Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2023/1796 E. 2023/5563 K. 03.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1796
KARAR NO : 2023/5563
KARAR TARİHİ : 03.07.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/277 E., 2022/377 K.

Aliağa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.05.2022 tarihli ve 2022/277 Esas, 2022/377 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mühür bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 203 üncü maddesinin birinci fıkrası, 52 nci ve 62 nci maddeleri uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 272 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 10.05.2022’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 24.03.2023 tarihli ve 2022/18680 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.04.2023 tarihli ve KYB-2023/37902 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.04.2023 tarihli ve KYB-2023/37902 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 18/03/2019 tarihli ve 2018/3372 esas, 2019/27/88 sayılı ilamında yer alan, “…sanık …‘ın savunmasında, iş yerini sanık Barış Kocaman ile birlikte işlettiklerini, iş yerinin imara uygun olmayan eklenti yapılması nedeniyle mühürlendiğini, ancak bu hususta İdare Mahkemesi‘ne açtıkları davayı kazandıklarını ve iş yerinin şu an ruhsatlı olduğunu bildirmesi, … Bursa 3. İdare Mahkemesi‘nin 31.05.2012 tarihli 2012/171 Esas ve 2012/608 Karar sayılı ilamı ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatının iptaline ilişkin 06.02.2012 tarihli ve 46 sayılı işlemin iptaline karar verildiğinin ve bu kararın Danıştay 17. Dairesi‘nin 01.03.2016 tarihli 2015/7162 Esas ve 2016/1348 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilerek, 28.04.2016 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, suçun unsurlarının ve maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi bakımından; Bursa 3. İdare Mahkemesi‘nin 31.05.2012 tarihli 2012/171 Esas ve 2012/608 Karar sayılı ile Bursa 4. Asliye Ceza Mahkemesi‘nin 2012/1001 Esas ve 2013/574 Karar sayılı dosyalarının dava dosyasına celbi ile incelenerek bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya arasına alınması, idare mahkemesinin kararına konu iş yeri açma ve çalışma ruhsatının iptaline ilişkin 06.02.2012 tarihli ve 46 sayılı işlemin, bu davanın konusunu teşkil eden mühürleme işleminin dayanağını teşkil edip etmediği ve halen söz konusu iş yerinin ruhsatlı olup olmadığının katılan kurumdan sorulması,… BOZULMASINA…” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, sanığın yetkilisi olduğu şirketin faaliyet gösterdiği akaryakıt istasyonu ve market ofis binası, söz konusu yere ait ruhsatların Aliağa Belediyesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle anılan Belediye görevlilerince 11/01/2017 tarihinde mühürlenmesine rağmen, sanığın mühürlü market ofis binasını kullanmaya devam etmek suretiyle üzerine atılı mühür bozma suçunu işlediğinin iddia ve kabul edildiği olayda, her ne kadar Mahkemece sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de,
Sanığın 23/11/2017 tarihli savunmasında, suça konu idari işlemin iptali istemiyle idari yargıda dava açtıklarını ve yürütmenin durdurulduğunu beyan etmesi, sanık müdafii tarafından dosyaya sunulan 14/03/2018 tarihli dilekçe ekinde suça konu mühürleme işleminin dayanağını teşkil eden idari işlemin yürütmesinin durdurulmasına dair İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdare Dava Dairesinin 31/10/2017 tarihli ve 2017/361 Y.D. İtiraz sayılı kararı ile anılan idari işlemin iptaline dair İzmir 2. İdare Mahkemesinin 20/02/2018 tarihli ve 2017/100 esas, 2018/186 sayılı kararının ibraz edilmiş olması karşısında, anılan iptal kararının İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesinin 23/11/2018 tarihli ve 2018/623 esas, 2018/1255 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun reddine karar verilerek 23/11/2018 tarihinde kesinleştiği de dikkate alınarak, idari işlemin iptal edilmesi halinde söz konusu hukuka aykırı işlemin baştan itibaren geçersiz hale geleceği cihetle, sanığa yüklenen suçun dayanağını teşkil eden idari işlemin mahkeme kararı ile iptal edilmiş olması sebebiyle atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.”
Şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un 203 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Kanun veya yetkili makamların emri uyarınca bir şeyin saklanmasını veya varlığının aynen korunmasını sağlamak için konulan mührü kaldıran veya konuluş amacına aykırı hareket eden kişi, altı … üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır”
Hükmü yer almaktadır.
3. Buna göre; kamu idaresinin yasa ile yetkili makamlarının emri uyarınca, bir şeyin saklanmasını veya varlığının aynen korunması sağlanmak için eşyayı koruma altına alan ve başkalarının eşya üzerinde işlemde bulunmalarını önleyen iradesi, yasaya uygun olarak konulan bir mühürle açıklanmakta olup, bu mührün açığa vurduğu iradeyi etkisiz hale getirerek onu ihlal eden herhangi bir eylem ile suç işlenmiş olmaktadır. Mühür, ancak kanun emri gereği veya mevzuatta belirtilen yetkiye dayanılarak yetkili makamın emri gereğince konulabilir. Mühürlemenin hukuka uygun olabilmesi için, yetkinin kanuni dayanağının bulunması zorunludur. Ancak böyle olursa, mühür bozma suçu bakımından hukuka aykırılık unsuru oluşabilir. Mühürleme kararı, kamu idaresinin iradesinin simgesidir ve bu iradenin varlığını göstermektedir. Mührün konulması ile var olan bu irade dış dünyaya yansımakta, hukuk dünyasında sonuç doğurur hale gelmektedir.
4. İncelenen dosya içeriğine göre; Aliağa Belediye Başkanlığınca düzenlenen 11.01.2017 tarihli yapı tatil zaptında; “Aliağa Bozköy Mahallesi Aliağa Caddesi No:122 Opet Benzin istasyonunda yapılan kontrolde; 18.10.1985 tarihli ve 46 sayılı yeni yapı ruhsatı, 03.12.1985 tarih ve 46 (a) sayılı yeni yapı ruhsatı, 25.05.1987 tarih ve 45 (a) sayılı tadilat ruhsatı, 03.12.1985 tarih ve 46 sayılı yapı kullanma izin belgesi, 29.05.1986 ve 46 sayılı yapı kullanma izin belgesi, 05.01.2010 tarih ve 478 sayılı yapı kullanma izin belgeleri düzenlenen market+ofis binası (105 metrekare) ve lokantanın (192 metrekare) izinlerinin başkanlık oluruyla iptal edilmiş olmasından dolayı ve çekme mesafelerine aykırı şekilde yapıldığı” belirtilerek mühürlenmesini müteakip, Aliağa Belediyesi Zabıta Müdürlüğünce düzenlenen 17.02.2017 tarihli mühür fekki tutanağında; “Bozköy Aliağa Caddesi N:122 Opet Benzin İstasyonu 410 parsel adresinde … Paz. Dağ. Ürün. San ve Tic. Ltd.Şti. adına daha önce 11.01.2017 tarihinde ruhsatların iptalinden dolayı yapı tatil zaptı düzenlenerek market ofis binası ve lokantanın mühürlendiği, ilgili yerde yapılan kontrollerde mühürün yerinde olduğu ancak market ofis binasının faaliyette olduğu, lokantanın ise kapalı vaziyette olduğunun tespit edildiğinin” belirtildiği, bu nedenle mührün konuluş amacına aykırı hareket eden sanık hakkında açılan kamu davası sonucu yapılan yargılamada, sanığın mahkûmiyetine hükmolunmuş ise de; İzmir 2. İdare Mahkemesinin 20.02.2018 tarihli ve 2017/100 Esas, 2018/186 Karar sayılı kararı ile ruhsatların ve izin belgelerinin iptaline ilişkin 21.12.2016 tarihli ve E.29641 sayılı işlemin hukuka uygun olmadığından bahisle iptaline karar verilmesi ve bu kararının İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 23.11.2018 tarihli ve 2018/623 Esas, 2018/1255 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun reddine karar verilmek suretiyle kesinleştiğinin dosya kapsamından anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun’un 203 üncü maddesinde düzenlenen mühür bozma suçunun unsurlarının oluşmayacağı anlaşılmıştır.

5. Sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Aliağa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.05.2022 tarihli ve 2022/277 Esas, 2022/377 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeni sanığın cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden ve yüklenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşıldığından; sanığın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca BERAATİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2023 tarihinde karar verildi.