Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2010/3234 E. 2010/5992 K. 27.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3234
KARAR NO : 2010/5992
KARAR TARİHİ : 27.05.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAHİLİ DAVALI : …
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL, TAZMİNAT

Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacılar, inşaat işi ile uğraşan …’ın 1995 yılında ekonomik
sıkıntıya düşmesi üzerine davalı …’tan faizle ödünç para aldığını ve karşılığında kendisine, şirketine ve eşine ait olan çekişme konusu 4 parça taşınmazı borca karşılık olarak davalı …’a ve onun göstereceği kişilere devretmek hususunda protokol yaptıklarını, protokole göre borcunu ödediğinde teminat olarak verdiği taşınmazların iade edileceğinin kararlaştırıldığını, ancak borcunu ödediği halde davalının taşınmazları iade etmediğini ileri sürüp tapu kayıtlarının iptaline karar verilmesini istemişler, yargılama sırasında taşınmazların el değiştirmesi nedeniyle 165 parseldeki 3 no’lu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı … adına tesciline, diğer üç parça taşınmaz yönünden 612.000.DM nin tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, dava konusu taşınmazları bedelini ödeyerek satın aldıklarını, iddiaların doğru olmadığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır. Davalı … , davalı …’ın isteği üzerine 3 nolu bağımsız bölümü bedelsiz olarak devraldığını bildirmiştir.
Davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece; “ taraflar arasındaki hukuki ilişkinin inançlı işlemden kaynaklandığı açıktır. Davada tescil isteği olmadan sadece tapunun iptalinin istendiğine göre davanın esasen dinlenmesine olanak bulunmadığı tartışmasızdır. Diğer taraftan, hakkında tazminat istenilen 3 parça taşınmazın önceki maliki ile davacı … İnş. San. ve Tic. Ltd. Şirketinin aralarındaki hukuki ilişkinin ne olduğu dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Bu hukuki ilişkinin davacının davadaki sıfatını etkileyeceği kuşkusuzdur.Öyle ise, bu hukuki ilişki saptanmadan davanın esası hakkında hüküm kurulmuş olması da doğru değildir. Hal böyle olunca, öncelikle tapusunun iptali istenen 3 nolu bağımsız bölüm ile ilgili tescil davası açılması için davacılara olanak tanınması, açıldığı takdirde eldeki davayla birleştirilmesi, ayrıca … Ltd. Şirketi ile … Ltd. Şirketi arasındaki ilişkinin saptanmak suretiyle davacı … San. Ltd. Şirketinin davada sıfatı bulunup bulunmayacağının irdelenmesi, ayrıca 25.8.1995 ve 3.4.1999 tarihli belgelerin 5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı karşısında inançlı işlemin belgesi olarak kabul edilip edilmeyeceğinin üzerinde durulması, hüküm yerinde tartışılması ve değerlendirilmesi ve ondan sonra işin esasına girilerek, Borçlar Kanununun 81. maddesi hükmü de gözetilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddi yönünden hüküm kurulmuş olması isabetsizdir” gerekçesiyle bozulması üzerine mahkemece bozmaya uyularak asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

./..

-2-

Karar, davalılar …,…,… tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Duruşma isteği tebligat gideri karşılanmadığından reddedildi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-

Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davalılar …,…’un temyiz itirazları yerinde değildir. Reddi ile usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 5.775.93.-TL. bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 27.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.