Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/6328 E. 2023/2865 K. 24.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6328
KARAR NO : 2023/2865
KARAR TARİHİ : 24.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 7. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil – bedel davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
. DAVA
Davacı vekili, 6022 ada 4 parseldeki 1 no.lu bağımsız bölümün maliki olduğunu, ekonomik sıkıntı içerisinde bulunduğundan internette yaptığı araştırmalarda … Gayrimenkul Danışmanlık adında bir firmanın “ipotek karşılığı borç para verilir” şeklinde ilanını gördüğünü, davalı … ile tanıştığını, davalı …’in davaya konu yerin teminat olarak ipotek verilmesi halinde kendisine 20.000,00 TL borç vereceğini beyan ettiğini, bunun üzerine 20.000,00 TL’nin teminatı olarak taşınmazını davalı …’ e devrettiğini, borcunu ödemek istemesine rağmen her zaman farklı kişiler tarafından oyalandığını, taşınmazının başka kişilere devredildiğini öğrendiğini, bu şekilde dolandırıldığını anladığını, … Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, taşınmazı en son edinen davalı … tarafından taşınmazı tahliye etmesinin istendiğini, bunun üzerine tahliye taahhütnamesi verdiğini, daha sonra aleyhine icra takibi başlatılıp tahliye davası açıldığını, davalılar tarafından içinde bulunduğu ekonomik ve psikolojik durum nedeniyle kandırıldığını, davalı …’ın kendisini arayarak 40.000,00 TL ve arabasını vermesi karşılığında taşınmazı iade edeceğini söylediğini, birbirlerini tanıyan davalılar arasında yapılan devirlerin muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescile, mümkün olmazsa bedele karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı …, taşınmazı 04.12.2017 tarihinde 110.000,00 TL bedelle satın aldığını, 61.000,00 TL bedeli banka kanalı ile 49.000,00 TL bedeli ise davacıya eşi ve çocuklarının yanında elden verdiğini, daha sonra taşınmazı 115.000,00 TL bedelle diğer davalı …’ya sattığını, satış bedelinin banka yoluyla gönderildiğini, diğer davalıları tanımadığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı …, taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, iyi niyetli 3. kişi konumunda olduğunu, taşınmazı diğer davalı …’a senet karşılığı verdiğini, ancak senet borcu ödenmeyince geri istediğini, işleri nedeniyle taşınmazın arkadaşı olan öteki davalı …’a devredildiğini, daha sonra taşınmazı araç karşılığı sattığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
3.Davalı …, taşınmazın satışı için davalı …’ya 200.000,00 TL’lik senet verildiğini, ancak senet borcu ödenmeyince Sefa’nın taşınmazı geri istediğini, devir tarihinde Sefa il dışında olduğundan taşınmazı arkadaşı olan davalı …’e devrettiğini, iyiniyetli olduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.
4.Davalı …, davalı …’ nın taşınmazı diğer davalı …’a senet karşılığı sattığını, ancak Furkan’ ın senet borcunu ödemediğini, davalı …’nın il dışında olması nedeniyle kendisinden taşınmazı üzerine alması için ricada bulunduğunu, böylelikle taşınmazı devraldığını, daha sonra davalı …’ya verdiği vekaletname ile taşınmazın araç karşılığında öteki davalı …’a temlik edildiğini, taraflarla bir bağlantısının olmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
5.Davalı …, iyiniyetli 3. kişi konumunda olduğunu, taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, davacının taşınmazı tahliye edeceğine dair 10.07.2018 tarihinde tahliye taahhütnamesi verdiğini, aracını satmak için ilan verdiğini ve davalı …’ya sattığını, araç bedelinin 427.500,00 TL olduğunu, bunun karşılığında dava konusu taşınmazın kendisine devredildiğini, taşınmazın 217.500,00 TL olduğunu, geriye kalan 210.000,00 TL bedelin ise banka aracılığıyla ve elden ödendiğini, davacının taşınmazı davalı …’ e aldığı borç karşılığında verdiğini ikrar ettiğini, yapılan devrin kendi rızası ile olduğunu, bunun aksinin yazılı delil ile ispatı gerektiğini, ayrıca 1 yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; gabin ve hile iddiasına dayalı olarak açılan davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, ayrıca davacının iddiasını ispatlar nitelikte delil ortaya koyamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediğini, davacının davalılar tarafından kandırıldığını, okur yazar olmayıp, yaşının ilerlemiş olduğunu, davalıların davacının hulus ve cehaletinden yararlandığını, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının dava açmadan önce Savcılığa suç duyurusunda bulunduğu, buna göre tahliye taahhütnamesinin verildiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediğinin kabulü gerektiği, davacının taşınmazını borç para temini için kendi isteği ile davalı …’e devrettiği, ara malik davalı … ile son kayıt maliki davalı …’ın taşınmazı bedeli karşılığında aldıklarına dair belgeler sundukları, ödenen bedellerin bilirkişi raporundaki değerler ile uyumlu olduğu, davacının tahliye taahhütnamesi de dikkate alındığında davalı …’ın iyiniyetli 3. kişi konumunda olduğu, davacının hile ve gabin yoluyla iradesinin sakatlandığına dair herhangi bir ispatının bulunmadığı, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/1.b.1. maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz nedenlerini yineleyerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hile ve gabin hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmaz ise bedel istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı … Borçlar Kanunu’nun (TBK) 36/1. maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
2. Sözleşmenin aşırı yararlanma (gabin) nedeniyle illetli olduğunun kabulü için edim ve karşı edim arasındaki oransızlığın, taraflardan birinin, diğerinin şahsında mevcut özel bir durumu bilerek istismar etmesi, sömürmesi sonucu oluşması gerekir. Dar ve zor durumda kalmaları nedeniyle, sözleşme yapmaya, mallarını çok düşük bedel ile devretmeye sürüklenmiş kişileri korumak, zayıfı güçlüye ezdirmemek için hukukumuzda da düzenlemeler yapılmış TBK’nın 28. maddesiyle, “Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.” hükmü getirilmiştir.
O halde, aşırı yararlanmadan (gabinden) söz edilebilmesi, objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı oransızlık yanında, bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunması, diğer yanın ise yararlanmak, sömürmek kastını taşıması biçiminde iki sübjektif unsurun dahi gerçekleşmesine bağlıdır. Gabinin varlığı zarar görene (sömürülene), sözleşme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirerek iptal davası açıp iddiasını her türlü delille kanıtlama ve verdiğini geri isteme hakkı ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme hakkı verir.
Hemen belirtmek gerekir ki aşırı yararlanma davasında öncelikle edimler arasındaki, açık oransızlık üzerinde durulmalı, objektif unsur ispatlandığı takdirde zarar gördüğünü iddia edenin kişiliği, yaşı, sağlık durumu, toplumdaki yeri, ekonomik gücü, psikolojik yapısı gibi maddi, manevi yönler yani sübjektif unsur derinliğine araştırılıp incelenmelidir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 99,20 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.05.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.