 ncı maddesinin son fıkrasındaki “Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir.” emredici hükmüne aykırı hareket edilerek savunma hakkının kısıtlanması,
3. Hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi ve aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası ve aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin, olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka
dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararlarının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;
a) Sanık bu suçu, daha önce işlediği aynı nitelikteki başka bir suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise, 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin 5 inci fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca “davanın düşmesine”,
b) Sanık hakkında, bu suç tarihinden önce, aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise,daha önceki tarihlerde işlediği aynı suçtan dolayı verilmiş olan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararları ve önceki hükümlülükleri dikkate alınmaksızın, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi ve aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde suç tarihi itibariyle, 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesine göre ceza takdir edilip “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”, karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,
4. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun’un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci
maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, nedenleri ile hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
A. Kenevir ekme suçu yönünden kurulan hükmün;
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Cide Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2016 tarihli ve 2015/18 Esas, 2016/13 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle, hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Kullanmak için uyuşturucu veya uyarı madde bulundurma suçu kurulan hükümün;
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Cide Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2016 tarihli ve 2015/18 Esas, 2016/13 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.06.2023 tarihinde karar verildi.