Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2023/2700 E. 2023/8312 K. 31.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2700
KARAR NO : 2023/8312
KARAR TARİHİ : 31.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptali ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2020 tarihli ve 2020/308 Esas, 2020/412 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 26.01.2021 tarihli ve 2020/3819 Esas, 2021/155 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılarak bir karar verilmek üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin gönderme kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisinin davalıların Ukrayna’da bulunan şantiyelerinde formen olarak 19.09.2017-14.08.2019 tarihleri arasında 1 yıl, 11 ay, 27 … aralıksız olarak çalıştığını, aylık net 2.500 ,00 USD ücret aldığını, şantiye ve lojmanlardaki sağlıksız koşullar ve aşırı soğukların murisin bir virüs kapmasına ve ağır hastalanmasına yol açtığını, bulunduğu bölgede tedavi olanağı bulunmadığından şantiye yetkililerinin murisi 14.08.2019 tarihinde …’ye gönderdiğini ve murisin 19.08.2019 günü vefat ettiğini, murisin … sözleşmesinin davalı işverenlik tarafından 14.08.2019 tarihinde sona erdirildiğini, 2018 tarihli ve 14.08.2019 günlü ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanaklarının şekil ve esas yönlerinden usul ve kanuna aykırı olup geçersiz olduklarını ileri sürerek ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanaklarının geçersiz olduklarının tespiti ve iptali ile kıdem ve ihbar tazminatı, manevi tazminat, yıllık izin ücreti, fazla çalışma, hafta tatili, … … ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, murisin Ukrayna’da yurt dışı kanunlarına göre kurulmuş dava dışı Şirkette çalıştığını, husumet itirazları bulunduğunu, dönemsel çalışmaları dolayısıyla her iki çalışma dönemini de kapsayacak şekilde 15.01.2019 ve 14.08.2019 tarihli arabuluculuk tutanakları ile usulüne uygun anlaşmalar yapıldığını, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, alacak taleplerinin yerine olmadığını, murisin vefat nedeni bilinmemekle birlikte şantiye şartlarından kaynaklı olmasının mümkün olmadığını, Ukrayna’da dinî bayramlarda çalışma yapılmadığını, …’de geçerli resmî tatillerde Ukrayna’da çalışma yapılmaması gerektiğini ileri sürmenin taraf iradelerine ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Ukrayna kanunlarına göre hafta tatili pazar günü olup murisin hafta tatillerini kullanması nedeniyle bu talebin reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların murisinin 18.09.2017-14.08.2019 tarihleri arasında …’de bulunduğu süreler haricinde davalılara ait yurt dışındaki işyerinde 1 yıl, 7 ay, 24 … çalıştığı, aylık net ücretinin 2.500,00 USD olduğu, davalı tarafın davacıların murisinin rahatsızlığı nedeniyle … sözleşmesini feshederek …’ye gönderdiği, murisinin … sözleşmesinin haklı nedenlerle feshedildiğinin ispat edilemediği, davacıların murisinin davalılara ait işyerinde çalışmasından dolayı kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, fazla çalışma, hafta tatili, … … ve genel tatil ücretlerinin bilirkişi raporunda belirlendiği, ihtiyari arabuluculuk tutanaklarının mevzuatta belirtilen prosedürlere uygun olarak yapılmadığı, murisin ihtiyari arabulucuya başvurduğuna, arabulucunun nasıl seçildiğine dair bir bilgi ve belge mevcut olmadığı ve dinlenen davalı tanık beyanından da anlaşılacağı üzere ihtiyari arabuluculuk tutanaklarının kendileri tarafından murise imzalatılması nedeniyle söz konusu arabuluculuk tutanaklarının iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; alacaklardan yapılan indirim fahiş olduğunu, giydirilmiş ücretin eksik hesaplandığını, tanık anlatımlarının hatalı değerlendirildiğini, ihbar tazminatı, fazla çalışma, … … ve genel tatil ücretinin eksik hesaplandığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağından davanın usulden reddi gerektiğini, muris işçi ile dava dışı Şirket tarafından imzalanan istihdam sözleşmesinin 18 … maddesi uyarınca çalışan ve işverenin Ukrayna … Kanunu’na ve … hukuku mevzuatına tâbi olacağının düzenlendiğini, bu nedenle somut olayda Ukrayna kanunlarının uygulanması gerektiğini, husumet itirazları bulunduğunu, ücretin fazla çalışmaları içerir şekilde kararlaştırıldığı durumda tazminat ve alacak hesaplamasına esas alınacak aylık ücretten fazla çalışmaların dışlanması gerektiğini, muris işçinin … sözleşmesini kendisinin feshettiğini ve ihtiyari arabuluculuk görüşmesinin yapıldığı sırada bilinci yerinde olup iradesinin sakatlanmadığını, fazla çalışma ücretinin hatalı hesaplandığını, …’de geçerli resmî tatillerde Ukrayna’da çalışma yapılmaması gerektiğini ileri sürmenin istihdam sözleşmesinde kararlaştırılan hukuk gereği hayatın olağan akışına ve taraf iradelerine aykırı olduğunun … olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; muris işçinin 19.09.2017 – 14.08.2019 tarihleri arasında 1 yıl, 7 ay, 24 … çalıştığının kabulünde hata bulunmadığı, işçinin … sözleşmesi sonunda …’ye giriş tarihi gözetildiğinde 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği, arabuluculuk tutanaklarının … sözleşmesi devam ederken alınması, arabuluculuk görüşmesinin nerede yapıldığının tutanakta belirli olmaması, fesihten 5 … sonra muris işçinin vefat etmesi, bordrolarda yer … çıkış tarihlerinin ihtiyari arabulucuk son tutanak düzenleme tarihlerden sonraki tarihe isabet etmesi, her iki ihtiyari arabuluculuk tutanağının nasıl seçildiği belirli olmayan aynı arabulucu tarafından düzenlenmesi, neden iki tane düzenlendiğinin belirlenememesi, hangi dönemlere dair alacakların konuşulduğunun açık olmaması hep birlikte değerlendirildiğinde gönderme kararında hata bulunmadığı sonucuna varılarak Mahkemece işin esasına girilmesinde hata görülmediği, dosya kapsamında 17.11.2017 tarihli Ukrayna … … sözleşmesi bulunmakta ise de; davalı tarafından gönderme kararından önce cevap dilekçesi ve beyanlarında bu yöne ilişkin bir savunma ve itiraz sunulmadığı, bu husus gönderme kararı kapsamı dışında kaldığından uyuşmazlığa … hukukunun uygulanmasında hata saptanmadığı, dosyada istifa ya da terk tutanağı bulunmadığından feshin işçi taraftan gelmediği belirlenmekle işveren tarafından yapılan feshin haklı nedene dayandığı ve işçiye ihbar öneli verildiğinin ispatlanamadığı, bilirkişi raporunda alacakların belirlendiği, zamanaşımı nedeniyle reddi gereken alacak bulunmadığı, tanık anlatımlarına dayalı hesaplamalardan makul indirim oranı uygulanmasında ve oranında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraflar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili ve katılma yolu ile davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

2. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanaklarının iptalinin gerekip gerekmediği, … sözleşmesine uygulanacak hukuk, davalılara husumet yöneltilmesinin hatalı olup olmadığı, aylık ücret miktarının tespiti, dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı, alacakların hesaplanması ve ödenip ödenmediği, indirim oranı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 … maddesi.

2. 5718 sayılı Milletlerarası … Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (5718 sayılı Kanun) 27 nci maddesi şöyledir :
” (1) … sözleşmeleri, işçinin mutad işyeri hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgarî koruma saklı kalmak kaydıyla, tarafların seçtikleri hukuka tâbidir.
(2) Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları hâlinde … sözleşmesine, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukuku uygulanır. İşçinin işini geçici olarak başka bir ülkede yapması hâlinde, bu işyeri mutad işyeri sayılmaz.
(3) İşçinin işini belirli bir ülkede mutad olarak yapmayıp devamlı olarak birden fazla ülkede yapması hâlinde … sözleşmesi, işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukukuna tâbidir.
(4) Ancak hâlin bütün şartlarına göre … sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması hâlinde sözleşmeye ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri yerine bu hukuk uygulanabilir.”

3. 5718 sayılı Kanun’un 2, 5, 8, 24, 40 ve 44 üncü maddeleri.

4. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 2, 3, 9, 11, 13 ve 18 … maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, arabuluculuk anlaşma tutanakları ve özellikle davalı tanığı H.Ç’nin “… davacı hastaneden gelip Türkiyeye dönmeden önce kendisine arabulucuk evrakları bordroları, çıkış belgeleri ve çıktığına dair dilekçesini imzalattık, arabuluculuk tutunağını imzatırken arabulucu orada değildi. …” şeklindeki beyanı dikkate alındığında arabuluculuk sürecinin kanuna uygun şekilde yürütülmediği anlaşılmakla ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanaklarının iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

2. Yabancılık unsuru, bir hukuki işlemi veya ilişkiyi ya da olayı birden fazla devletin hukuku ile irtibatlı hâle getiren unsurdur. İşçinin veya işverenin yabancı olması, işverenin işletme merkezinin yabancı bir ülkede bulunması, işçinin kendi işini mutad olarak yabancı bir ülkede yapması veya … ilişkisinin yabancı bir ülke ile sıkı irtibatlı olduğunun durumun genelinden anlaşılması gibi hâllerde … sözleşmesinde yabancılık unsurunun bulunduğundan söz edilir.

3. 5718 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesine göre, … mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibarıyla yetki kuralları belirler. Aynı Kanun’un 44 üncü maddesi ise … … sözleşmesinden veya … ilişkisinden … uyuşmazlıklarda … mahkemelerinin milletlerarası yetkisini tayin eden … bir yetki kuralı getirmiştir. Buna göre, … … sözleşmesinden veya … ilişkisinden … uyuşmazlıklarda işçinin işini mutaden yaptığı işyerinin …’de bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. İşçinin, işverene karşı açtığı davalarda işverenin yerleşim yeri, işçinin yerleşim yeri veya mutad meskeninin bulunduğu … mahkemeleri de yetkilidir.

4. 5718 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinin birinci fıkrasında hâkimin, … kanunlar ihtilafı kurallarını ve yetkili olan yabancı hukuku resen uygulayacağı ve yetkili yabancı hukukun içeriğinin tespitinde taraflardan yardım isteyebileceği belirtilmiştir. Yabancı hukukun içeriğinin tespiti, … ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, hâkim gerekirse bilirkişi incelemesine de gidebilir. Yabancı hukukun olaya ilişkin hükümlerinin tüm araştırmalara rağmen tespit edilememesi hâlinde … hukuku uygulanır.

5. 5718 sayılı Kanun’un 5 … maddesine göre yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün … kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde … hukuku uygulanır. Kamu düzeni müdahalesi sınırlı ve istisnai niteliktedir. … kamu düzeninin ihlalini gerektirecek hâller, çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlali hâlinde düşünülecektir. Fakat her emredici hükmün ihlali hâlinde veya her emredici hükmü ihlal eden bir yabancı kararın … kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararı). Örneğin; ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, hafta ve genel tatil alacaklarına ilişkin hükümler iç hukukumuz bakımından emredici nitelikte olmakla birlikte, bunlara dair yabancı hukukun farklı düzenlenmeleri, sırf farklılıkları nedeniyle somut uyuşmazlıkta ortaya çıkan durum değerlendirilmeden 5718 sayılı Kanun’un 5 … maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesine neden olmaz. Keza uygulanması gereken yabancı hukukun işçiye … hukukundan daha az koruma getirmesi de … başına kamu düzeni müdahalesi için yeterli bir sebep değildir. Kanunlar ihtilafı hukukundaki kamu düzeni anlayışı, iç hukukun kamu düzeni anlayışından farklı ve daha dar kapsamlıdır.

6. Bir yabancı hukuk kuralı … hukukunun … değerlerine, … genel adap ve ahlâk anlayışına, … kanunlarının dayandığı … adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, 2709 sayılı … Cumhuriyeti Anayasası’nda yer … … hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ikili anlaşmalara, gelişmiş toplumların ortak benimsedikleri ahlâk ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine aykırı olması hâlinde Kamu düzenimize aykırılığı söz konusu olabilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı, 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar). Örneğin yabancı hukukun, … çocukların çalışmasına ya da ücret ve diğer haklarda ırka dayalı ayrımcılık yapılmasına izin vermesi kamu düzenimize aykırıdır.

7. Yabancı hukukun uygulanmasını engelleyen diğer bir durum ise doğrudan uygulanan kurallardır. Müdahaleci normlar olarak adlandırılan bu kurallar, taraflardan ziyade, devlet organizasyonunun sosyal, ekonomik ve politik menfaatlerini gerçekleştirmeyi amaçlar. Bu açıdan vatandaş yabancı ayrımı gözetilmeden, yabancılık unsuru taşısın taşımasın, hukuk seçimi yapılsın yapılmasın, uygulama alanına giren her ilgili olay ve hukuki ilişkide mutlaka uygulanması gereken kurallardır (… …, … …, … … Figanmeşe, Milletlerarası … Hukuk, …, 2019, s.7; … …, B. … …, Milletlerarası … Hukuk, …, 2020, s.155). … hukukunda işçiyi koruyan her emredici kural, doğrudan uygulanan kural olarak nitelendirilmez; ayrıca Devlet organizasyonunun sosyal, ekonomik ve politik menfaatlerini de koruması gerekir. Bununla birlikte emredici hükümler ile doğrudan uygulanan kuralların ayırt edilmesi her zaman kolay değildir ve tartışmalıdır. Doğrudan uygulanan kurallara, kamu hukuku nitelikli … güvenliği hükümleri, … işçi gruplarını koruyucu hükümler ve yasal greve ilişkin hükümler ve asgari ücrete ilişkin düzenlemeler örnek olarak gösterilebilir (…, Milletlerarası Unsurlu … ve Toplu … Sözleşmelerine Uygulanacak Hukuk, …, 2012, s.189-195). Devlet organizasyonun korunması, çoğu olayda ülke ile belirli bir şekilde irtibatlı ya da ülkede gerçekleştirilen … sözleşmelerinde söz konusu olur. Örneğin, tamamen yurt dışından ifa edilen bir … ilişkisinde … hukukundaki asgari ücrete ilişkin kuralın uygulama alanına giren bir olay ya da ihtilaf söz konusu olmaz (… …, “Yabancı Unsurlu … Hukuku İhtilâfları ile İlgili Yargıtay Kararlarının Değerlendirilmesi”, … … …, … … (Editörler), 10. Yılında Milletlerarası … Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, …, 2017, s.525-526; … … …, “Yabancı Unsurlu … Sözleşmelerinde For Devletinin Doğrudan Uygulanan Kurallarının Tespiti ve Uygulaması”, … … Hukuk Dergisi, 2017/1, s. 286).

8. 5718 sayılı Kanun’un 27 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca … sözleşmesinin tarafları, sözleşme ile irtibatlı olsun olmasın diledikleri bir ülkenin hukukunu seçebilirler. Ancak tarafların seçmiş oldukları bu hukuk düzeninin, işçinin mutad işyeri hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgari korumanın altında kalması hâlinde mutad işyeri hukuku uygulanır. Bu durumda, seçilen hukuk ile mutad işyeri hukuku arasında bir yararlılık karşılaştırması yapılmalıdır (… …, “5718 sayılı Kanunu’na Göre … Akdine Uygulanacak Hukukun Tespiti”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt XI, 2007, Sayı 1-2, s.153; A. … …, “Mutad İşyeri Kavramı ve MÖHUK m.27/f.3’ün Uygulanması Sorunu”, … Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 8, 2018, Sayı 2, s.211-212; …, s.89-100). Mutad işyeri, işin zaman ve içerik olarak ağırlıklı ifa edildiği işyeridir. Başka bir anlatımla mutad işyeri, işçinin işini fiilen yaptığı yerdir. İşçinin ücretinin ne şekilde ve hangi para biriminden ödendiği mutad işyerinin belirlenmesi açısından belirleyici değildir. İşçinin işini geçici olarak başka bir ülkede yapması, örneğin montaj için yurt dışında görevlendirilmesi durumunda, bu işyeri mutad işyeri sayılmayacaktır. Geçici çalışmanın ne kadar olacağı her olayın özelliğine göre hâkim tarafından belirlenmelidir. İşçi sadece yabancı ülkede çalışmak için işe alınmışsa ya da işveren çalışmak üzere yabancı ülkeye gönderdiği işçisini geri alma niyetinden veya işçi geri dönme niyetinden vazgeçerse, yabancı ülkeye gönderilen işçinin fiilen çalıştığı yer, mutad işyeri hâline gelir (… …, … …, “Birden Fazla Ülkede İfa Edilen … Sözleşmelerinde Mutad İşyerinin Tespiti”, Terazi Hukuk Dergisi, 2020, Sayı 169, s.1822-1824; …, s.118-137; …, s.217).

9. Yabancılık unsuru taşıyan … sözleşmelerinde taraflar uygulanacak hukuku seçmemişlerse veya yapmış oldukları hukuk seçimi anlaşması herhangi bir sebepten geçerli değilse, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukuku uygulanır. 5718 sayılı Kanun’un 27 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince işçinin işini geçici olarak başka bir ülkede yapması hâlinde, bu işyeri mutad işyeri sayılmaz. İşin birden fazla ülkede ifa edilmesinde de mutad işyerinin tespitine çalışılmalıdır. Bu hâlde mutad işyeri, Avrupa Birliği Adalet Divanı kararlarında ve doktrinde belirtildiği üzere, işçinin işini ifa faaliyetlerini veya ifa faaliyetlerinin çoğunluğunu gerçekleştirdiği yer, işçinin esas olarak işverene karşı yükümlülüklerini yerine getirdiği yer, işçinin işini ifa etmek üzere hangi ülkede daha çok zaman geçirdiği, işin organize edildiği yer, işin esas kısmının ve ağırlıklı bölümünün yapıldığı yer gibi kriterlerden hareket edilebilir (Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi, 18.09.2019 tarihli ve 2016/9339 Esas, 2019/16564 Karar sayılı kararı; …, …, s.1822-1824). Ancak aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre işçinin işini belirli bir ülkede mutad olarak yapmayıp devamlı olarak birden fazla ülkede yapması hâlinde … sözleşmesi, işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukukuna tâbidir. Esas işyeri ile kastedilen, işverenin işyeri merkezinin bulunduğu ülkedir. Örneğin açık denizlerde görev … gemi adamları bakımından esas işyerinin bulunduğu ülke hukuku önem taşır. Maddenin dördüncü fıkrasında ise hâlin bütün şartlarına göre … sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması hâlinde sözleşmeye mutad işyeri hukuku ve işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukuku yerine bu hukukun uygulanabileceği ifade edilmiştir. Daha sıkı ilişkili hukukun uygulanmasındaki en önemli unsur, işçinin menfaatidir (…, s.147). Örneğin, işçinin sosyal çevresinin …’de bulunması, …’nin sosyal güvence sistemi içinde yer alması, ücretinin …’de ve … lirası üzerinden ödenmesi, işverenin … olması, … sözleşmesinin … hukukuna özgü kurumlar gözetilerek düzenlenmesi, … hukukuna tâbi daha önceki bir … sözleşmesine gönderme yapılması, … sözleşmesinin Türkçe kaleme alınması gibi unsurların tamamının ya da önemli bir bölümünün varlığı hâlinde, … sözleşmesinin … hukuku ile sıkı ilişki içinde olduğu sonucuna varılabilir (…, s.152).

10. Sözleşmenin belirli süreli olarak yapılıp yapılamayacağı, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle işçinin hak kazanacağı tazminatlar, fazla çalışma, yıllık izin, işverence yapılan uygulama ve ödemelerin niteliği, zamanaşımı gibi hususlar 5718 sayılı Kanun’un 27 nci maddesi uyarınca tayin edilen hukuka göre değerlendirilmelidir. Hafta tatili, dinî ve millî … günleri ve ücretlerini düzenleyen hükümler, doğrudan uygulanan kuraldır; ancak uygulama alanına giren … ilişkilerine uygulanır. Örneğin tamamen yurt dışında ifa edilen bir … ilişkisinde, dinî ve millî … günleri … hukukuna göre belirlenemez (…, s. 528; … …, … …, “…’den Yurt Dışına Götürülen İşçiler Hakkında Yargıtay Kararının Değerlendirilmesi”, … Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi, Cilt 13, 2016, Sayı 50, s.971-972).

11. Sözleşmenin belirli süreli olarak yapılıp yapılamayacağı, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle işçinin hak kazanacağı tazminatlar, fazla çalışma, yıllık izin, işverence yapılan uygulama ve ödemelerin niteliği, zamanaşımı gibi hususlar 5718 sayılı Kanun’un 27 nci maddesi uyarınca tayin edilen hukuka göre değerlendirilmelidir. Hafta tatili, dinî ve millî … günleri ve ücretlerini düzenleyen hükümler, doğrudan uygulanan kuraldır; ancak uygulama alanına giren … ilişkilerine uygulanır. Örneğin tamamen yurt dışında ifa edilen bir … ilişkisinde, dinî ve millî … günleri … hukukuna göre belirlenemez (…, s. 528; … …, … …, “…’den Yurt Dışına Götürülen İşçiler Hakkında Yargıtay Kararının Değerlendirilmesi”, … Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi, Cilt 13, 2016, Sayı 50, s.971-972).

12. Somut uyuşmazlıkta davacılar vekili dava dilekçesinde, davacıların murisinin davalıların Ukrayna’da bulunan şantiyelerinde çalıştığını, ücretinin USD olarak ödendiğini ileri sürerek ödenmeyen bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı taraflar ise cevap dilekçesinde davacının Ukrayna’da çalıştığını, …’de geçerli resmî tatil günlerinde Ukrayna’da çalışma yapılmaması gerektiğini ileri sürmenin taraf iradelerine aykırı olduğunu, Ukrayna kanunlarına göre hafta tatillerini kullandığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, davalıların bu savunmasına değer verilmeksizin uyuşmazlık konusu alacaklara … hukuku uygulanmak suretiyle yargılama sonuçlandırılmış ve istinaf yolu incelemesinde de davalıların bu yöndeki istinaf başvurusu; dosyada mevcut Ukrayna … … sözleşmesine yönelik savunma sunulmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Ne var ki varılan sonuç, cevap dilekçesi içeriğine ve dosya kapsamına uygun düşmemiştir.

13. Dosya içeriğine göre davacıların murisi işçi davalı Şirketlerin Ukrayna’da bulunan işyerinde 18.09.2017-14.08.2019 tarihleri arasında çalışmıştır. Taraflar arasında imzalanan Ukrayna … … sözleşmesinin tarafların … ilişkisindeki hak ve yükümlüklerine ilişkin çalışma süresi, fesih, ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarına ilişkin maddelerinde çalışılan ülke mevzuatının geçerli olduğu belirtilmiş, yine sözleşmenin 18 … maddesinde de anlaşmazlık durumlarında uygulanacak mevzuata ilişkin ihtilaf durumunda çalışılan ülkenin idari ve adli makamlarının yetkili olduğu açıklanmış, … sözleşmesinin işçinin işyerine gitmek üzere …’den hareket ettiği tarihte başlayacağı kararlaştırılmıştır. Yurda giriş çıkış kayıtlarına göre davacıların murisi 18.09.2017 tarihinde yurt dışına çıkmıştır. Buna göre tarafların … sözleşmesi ile bir hukuk seçimi anlaşması yaptıkları açıktır. Davacıların murisi işçi, dava konusu alacakların ait olduğu söz konusu çalışma döneminde davalılara ait Ukrayna’da bulunan işyerinde çalışmış olup bu durumda ilgili dönemde mutad işyerinin de işçinin işini fiilen yaptığı Ukrayna olduğu sabittir. Bu nedenle imzalanan … sözleşmesi ile seçilen hukuk uygulanmalıdır.

13. Tüm bu hususlar dikkate alındığında davacıların murisinin Ukrayna’da gerçekleşen çalışma dönemi yönünden 5718 sayılı Kanun’un 27 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında taraflar arasında hukuk seçimi anlaşması bulunduğundan uyuşmazlıkta Ukrayna hukukunun uygulanması gerekmektedir. Hâl böyle olunca, Ukrayna hukukunda uzman bir bilirkişiden de denetime elverişli rapor alınmak suretiyle dava konusu uyuşmazlık bakımından değerlendirme yapılması ve dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek sonucuna göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde … hukukuna göre alacakların hüküm altına alınması hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.