Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/34714 E. 2023/5645 K. 04.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/34714
KARAR NO : 2023/5645
KARAR TARİHİ : 04.07.2023

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/191 E., 2015/178 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, sanığın yokluğunda verilen hükmün öncelikle sorgusunda bildirdiği adresine tebliğe çıkarılıp iade gelmesi halinde, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre MERNİS adresine tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeden, doğrudan MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre yapılan tebliğ işleminin usulsüz olması nedeniyle sanığın öğrenme üzerine yaptığı temyiz başvurusunun 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.06.2015 tarihli ve 2014/191 Esas, 2015/178 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 7 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, nitelikli dolandırıcılık suçundan aynı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 14.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, atılı suçu işlemediğine, gerekçeli kararın yüzüne karşı okunmadığına ve tebliğ edilmediğine, temyiz hakkının verilmesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında, Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 04.03.2014 tarihli iddianamesi ile suça konu 29.09.2011 keşide tarihli 11.000,00 TL bedelli sahte çeki katılan …’ten aldığı mallar karşılığında verdiği iddiasıyla resmi belgede sahtecilik suçundan, Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 21.04.2014 tarihli iddianamesi ile de suça konu 22.08.2011 keşide tarihli 6.300,00 TL bedelli sahte çeki katılandan aldığı mallar karşılığında verdiği iddiasıyla resmi belgede sahtecilik ve bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarından kamu davaları açılmıştır.
2. Sanık savunmasında, suça konu iki adet çeki açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediği, … isimli kişiden sattığı mallar karşılığında aldığını ve her iki çeki de katılandan aldığı mallar karşılığında verdiğini, çeklerin sahte olduğunu bilmediğini beyan etmiştir.
3. Savunmada adı geçen …’in kimlik ve adres bilgilerinin tespiti için emniyet araştırması yapılmış 05.11.2014 tarihli tutanakta şahsın adres ve kimlik bilgilerinin tespit edilemediği belirtilmiştir.
4. Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 14.02.2014 tarihli uzmanlık raporunda, 22.08.2011 keşide tarihli 6.300,00 TL bedelli çekin arka yüzündeki Akkurt Elektrik kaşesi üzerindeki imzanın sanığın eli ürünü olduğu, keşideci imzası ve çekin arka yüzündeki diğer imzaların sanığın eli ürünü olmadığı, çekin ön yüzündeki düzenlemeye ilişkin el yazıları ile sanığın yazıları arasında benzerlikler görülmüş ise de, adı geçen şahsın çek içeriğini kapsamayan ve rakam ihtiva etmeyen mukayese yazılarına kıyasla menfi ya da müspet bir kanaat bildirmenin mümkün olmadığı; 02.07.2012 tarihli uzmanlık raporunda ise, 29.09.2011 keşide tarihli 11.000,00 TL bedelli çekin matbu basımındaki yazı ve rakamların altında fiziksel silinti emarelerinin bulunduğu, orijinal yazı ve rakamların silinmesinden sonra tahrifen yazıldıkları, yapılan sahteciliğin aldatıcılık niteliğinin bulunduğu, ön yüzündeki “… Elektrik”, “Onbir bin” “29.09.2011” ibareleri ile arka yüzündeki … Elektrik kaşesi üzerindeki imzanın sanığın eli ürünü olduğu, keşideci imzasının sanığın eli ürünü olmadığı belirtilmiştir.
5. Mahkemece, yargılamada toplanan tüm delillere göre, sanığın kendisine geliş biçimini açıklayamadığı sahte olan çekleri kullanarak katılanı, bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırdığı sabit kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin ön görüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 02.06.2015 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu ve bu tarihten, temyiz inceleme tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığının 04.03.2014 ve 21.04.2014 tarihli iddianameleri ile sanık hakkında 29.09.2011 keşide tarihli 11.000,00 TL bedelli sahte çek ile ilgili resmi belgede sahtecilik ve 22.08.2011 keşide tarihli 6.300,00TL bedelli çek ile ilgili resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kamu davaları açıldığı, 29.09.2011 keşide tarihli 11.000,00 TL bedelli çek ile ilgili nitelikli dolandırıcılık suçunun temyize konu dava kapsamında olmadığı, söz konusu çek ile ilgili Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2017/116 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı, mahkûmiyet kararı verildiği ve kararın Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi’nin 07.11.2017 tarihli kararı ile kesinleştiği anlaşılmakla, Mahkemece “sanık …’un kendisine geliş biçimini açıklayamadığı sahte olan çekleri kullanarak katılanı, bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırdığı” ve “suçun işleniş şekline göre” şeklindeki gerekçelerle teşdit uygulaması yapmak suretiyle karar verilmesi,
2. Sanık hakkında 29.09.2011 keşide tarihli 11.000,00 TL bedelli çek ile ilgili nitelikli dolandırıcılık suçundan Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 24.02.2017 tarihli ve 2017/844 Esas sayılı iddianamesi ile Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2017/116 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı, mahkûmiyet kararı verildiği ve kararın Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi’nin 07.11.2017 tarihli kararı ile kesinleştiği anlaşılmakla, katılandan çeklerin kendisine verilme tarihinin sorularak, eylemin yeni suç işleme kararı ile mi yoksa aynı suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme suç kapsamında mı gerçekleştiğinin tespit edilerek, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi,
3. Kabule göre de;
a. 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52 nci maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği, bu açıklama ışığında haksız menfaat miktarının 17.300,00 TL olduğu ve esas alınması gereken temel gün sayısının 1730 gün olduğu gözetilmeksizin 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi gereğince temel ceza belirlenirken eksik ceza tayini,
Nedenleriyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
b. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.06.2015 tarihli ve 2014/191 Esas, 2015/178 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağan zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.06.2015 tarihli ve 2014/191 Esas, 2015/178 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.07.2023 tarihinde karar verildi.