YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10044
KARAR NO : 2014/20851
KARAR TARİHİ : 27.10.2014
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Boşanma – Ziynet Eşyalarının İadesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı tarafından; kusur belirlemesi, tazminatlar ve ziynet alacağı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 123.60 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 27.10.2014 (Pzt.)
(Muhalif) (Muhalif)
123.60 TL. T.B.H.
KARŞI OY YAZISI
Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişki hükmün sadece çelişkili olan bölümünü değil, tamamını özürlü kılar. Açıklanan çelişki “… başına” bozma sebebidir.
KARŞI OY YAZISI
6100 Sayılı HMK’ nun 294. maddesi gereğince; hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Anılan Kanun’un 297/2. maddesine göre ise, hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
6100 sayılı HMK’nun 298/2. maddesinde de; gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması, yargılamanın aleniyeti ve kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile 6100 sayılı HMK’nun yukarıda değinilen emredici nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Gerçekten de, HMK 294 ve 298 maddeleri kamu düzeni amacıyla konulmuş, emredici hükümlerdendir. Bu nedenle re’sen gözetilmesi yasa ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. Davacı kadının bu konuda temyizinin olmaması kamu düzenine ilişkin bu hususu re’sen incelemeye engel de değildir.
Somut olayda, mahkemece 05.03.2014 tarihli kısa kararda “Davacının davasının kabulüne, tarafların boşanmasına, müşterek çocukların velayetinin davalı babaya verilmesine, anne ile şahsi münasebet tesisine, davacı anne için 100 TL’lik tedbir nafakasının davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek şekilde davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesi ile birlikte yoksulluk nafakası olarak aynen devamına” karar verilmiş, gerekçeli kararda ise “…davacı için 1.500,00 TL manevi, 1.500,00 TL maddi tazminatın davalı kocadan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine” şeklinde hüküm kurulmuş, davacı kadın lehine kısa kararda hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakasına değinilmemek suretiyle, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298.maddesi uyarınca kararını gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu HMK’nın 297/2.maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Mahkemece yargılama sonunda verilen bu kısa karar, bir davayı sona erdiren temyizi mümkün olan (nihai) son kararlardandır.
Bunun mümkün olmaması halinde ise mahkemece yapılacak …; yasada öngörülen süre içerisinde, dosya kapsamı dikkate alınarak, gerekçeli kararı kısa karar doğrultusunda ve yasal gerekçeleriyle birlikte yazmaktan ibarettir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1991/7 E. ve 1992/4 K. sayılı ve 10.4.1992 günlü kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2013/14-1015 E. ve 2014/494 K. sayılı kararı).
Açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle, … çoğunluğun onama düşüncesine katılamıyorum.