YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2751
KARAR NO : 2023/3005
KARAR TARİHİ : 03.05.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki dava sonucu Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükmün Dairemizce bozulması üzerine, verilen direnme kararına ilişkin dava dosyası Dairemize gönderilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Taraflar arasındaki istihkak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 05/10/2022 tarihli ve 2021/9369 Esas, 2022/9836 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.
Dairemiz bozma kararına Bölge Adliye Mahkemesince direnilmesi üzerine karar alacaklı vekili tarafından temyiz edilmekle 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede;
Türk Medeni Kanunu’nun 47/1. maddesinde tüzel kişiler, kendilerini oluşturan kişi veya mal topluluklarından bağımsız ve ayrı kişilikler olarak tanımlanmıştır. Tüzel kişiler süreklilik arz eden ortak bir amacı gerçekleştirebilmek için ortaklarından ayrı ve bağımsız bir kişiliğe sahip olduğundan, malvarlıkları da ortaklarının malvarlığından ayrıdır. Bu nedenle, ortaklığın alacaklılarına karşı sadece ortaklığın sorumlu olacağına dair sınırlı sorumluluk ilkesi kabul edilmiştir. Ancak uygulamada, sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü yükümlülükler ile borçlardan ve sorumluluklardan kurtulmak için tüzel kişiliğin bir araç olarak kötüye kullanıldığı ve kişilerin tüzel kişilik perdesinin arkasına sığındığı istisna da olsa bazen görülebilmektedir.
Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin amacı ise, tüzel kişiliğin ayrılığı ilkesinin kötüye kullanılarak hukuki sorumluluktan kaçınmayı önlemek, hakkaniyeti sağlamaktır. Temelini, Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenmiş olan dürüstlük kuralından alan bu teori ile uygulamada şirketlerin tüzel kişiliğin perdesine sığınarak alacaklılarına borçlarını ödemelerinden kaçınmalarına engel olmaktadır. Perdeyi aralamak teorisiyle, tüzel kişiliğin ayrılığı ilkesinin kötüye kullanıldığı durumlarda farklı tüzel kişilik savunması kabul
edilmeyerek perdenin arkasındaki kişi sorumlu tutulabilmektedir. Başka bir anlatımla perdeyi aralama teorisiyle birlikte tüzel kişinin borcundan üyelerin, üyelerin borcundan tüzel kişinin ya da ana ortaklıkla yavru ortaklıkların özdeş kılınarak sorumlu tutulmasına olanak sağlanmaktadır. ( …, Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması 1. Uluslararası Ticaret Sempozyumu 02 Şubat 2008 Marmara Üniversitesi Hukuk FakültesiYayını s.h.58)
Somut olayda, haciz yapılan işyerinin dosya kapsamında yer alan kira sözleşmesine göre borçlu şirket tarafından alt kira sözleşmesi ile 3.kişi şirkete kiralandığı, haciz mahallinde borçlu şirket ortaklarından … adına belge bulunduğu ve bazı ürünler üzerinde borçlu şirket etiketinin yer aldığı görülmüştür. Öte yandan, davacı 3.kişi şirketin kurucu ortaklarının … ve … olduğu, …’ın borcun doğumundan sonra 15.1.2018 tarihinde hissesini borçlu şirkete devrettiği, borçlu şirketin de hissesini 12.10.2018 tarihinde borçlu şirket ortağı …’un kayınbabası olan …..,’e devrettiği, diğer ortak …’un da borçlu şirket ortağı …’un eşi olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca, alacaklının delil olarak dayandığı gazete haberlerinde borçlu şirket ortağı …’un üçüncü kişi şirket koordinatörü olarak yer verildiği görülmüştür. Buna göre, borçlu ile üçüncü kişi arasında sıkı organik bağ olduğu, aralarında mal kaçırmak amacıyla danışıklı işlemler yapıldığı, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması sureti ile ana ortaklıkla yavru ortaklıkların özdeş kılınarak sorumlu tutulması gerektiği anlaşılmıştır.
Buna göre, Dairemiz kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeple;
Dosyanın YARGITAY HUKUK GENEL KURULUNA GÖNDERİLMESİNE,
03.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.