YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1546
KARAR NO : 2023/3049
KARAR TARİHİ : 11.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca kesin nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 02.01.2021 tarihli ve 2021/80 Esas sayılı İddianamesi ile sanık hakkında, çocuğun cinsel istismarı, çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.07.2022 tarihli ve 2021/583 Esas, 2022/330 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a) Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
b) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi, 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
karar verilmiştir.
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 02.11.2022 tarihli ve 2022/2063 Esas, 2022/2292 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafii ile katılanlar vekili ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi ve 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
4. Dava dosyasının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 11.01.2023 tarihli ve 9-2022/156008 sayılı, kısmî ret kısmî onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olduğu anlaşılmıştır.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Duruşmalı inceleme yapılmasına, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak sanığın beraatine karar verilmesi talebine, mahkumiyet kararına esas teşkil eden hususun tek sayfadan ibaret Whatsapp yazışmasına dair ekran görüntüsüyle genital muayene raporu olup bunun dışında delil olabilecek hiçbir somut olgunun bulunmadığına, iddiaya konu eylem tarihi olan 10.01.2018 ile 12.08.2020 tarihli rapor arasında uzunca süre olduğu nazara alındığında bu rapora istinaden hüküm kurulmasının mümkün olmadığına, Tuzla-Portlife Sitesindeki iddialara ilişkin olarak mağdure tarafından da istememesi üzerine müvekkilinin kendisini bıraktığı ifade edilmiş olmasına rağmen bu iddia yönünden de müvekkilinin cezalandırılmasına karar verilmiş olmasının hukuki açıdan hiçbir karşılığının olmadığına, mağdurenin kemik yaşı tespitine ilişkin taleplerinin reddedildiğine, yerel mahkemenin kabulünün aksine tanık anlatımlarının müvekkilinin lehine olduğuna, mağdurenin bir kısım beyanlarının başkaca somut delille desteklenmediği gerekçesiyle müvekkili lehine yorumda bulunan mahkemenin esasen yine somut delile dayanmayan diğer iddialar yönünden mahkumiyet hükmü kurduğuna, bu durumun da yerel mahkeme kararındaki çelişkiyi ve kurulan hükmün şüphede kaldığını açıkça ortaya koyduğuna, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden de müvekkili aleyhine bir delilin bulunmadığına, cinsel saldırı suçundan mahkum edilen müvekkilinin esasen bu suçun içine geçmiş bulunan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da ayrıca cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğuna, açık hukuk aykırılık nedeniyle kesinleşmiş bir hükmün varlığından bahsedilemeyeceğinden kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün temyizen incelenerek bozulmasına, katılma kararı verilen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının suçtan doğrudan zarar görmediğine, verilen katılma kararı ve Bakanlığa kanun yoluna müracaat hakkı tanınmasının haksız ve hukuka aykırı olduğuna, Bölge Adliye Mahkemesinin kararında katılan Bakanlık yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğuna ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
B. Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri
Kararın katılanlar lehine bozulması talebine, kararın usul ve esasa aykırı olduğuna, soruşturma aşamasında şikayet dilekçesinde belirtikleri “Spor salonuna ilk gittiğinde yaşadığı sanık tarafından dudaktan öpme olayındaki şaşkınlık bunun yanlışlıkla mı yoksa kasıtlı mı olduğu yolundaki tereddütü 2017 yılında da devam etmiş sıklıkla sarılarak arada dudağından öperek şakalaşır gibi davranışlarını sürdürmüş, sanık zamanla ona aşık olduğunu ve onu sevdiğini söyleyerek de devam etmiştir” şeklindeki beyanlarının mağdurun Adli görüşme odasında alınan ifadesindeki “Ufak ufak tacizlerini anlamalıydım” beyanıyla desteklendiğine, sanığın bu davranışlarının zincirleme şeklinde basit cinsel istismar olarak da ayrıca değerlendirilmesi gerektiğine, 10-14 Ocak 2018 tarihlerinde Antalya’da gerçekleşen vücuda organ sokma şeklindeki nitelikli cinsel istismar eylemine asgari hadden ceza verilmesinin olayın niteliği itibari ile hukuka aykırı olduğuna, devamında 2018 yılı sonbahar aylarındaki sanığın yeni taşındığı evden eşya almak bahanesi ile müvekkilini evine götürmesi öperek sarılarak okul kıyafetlerini çıkararak nitelikli cinsel istismara zorlamasına dair eylemin 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi içerisinde değil nitelikli cinsel istismara teşebbüs suçu olarak ayrıca değerlendirilmesi gerektiğine, sanığın müvekkiline karşı cinsel davranışlarının 2016 yılından beri devam ettiği dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesi gereğince on beş yaşın altındaki çocuğa gerçekleştirilen cinsel davranışlarının da ayrıca basit cinsel istismar suçu içerisinde değerlendirilmesi gerektiğine, olayın özelliği itibari ile sanık aleyhine farklı zamanlarda gerçekleşen eylemler düşünüldüğünde 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinden asgari hadden ceza verilmesi hususunun katılan lehine bozulması gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
C. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanık hakkında cinsel istismar suçu yönünden cezalandırılma yapılırken teşdit uygulanmadan alt sınırdan ceza tayin edilmesi ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca arttırım yapılırken alt sınırın uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna, kararın bozulması talebine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Katılan mağdurenin tekvando eğitmeni olan sanığın küçük yaştan itibaren öğrencisi olduğu, sanığın kursuna devam ettiği, mağdurenin 2018 yılı 10-14 Ocak tarihleri arasında Antalya ilinde düzenlenen yarışmalar için sanığın da bulunduğu diğer sporcu çocuklarla birlikte ***** **** isimli otelde kaldığı, burada müsabakaların devam ettiği süreç içerisinde müsabaka sırasında mağdurenin rahatsızlanması üzerine sanık … mağdurenin konakladıkları otele gittikleri, mağdure yatağa yatınca sanığın mağdurenin kıyafetlerini çıkardığı ve sanığın mağdureye önce anal yoldan cinsel organını sokmaya çalıştığı, daha sonra vajinal yoldan cinsel organını mağdureye soktuğu, bu eyleminden sonra sanığın mağdureye yaşananları kimseye anlatmaması aksi takdirde hapse gireceği ve etrafın mağdure hakkında kötü düşüneceği şeklinde olayı gizlemesi için telkinde bulunduğu, daha sonra sanık … mağdure anlatımlarına göre 2018 yılının Eylül veya Ekim aylarında sanığın ***** **** **** isimli sitedeki evine henüz yeni taşındığı sırada sanığın mağdureyi bir bahaneyle evine çağırdığı, mağdureyi yatak odasına götürdüğü, kıyafetlerini çıkardığı ve yine mağdureye cinsel organ sokmaya çalıştığı esnada mağdurenin canının yandığını söylemesi üzerine cinsel organ sokma boyutuna varmadan yine nitelikli cinsel istismarda bulunduğu, bu eylem tarihinde de mağdurenin henüz on beş yaşını tamamlamamış olduğu şeklindeki kabul ile Mahkemece sanığın mağdurenin resmi eğiticisi olması da gözetilerek sanığın üzerine atılı suçlardan cezalandırılmasına karar verildiği,
2. Yapılan yargılama sonucunda; Mağdurenin aşamalarda değişmeyen istikrarlı beyanları, mağdurenin hymeninde yırtık bulunduğuna dair Adli Tıp Kurumu raporu, bu Adli Tıp Kurumu raporunun muayenesinin gerçekleştirildiği gün mağdurenin sanığın cep telefonuna “Hocam merhaba müsait misiniz?, acil bir konu, yarın annemle jinekolağa gideceğiz ve annem orada öğrenirse çok kötü olur” şeklinde Whatsapp mesajı yazması üzerine sanığın bu mesajı hemen “Neden” diye cevaplamasından sonra bu soruyu mağdurenin “Kontrol için” diye cevaplamış olması ve mağdurenin sanığa “Ne yapacağımı bilmiyorum, sanırım anlatacağım, anneme yalan söylemem, çok korkuyorum” şeklinde yanıt yazmış olması ve sanığın da mağdurenin bu sözlerine “Şimdi dersteyim, çıkınca ararım seni” diye yanıt vermiş olması, bu mesajlaşmaların mağdureyle kendisinin arasında gerçekleştirildiğinin sanığın ikrar ediyor olması nazara alınıp adli muayene bilgisini mağdurenin sanığa özellikle vermesinin ve sanığın ise bu konu ile ilgili olarak hayrete düşmeyip daha sonra mağdure ile konuşacağını söyleyerek mesajlaşmayı bitirmesinin mağdurenin anlatacağı cinsel eylemlerden sanığın haberdar olduğuna dair somut bir delil olarak kabul edilmesi gerektiği, bununla birlikte sanığın mağdurenin kendisi hakkında şikayetçi olmasından sonra mağdure, ailesi ve kendi arkadaşlarını uyarmaya başladığı ve hemen akabinde kaçtığı göz önünde bulundurularak sanık savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik çaba olduğu, sanık … müdafilerinin mağdurenin bakire olmayışını bir başka kişiyle birlikte olmuş olmasından kaynaklanıyor olabileceğine dair savunmalarını çürütür nitelikte olduğu kabul edildiği,
3. Karar celsesinde sanık müdafileri mağdurenin dosyaya konu olay sonrasında kendisini sosyal medyada sanık haricindeki üçüncü kişilere gerçek yaşından büyük tanıttığını ileri sürmüş iseler de, mağdurenin sanığın spor salonunda çok küçük yaştan itibaren kayıtlı öğrencisi olarak bulunduğu ve kayıt işlemleri gerçekleştirilirken mağdurenin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde yaşını bildirir belgelerin sanığa sunulmuş olduğu gözetilerek sanığın gerçekleşen cinsel eylemleri esnasında mağdurenin yaşının on beş yaşından küçük olduğunu bilmemesinin mümkün olmadığı, dosyaya sunulmuş olan spor salonu ve federasyon kayıtlarından anlaşıldığından sanık … müdafilerinin mağdurenin yaşına yönelik iddiaların nazara alınmadığı,
4. Sanığın mağdurenin kendisine karşı özel ilgisine işaret etmiş ise de, on beş yaşından küçük olduğu sabit olan mağdurenin açıkça bir istek veya rıza göstermesinin geçerli olmayacağı ve dolayısıyla on beş yaşından küçük çocuğa yönelik her türlü cinsel eylemin suç olduğunun sabit olduğu gözetilerek sanığın mağdurenin rızasına yönelik iddialarına da itibar edilmediği,
5. Antalya ilindeki turnuva esnasında gerçekleşen olaylara ilişkin bir kısım tanıkların mağdurenin anlatımının aksine otelden başka bir salonda gerçekleşen turnuvadan sanık … mağdur da dahil olarak hep birlikte otele döndüklerini beyan etmiş iseler de, Mahkemece burada aydınlatılması gereken asıl hususun otele dönüş şekli olmayıp otele döndükten sonra sanıkla mağdurenin aynı otel odasında bir arada yalnız kalma ihtimallerinin bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu değerlendirmesiyle, diğer öğrenci tanıkların beyanlarından mağdureyle oda arkadaşı olan diğer kız öğrencilerin turnuvadan döndükten sonra mağdurenin dahil olmadığı bir grup halinde başka bir arkadaşlarının odasında toplandıklarına yönelik beyanları dikkate alınıp geçen bu süre zarfında sanık … mağdurenin otel odasında tek başına yeterli süre birlikte kalmış olmalarının mümkün olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle sanığın otelde mağdureyle yalnız kalmadığına, bu olayların gerçekleşmediğine yönelik savunmalarına da itibar edilmediği,
6. Teselsül eden suç olarak kabul edilen 2018 yılının Eylül veya Ekim aylarında sanığın yeni taşındığı evi olan ***** **** **** isimli sitedeki evinde yaşanan olaylara ilişkin olarak sanık mağdurenin evine yalnız gelmediği, evine geldiyse bile taşınma esnasında diğer öğrencilerle birlikte yardım etmek için gelmiş olabileceğini ve öğrencilerinin kalabalık gruplar halinde zaman zaman kendi evine davet edildiğini savunmuş ise de sanığın öğrencileri olan diğer tanıkların beyanlarından taşınma esnasında kız öğrencilerin taşınmaya yardım etmediği ve dolayısıyla mağdurenin taşınma sırasında kalabalık bir grupla birlikte orada bulunmuş olma ihtimalinin mümkün olmadığı, sanığın evine gittiğini beyan eden diğer tanık öğrencilerin ise mağdurenin veya bir başka öğrencinin yalnız olarak eve davet edilmelerinin mümkün olmadığını beyan etmiş olmaları nedeniyle mağdurenin sanığın evinde gerçekleşen olaya ilişkin anlatımları samimi bulunarak bu eylem nedeniyle sanığın cezasında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca arttırım yapıldığı,
7. Mağdure spor salonunda sanığın kendisini tanık …. isimli arkadaşının yanında yanaklarıyla dudaklarından öptüğünü ve Bursa ilindeki 2019 yılı Mart ayındaki turnuvada mağdurenin yalnız kaldığı otel odasına sanığın geceleyin gelerek sabaha kadar kendisiyle aynı odada yattığı ancak adet döneminde olduğunu bildiği için kendisine dokunmadığını, “Seni seviyorum, aşığım” şeklinde sözler söylediğini, ayrıca sanığın kendisine hediye olarak pahalı spor kıyafetler aldığını beyan etmiş ise de tanık ….’nun sanığın mağdureyi öptüğüne şahit olmadığını beyan etmiş olması ve diğer olaylara ilişkin somut bir delil bulunmadığı gerekçesiyle sanığın cezasında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca arttırım yapılırken bu olayların dikkate almadığı,
8. Mağdurenin olayların ilk gerçekleşmeye başladığı 2018 yılı Ocak ayında durumu ailesine veya yakınlarına anlatmayıp 2020 yılında durumu ailesine ve dolayısıyla adli makamlara bildirmesiyle intikal eden olayda, mağdurenin eğitmeni olan sanığa yaşının küçüklüğü nedeniyle aşkla karıştırmış olabileceği ilgi ve hayranlık duymasının muhtemel olduğu değerlendirmesiyle sanığın mağdureye yönelik cinsel eylemlerinden sonra yaşananları anlatması halinde hapse gireceğine ve mağdurenin kendisinin rezil olacağına dair mağdureye bulunduğu telkinlerin de mağdurenin yaşadıklarını anlatması için geçen süreyi açıklar nitelikte olduğu kabul edilerek, mağdurenin aslında hayran olduğu ve zarar gelmesini istemediği sanıkla ilgili olarak olayların ciddiyetinin farkına vardıktan sonra 2020 yılında durumu ailesine açarak şikayetçi olmasının geçerli bir durum olduğu ve mağdurun sanığa bu iddiaları hiçbir sebep yokken veya sırf aşık olduğu için yöneltmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı anlaşıldığı gerekçesiyle mağdurenin anlatımlarının geçerli ve somut bir delil olarak kabul edildiği,
anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesice Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca kendisini vekille temsil ettiren katılan … yararına vekalet ücretine hükmedilerek, hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezanın tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen düzeltilerek esastan ret kararı nazara alınarak 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını arttırmayan Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanık müdafii ile katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin, aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Dosya kapsamı ve İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi dikkate alınarak, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla aşağıda belirtilen husus dışındaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. Anayasa’nın “Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları” başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin 1 inci maddesinden anlaşılacağı üzere bu Kanun, Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun’un 20/2 inci maddesi gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. 5271 sayılı Kanun’un 237 inci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu değildir. Ayrıca sanığın mahkumiyeti halinde suçtan doğrudan zarar gören sıfatıyla davaya katılan kişiler lehine sanığın vekalet ücretine mahkum edildiği de dikkate alındığında, Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi sebebiyle sanığın ikinci bir vekalet ücretine mahkum edilmesi suretiyle maddi zarara uğratılması da hakkaniyete uygun olmayacaktır. Bu sebeple koşulları oluşmadığı halde katılan Bakanlık vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi suretiyle vaki istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen bu husus dışında hukuka aykırılık bulunmamış, düzeltme nedeniyle onama isteyen Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 02.11.2022 tarihli ve 2022/2063 Esas, 2022/2292 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ile katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii ile katılanlar vekili ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 02.11.2022 tarihli ve 2022/2063 Esas, 2022/2292 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin verdiği yetkiye istinaden hüküm fıkrasına eklenen; “Kendisini vekille temsil ettiren katılan … için karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. maddesi uyarınca takdir edilen 10.250 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan … Bakanlığına verilmesine” ibaresinin çıkartılması suretiyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.05.2023 tarihinde karar verildi.