YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2039
KARAR NO : 2023/3194
KARAR TARİHİ : 06.04.2023
TUTUKLU
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/2460 E., 2022/2052 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
SUÇ TARİHLERİ : 22.01.2016 – 29.01.2016
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.02.2017 tarihli ve 2016/130 Esas, 2017/39 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (b) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 120,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 26.05.2017 tarihli ve 2017/992 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararı ile duruşmasız sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
C. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi kararının, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 15.09.2022 tarihli ve 2021/14154 Esas, 2022/9160 Karar sayılı kararı ile;
“Sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan verilen mahkûmiyet kararının sanık ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliyesi 5. Ceza Dairesinin 26.05.2017 tarih, 2017/992 esas ve 2017/954 sayılı kararı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilerek Bölge Adliye Mahkemesi’nin gerekçeli kararının sanığın vekaletnameli müdafii Av…’a 08.06.2017 tarihinde Tebligat Kanunun 21. maddesi uyarınca, sanık …’e ise cezaevi aracılığı ile 02.06.2017 tarihinde tebliğ edildiği, sanık … tarafından 05.06.2017 tarihinde temyiz dilekçesi sunulduğu, UYAP sistemi ve yapılan araştırmalar neticesinde sanığın vekaletnameli müdafiinin 26.05.2017 tarihinde vefat etmiş olması nedeni ile baro kaydının silindiğinin anlaşılması karşısında, sanık müdafiinin vefatı ve sanığın üzerine atılı suçun hukuki niteliği dikkate alındığında, sanığa bu hususun bildirilerek, müdafi seçme imkanının verilmesi, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan etmesi halinde baro tarafından CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca kendisine zorunlu müdafi görevlendirilmesinin sağlanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
D. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 16.11.2022 tarihli ve 2022/2460 Esas, 2022/2052 Karar sayılı kararı ile duruşma açarak sanık hakkında, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (b)
bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 120,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
E. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; yerinde görülmeyen temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içerir Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,
2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına,
4. 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanmaması gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Bölge Adliye Mahkemesince; sanık savunması, iletişim tespit tutanakları, fiziki takip ve olay tutanakları, tanık beyanları ile teşhis tutanakları, keşif sonrası dosyaya sunulan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamından; sanığın, 22.01.2016 tarihinde hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen tanık …e 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi kapsamındaki okula 200 metreden yakın mesafede suç konusu uyuşturucu maddeyi sattığı; sanığın, 29.01.2016 tarihinde hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen tanık …e 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi kapsamındaki okul ve camiye 200 metreden yakın mesafede suç konusu uyuşturucu maddeyi sattığı, böylece sanığın zincirleme şekilde uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Adli Tıp Kurumu … Grup Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesinin 29.02.2016 tarihli ekspertiz raporunda tanık …ten ele geçen safi ağırlığı 250 mg gelen 1 adet tabletin “N-methyle-3, 4- Methylendioxyamphetamine” etken maddesini içerdiği; yine Adli Adli Tıp Kurumu … Grup Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesinin 14.03.2016 tarihli ekspertiz raporunda tanık …den ele geçen 1adet safi ağırlığı 280 mg gelen 1 adet tabletin 120 mg “N-methyle-3, 4-Metilendioksiamfetamin” etken maddesini, safi ağırlığı 230 mg gelen 1 adet tabletin “Diclofenac” etken maddesini içerdiği belirtilmesine rağmen, her iki raporda da bu maddelerin uyuşturucu veya uyarıcı madde niteliğinde olup olmadığının belirtilmediği anlaşıldığından; suç konusu tabletlerden analiz sonucu arta kalan varsa o maddelerin gönderilmesi suretiyle, eğer arta kalan yok ise yukarıda bahsi geçen … Grup Başkanlığının raporlarının gönderilmesi suretiyle ele geçirilen hapların 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun (2313 sayılı Kanun) ve 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile dördüncü fıkrasının (a) bendinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı niteliğinde madde içerip içermediği hakkında Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulundan rapor alınması, yasal kısıtlılık altında bulunan herhangi bir uyuşturucu veya uyarıcı madde içermediğinin belirtilmesi halinde hapların 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin 6 ncı fıkrasında belirtildiği şekilde;
a. “Uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran” bir madde olup olmadığı hususunda rapor alınması,
b. Üretiminin resmi makamların iznine veya satışının yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olup olmadığının, Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğünden sorulması,
Sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi;
2. Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli karar başlıklarında suç tarihinin “22.01.2016, 29.01.2016” olarak yazılması gerekirken “ 29.01.2016 ” olarak yanlış yazılması;
Hukuka aykırı görülmüştür
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 16.11.2022 tarihli ve 2022/2460 Esas,
2022/2052 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE, salıverilme isteği yönünden Başkan V. …’ün karşı oyu ve oy çokluğuyla,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.04.2023 tarihinde karar verildi.
(K.O)
KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Avrupa İnsan Haklarını ve Temel Hürriyetleri Koruma Sözleşmesi (AİHS)’nin başlangıç bölümü ve 53 üncü maddesi hükümlerine göre;
a) AİHS insan haklarını ve temel özgürlükleri asgari ölçüde koruyan bir sözleşmedir. Zamanla koruma sınırlarının genişletilmesi amaçlanmıştır.
b) AİHS’ye taraf olan devletler, iç hukuklarında insan haklarını ve temel özgürlükleri daha fazla koruyacak düzenlemeler yapabilirler veya bu konuda başka bir sözleşmeyi kabul edebilirler. AİHS’nin hiçbir hükmü, bu nitelikteki düzenlemelere aykırı düşecek şekilde yorumlanamaz. Başka bir anlatımla, AİHS’ye taraf olan devletlerin, iç hukuklarında veya kabul ettikleri başka bir sözleşmede yer alan insan haklarını ve temel özgürlükleri daha fazla koruyan hükümlerin, AİHS’ye aykırılığı ileri sürülemez.
2. AİHS’nin 5 inci maddesine göre, tutuklu bulunan herkesin, makûl bir süre içinde serbest bırakılmaya hakkı vardır. Tutukluluk, makûl süreden fazla olamaz.
3. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, AİHS’nin 5 inci maddesindeki tutuklulukta geçecek “makûl süre” kavramını yorumlarken, bu sürenin ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmünden sonraki aşamayı kapsamadığını kabul etmiştir. Ancak AİHS’nin başlangıç bölümü ile 53 üncü maddesine göre, sözleşmeye taraf olan devletler kendi yasalarında sanığın özgürlüğünü daha fazla koruyucu hükümlere yer verebilirler. Bu nitelikteki hükümlerin AİHS’ye aykırılığı ileri sürülemez.
4. 5271 sayılı Kanun’un 2, 102 ve 104 üncü maddeleri ile CGTİHK’nın 4 üncü maddesine göre;
a) İddianamenin kabulünden, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evre, kovuşturma evresidir.
b) Suç şüphesi altında bulunan kişinin, iddianamenin kabulünden, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evredeki sıfatı sanıktır.
c) Sanığın, hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden, hükmün infaz edildiği tarihe kadar geçen evredeki sıfatı ise hükümlüdür.
d) 5271 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinde düzenlenen azami tutukluluk sürelerine, hükmün kesinleşmesine kadar geçen süreler de dahildir.
5. Diğer yandan, aynı dava içinde birden fazla suç nedeniyle tutuklama kararı verilmiş olması durumunda da, tutuklamayla ilgili azami süre bir kez uygulanır.
6. Somut olayda; sanığın tutuklandığı 01.03.2016 tarihinden bu güne kadar 5 yılı aşkın süre geçmiş olup, 5 yıllık azami süre dolmuştur. Bu nedenle adı geçen sanığın salıverilmesi gerektiği kanısını taşıdığımdan çoğunluğun salıverilme talebinin reddine ilişkin görüşüne katılmıyorum. 06.04.2023