YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/9960
KARAR NO : 2023/5770
KARAR TARİHİ : 06.07.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/155 E., 2015/730 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Cumhuriyet Savcısı, sanıklar
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Dikili 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.07.2015 tarihli ve 2014/155 Esas, 2015/780 Karar Sayılı kararı ile sanıklar hakkında;
1. Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’u 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına,
3. Sanıklar … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Cumhuriyet savcısının temiz isteği; sanık …’ın katılan …’e ait kimliği kullanarak GSM hattı çıkarması eylemlerinin 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun (5809 sayılı Kanunı) 63 üncü maddesinin onuncu fıkrasında düzenlenen suçu oluşturduğuna, ayrıca suça konu nüfus cüzdanı ve özürlü kimlik kartı ile … engelli kartının iğfal kabiliyetini haiz olup olmadığı hususunun kesin olarak saptanması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna,
2. Sanık …’ın temyiz isteği; suça konu özürlü kimlik kartını kullanmadığına, bu nedenle karara itiraz ettiğine,
3. Sanık …’ın temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, lehe hükümlerin uygulanmadığına, verilen cezanın ağır olduğuna,
4. Sanık …’ın temyiz isteği; suçla bir ilgisinin bulunmadığına, savunmasının dikkate alınmadığına,
5. Sanık …’ın temyiz isteği; kararı temyiz etmek istediğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Suç tarihinde Çandarlı Jandarma Karakoluna … isimli şahsın sahte kimlik kullandığının ihbar edilmesi üzerine Jandarma personeli tarafından belirtilen eve gidildiğinde, evde bulunan sanıklar … ve …’dan kimliklerinin istendiği, sanık …’ın görevlilere üzerinde kendi fotoğrafı bulunan ancak … adına düzenlenmiş nüfus cüzdanını ibraz ettiği, sanık …’ın ise üzerinde kendi fotoğrafı bulunan …’a ait kimlik bilgilerini içeren (özürlüler için) kimlik kartını ibraz ettiği, ayrıca sanık …’ın …’e ait sahte nüfus cüzdanını kullanarak 09.10.2013 ve 14.10.2013 tarihlerinde GSM hatları çıkarttığı, abonelik sözleşmelerini … adıyla imzaladığı, sahte kimlik belgelerini sanıklar … ve …’ın temin edip kullanmaları için sanıklara verdikleri, bu şekilde sanıklar …, …, … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasının yargılaması neticesinde, mahkemenin sanıkların mahkûmiyetine karar verdiği anlaşılmıştır.
2. Sanık … savunmasında, suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Sanık … savunmasında, …’ın 5 yıl kadar önce iş yerinde çalıştığını, gariban olduğu için iş verdiğini, iş yerinde huzursuzluk çıkarması nedeniyle işten çıkardığını, o günden sonra bir daha görmediğini, neden bu şekilde iftirada bulunduklarını anlamadığını, olayla uzaktan yakından ilgisinin bulunmadığını, ifade etmiştir.
4. Sanık … savunmasında, suça konusu kimlik kartını kendisine kardeşi olan sanık …’ın verdiğini, kardeşinin kimliği babası …’tan aldığını, babasının da sanık …’dan temin ettiğini kendisine söylediğini, suçlamayı bu şekilde kabul ettiğini ifade etmiş, soruşturma aşamasında ise nüfus cüzdanını babası sanık …’ın verdiğini beyan etmiştir.
5. Sanık … savunmasında, suça konu özürlü kimlik kartını kendisine kardeşi sanık …’ın verdiğini, nereden temin ettiğini bilmediğini, olay günü Ferdi’nin kendisini ihbar ettiğini, özürlü kimlik kartını sadece otobüslerde kullandığını ifade etmiştir.
6. 22.11.2013 tarihli yakalama ve üst arama tutanağı ile 09.10.2013 ve 14.10.2013 tarihli abonelik sözleşmelerinin dosya içerisinde mevcut olduğu anlaşılmış, abonelik sözleşmelerinin katılan … adına düzenlenip imzalandığı ve GSM hatları çıkarıldığı anlaşılmıştır.
7. Tanık … soruşturma aşamasında vermiş olduğu beyanında, sanıklar …ve …’in ağabeyi olduklarını, cezaevinden çıktıklarını ve sahte kimlik kullanmaya başladıklarını, sahte kimlikleri babası …’ın temin ettiğini sanıklardan duyduğunu, … isimli şahsın teyzesinin oğlu olduğunu ve …’ın babasına sahte kimlik verdiğini, …’i asıl tanıyan kişinin de … olduğunu beyan etmesine rağmen, mahkeme huzurunda vermiş olduğu beyanında bu ifadesinden dönerek sahte kimlikleri babasının temin etmediğini ifade etmiştir.
8. Tanık … beyanında, …’ın birlikte yaşadığı kişi olduğunu, olay tarihinden yaklaşık on ay kadar önce …’ın evinde …, … ve … ile birlikte oturdukları sırada …’ın geldiğini, …’ın …’a bir kimlik verdiğini, kimlikte …’in kimlik bilgilerinin bulunduğunu, ancak fotoğrafın …’a ait olduğunu, …’ın kimliği alarak çantasına koyduğunu, …’ın cezaevinden izinli olarak geldiği ilk gün babasına hitaben baba bana kimlik lazım dediğini, babası … yan odaya giderek elinde çanta ile geldiğini, çantanın içinden …’a bir adet sahte kimlik verdiğini, …’nin babasına baba benim fotoğrafımı nerden buldun diye sorduğunu, …’ın da bende hepinizin fotoğrafı var dediğini, …kimliği alırken baktığında … isimli kişinin kimlik bilgilerini içerdiğini, ancak üzerinde Ferdi’nin fotoğrafının olduğunu gördüğünü, bu kimliği …’in getirip …’a verdiğini, ayrıca …’ın …’a … adına düzenlenmiş bir adet özürlü kimliği verdiğini, bunu kimin düzenlendiğini bilmediğini, beyan etmiştir.
9. Mahkemece suça konu belgeler duruşmada incelenmiş ve aldatma kabiliyetini haiz oldukları kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Tebliğname Yönünden
Belgede sahtecilik suçlarında, niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin hakime ait olduğu ve mahkemece suça konu belgeler üzerinde yapılan gözlemde … adına düzenlenmiş nüfus cüzdanı ile … adına düzenlenmiş engelli kimlik kartının aldatma yeteneğini haiz olduklarının kabul edilmesi anlaşılması karşısında; 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
B. Sanık … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 10.11.2019 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
C. Sanık … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın ve Cumhuriyet Savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “… ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “… denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen …” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
3. Tekerrüre esas alınan ilama konu 5237 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen hırsızlık suçu, hükümden sonra, 02.12.2016 tarih ve Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren, 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle değişik, 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre, uzlaştırma kapsamına alınması üzerine, suça ilişkin mahkemesince uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığının araştırılarak sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
D. Sanık … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, Cumhuriyet savcısının ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıdaki hususlar dışında sanık hakkında kurulan hükümde bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
a) 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup; aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı, somut olayda suça konu … adına düzenlenmiş kimlik kartlarının farklı tarihlerde düzenlendiğine ve kullanıldığına dair kesin delil bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
b) Sanık … hakkında tekerrüre esas alınması gereken ilamın İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.07.2010 tarihli ve 2010/490 Esas, 2010/552 Karar sayılı ilamı olduğu gözetilmeden sanık …’a ait tekerrüre esas ilamın esas alınmak suretiyle uygulama yapılması, isabetli bulunmamıştır.
3. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “… ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “… denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen …” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
E. Sanık … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, Cumhuriyet savcısının ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıdaki husus dışında sanık hakkında kurulan hükümde bir hukuka aykırılık görülmemiş, sanık hakkında sahte nüfus cüzdanı kullanmak suretiyle katılan adına 09.10.2013 ve 14.10.2013 tarihlerinde abonelik sözleşmesi imzalayıp GSM hattı çıkartmasından ibaret eylemlerine uyan 5809 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesinde düzenlenen suçtan mahallinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Sanık …’ın katılan … adına düzenlenmiş aslı ele geçirilmiş sahte nüfus cüzdanını kullanarak 09.10.2013 ve 14.10.2013 tarihlerinde abonelik sözleşmesi imzalamak suretiyle GSM hatları çıkartmasından ibaret eylemlerinin, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçu ile suç tarihinden önce 10.11.2008 tarihli ve 27050 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5809 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinin onuncu fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki “İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez” ve beşinci fıkrasındaki “Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz” hükümleri karşısında; özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu, bu bağlamda sanığın eylemlerinin bağımsız suçları oluşturduğu gözetilerek ayrı ayrı değerlendirme yapılıp hükümler kurulması gerekirken, sanığın özel hüküm niteliğinde bulunan 5809 sayılı Kanun’a aykırılık suçuna temas eden sahte nüfus cüzdanına istinaden abonelik sözleşmesi imzalamak suretiyle GSM hatları çıkartmasından ibaret eylemlerinin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilerek zincirleme resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuş ve bu hususun düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
3. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “… ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “… denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen …” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
V. KARAR
A. Sanık … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümü (C) bendinde açıklanan nedenle Dikili 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.07.2015 Tarihli ve 2014/155 Esas, 2015/780 Karar sayılı kararında Cumhuriyet Savcısı ve sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden Cumhuriyet Savcısı ve sanık temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanıklar … ve … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümü (D) ve (E) bentlerinde açıklanan nedenlerle Dikili 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.07.2015 Tarihli ve 2014/155 Esas, 2015/780 sayılı kararına yönelik sanıkların ve Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümlerin (2) nolu fıkrasındaki 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulandığı “Sanığın üzerine atılı eylemi zincirleme şekildebirden fazla kez gerçekleştirdiği anlaşıldığından cezasının TCK nun 43. Md.si uyarınca takdiren 1/4 oranında artırım yapılarak 3 YIL 1 AY 15 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA” içerikli paragrafların tamamen çıkartılarak sonuç cezaların 2 yıl 6 ay hapis cezası olarak belirlenmesi ile sanık … hakkında kurulan hükmün (6) nolu fıkrasındaki 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulandığı bölümden “Uşak 2 ASCM nin 2007/272 esas 2011/278 karar” ibaresi çıkartılarak, yerine “İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2010 tarihli ve 2010/490 Esas, 2010/552 Karar” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
C. Sanıklar … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Dikili 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.07.2015 Tarihli ve 2014/155 Esas, 2015/780 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.07.2023 tarihinde karar verildi.