Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/11956 E. 2023/7676 K. 10.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11956
KARAR NO : 2023/7676
KARAR TARİHİ : 10.07.2023

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1327 E., 2022/1078 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Muş 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2016/154 E., 2021/333 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Muş Polis evi Müdürlüğü nezdinde 01.10.1999 tarihinde çalışmaya başlayarak 24.04.2008 tarihine kadar çalışmasına rağmen sigorta primlerinin eksik yatırıldığını, işverenin müvekkilini işe giriş çıkışlar yapmış şeklinde gösterdiğini ancak müvekkilinin sürekli çalıştığını, bu nedenle müvekkilinin işe giriş tarihinden çıkış tarihine kadar kesintisiz çalışmasının bulunduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II.CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı, hak düşürücü süre ve husumet itirazlarında bulunmuş, davacının sigorta kayıtlarında birden fazla giriş çıkışın bulunmasının haksız ve yasaya aykırı bir durum olmadığını, işe girişlerin görülen işin süresi başında yapıldığını ve işin bitiminde çıkış işleminin yapıldığını, davacının çalıştığı süre boyunca sigorta primlerinin eksiksiz ödendiğini ve Sosyal Güvenlik Kurumuna gerekli bildirimlerin yapıldığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Feri müdahil … vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki ve hak düşürücü süre itirazlarında bulunarak hizmet dökümlerinden davacının çalışmasının süreklilik arz etmediği ve kesintili olduğu anlaşıldığından açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Muş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 2014/932 Esas 2015/165 Karar 14.01.2015 tarihli ilamının incelenmesi neticesinde; dosyamız tarafları arasında görülen işçilik alacaklarının tahsili talebine yönelik davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve buna ilişkin kararın 02.07.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Mezkur dava dosyasının içeriği tetkik edildiğinde; Muş Polisevi Müdürlüğü’ne ait kasa defterinin 15.02.2002 tarihinde başladığı, 18.12.2007 tarihi itibariyle sona erdiği, anılan tarihler arasında her ay düzenli olarak işçi maaş ödemelerinin yapıldığı görülmüştür. Muş Polisevi Müdürlüğü’ne ait ücret tediye bordrolarının incelenmesi neticesinde; davacıya 2002 yılının Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım aylarında; 2003 yılının Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Aralık aylarında; 2004 yılının Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık aylarında; 2005 yılının Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Aralık aylarında; 2006 yılının Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Kasım aylarında; 2008 yılının Ocak, Şubat, Mart, Nisan aylarına ücret ödemelerinin yapıldığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak ücret tediye bordrolarına göre, davacının davalı kuruma ait işyerindeki çalışmasının 01.01.2002 tarihinde başladığı sabittir. Dinlenen bordro tanıkları ise, davacının çalışmasının 1999 yılında başladığını dile getirmişlerdir. Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatları uyarınca, çalışma olgusunun ispatı bakımından öncelikle yazılı delillerin titizlikle araştırılarak nazara alınması gerekmektedir. Bilhassa çalışıldığı iddia olunan işyeri tüzel kişilik, resmi kurum vs. ise işyeri kayıtlarının getirtilmesi zorunludur. Zira kamu kurumları her türlü gelir ve giderlerini kayıt altına almakla yasa gereği yükümlüdürler. Somut olayda davalı işveren kamu kurumu olup kamu kuruluşlarında çalışanların hizmetlerinin kayda geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıl olduğundan, tanık anlatımları karşısında ücret tediye bordrolarına itibar edilerek davacının Muş Polisevi Müdürlüğü’ne ait 3682.49 sicil sayılı işyerinde kuruma bildirilen süreler dışında toplam 1484 gün daha hizmet akdine dayalı çalışması bulunduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle Açılan davanın kısmen kabulü ile,

Davacının 01.01.2002 ile 24.04.2008 tarihleri arasında, davalı …’na bağlı Muş Polisevi Müdürlüğü’ne ait 3682.49 sicil sayılı işyerinde kuruma bildirilen süreler dışında toplam 1484 gün daha hizmet akdine dayalı çalışması bulunduğunun tespitine, kurum kayıtlarının bu şekilde düzeltilmesine,

Fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece müvekkilinin ilk işe giriş tarihinin 01.10.1999 tarihi olmasına rağmen dinlenen kamu tanıklarının beyanlarına itibar edilmeden davalının kamu kurumu olması nedeniyle kayıtlarına itibar edilmesi nedeniyle hizmetinin eksik tespit edildiğini, davalı kurumun müvekkilinin primlerini yatırmadığını, bazı aylarda eksik yatırdığını, müvekkilinin haksız işten çıkarıldığını ve tazminat alacaklarının ödenmediğini, bu durumun kamu kurumunun kayıtlarına itibar edilemeyeceğinin ispatı olduğunu, müvekkilinin kesintisiz her gün çalışmasına rağmen kamu kurumu olan davalının prim yatırmamış olması bu dosya özelinde güvenirliğini ortadan kaldırdığını, yerel mahkemenin bu durumu dikkate almadan değerlendirme yaptığını, bu nedenle diğer hizmetini hüküm altına almadığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, kamu tanıklarının beyanları dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin davalı kuruma bağlı polis evinde uzun yıllar hizmet ettiğini, sigortası geç yapıldığı ve ücretlerinin de elden ödendiğini, kamu tanıklarının müvekkilinin 1999 yılında işe başlandığını beyan ettiğini, sadece davalı kurum kayıtlarına dayanılarak karar verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu beyanla ilke derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, mahkemece husumet itirazlarının değerlendirilmediğini, dava dilekçesinde davalı olarak … gösterilmiş ise de Muş Polis Evi Müdürlüğü’nün …’ndan ayrı ve müstakbel bütçesi olduğunu, davacının müvekkili kurumda kesintisiz çalışmadığını, dönem dönem çalışan bir işçi olduğunu, davacı ile yapılacak işlerin süresi kadar hizmet sözleşmesi imzalandığını, davacının çalıştığı dönemlerde primlerinin eksiksiz olarak yatırıldığını, mahkemece dinlenen tanıkların husumetli tanıklar olduklarını, bordro tanıklarından sadece…’in müvekkili kurum ile husumeti olmadığını, onun da polis evinde sadece müzisyen olarak çalıştığını, davacı ile aynı işte çalışmadığını, davacının hizmet döküm cetveli incelendiğinde davacının çalıştığı sürelerin çalışmadığı sürelerden fazla olduğunu, bunun da davacının çalışmadığını ispatladığını, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3.Feri Müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının davalı kurum nezdinde kısmi süreli olarak ihtiyaç halinde çalıştığını, bu çalışmalarının müvekkili kuruma bildirildiğini, bu nedenle müvekkili kurum bir sorumluluğunun bulunmadığını, yerel mahkemece husumetli tanık beyanlarına dayanarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, hak düşürücü sürenin göz önünde buldurulması gerektiğini, davanın açıldığı tarihte hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, tanık beyanlarından da davacının çalışmasının kesintisiz olmadığını beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta husumetin …’na yöneltilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, davalı vekili ve fer’i müdahil vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazlarının da reddi gerekmekte olup ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı …, fer’i müdahil Kurum vekili ve davacı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.

2.Davalı … vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.

3.Feri Müdahil Kurum vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık;hizmet tespitine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
1. Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.

2. Öte yandan 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.

3.Değerlendirme
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalı ve feri müdahil Kurum’un sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-İnceleme konusu eldeki davada, davacı 01.10.1999 – 24.04.2008 tarihleri arasında çalıştığının tespitini istemiş; mahkemece davanın kısmen kabulü ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, hüküm eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalıdır.

Somut olayda, davanın 08.03.2016 tarihinde açıldığı, davacı adına ilk işe giriş bildirgesinin 01.02.2006 tarihinde verildiği, 01.02.2006 öncesi işveren tarafından herhangi bir bildirimde bulunulmadığı gözetildiğinde, kabul kararı verilen 01.02.2006 öncesi dönemin hak düşürücü süreye uğradığı belirgin olup, anılan dönem yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

3.Aşağıda yazılı temyiz giderinin davacıya yükletilmesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan …, Üyeler …, … ve …’ün oyları ve oyçokluğuyla,

10.07.2023 tarihinde karar verildi.

(M)
-KARŞI OY-

1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık hizmet tespit davasında 01.01.1999-24.04.2008 tarihleri arasında blok çalışması olduğu iddia edilen ve davalı bakanlıktan da ücret bordroları ile 01.01.2002 çalışması olup mahkemece de bu tarihten itibaren blok çalışması kabul edilen ve işyerinde 01.02.2006-24.04.2008 tarihleri arasında prim günleri kuruma bildirilen davacı sigortalının bildirim tarihi 01.02.2006 öncesi hizmetinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.

2. Somut uyuşmazlıkta davacının çalışması 01.02.2006 tarihinden sonra kısa bir süre kuruma bildirilmiştir. Mahkemece davalı kurumda ücret bordrolarının bulunduğu gözetilerek 01.01.2002-24.04.2008 tarihleri arasında kuruma bildirilen süreler dışında hizmet akti ile çalıştığının tespitine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

3. Kararın temyiz edilmesi üzerine çoğunluk tarafından dava tarihine ve işyerinde son çalışma tarihine göre blok çalışmada kayıt öncesi öncesinin hak düşürücü süreye uğradığı kabul edilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.

4. Çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir (Y. HGK. 01.07.2019 tarih ve 2016/21-1238 E, 2019/834 K). Belirtmek gerekir ki “hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür. Belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti hâlinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Sigortalının kayda dayanan çalışması bildirilmiş veya kurumca saptanan çalışması var ise bu bildirilen veya saptanan hizmeti ile blok çalışmanın da hak düşürücü süreye uğramadığı kabul edilmelidir.

5. Dairemizin 2021/10293 E, 2022/1056 Karar sayılı karşı oy gerekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığı gibi blok çalışmalarda kuruma bildirilen süre var ise sonraki çalışma için hak düşürücü süreye uğramaz kabulü önceki çalışma içinde kabul edilmeli ve hak düşürücü süre uygulanmamalıdır.

6. Diğer taraftan davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanun’un “Prim Belgeleri” başlığını taşıyan 79 uncu maddesinin onuncu fıkrasında, yönetmelikle belirlenen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca saptanamayan sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak (5) yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilâm ile kanıtlayabildikleri takdirde, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının göz önünde bulundurulacağı açıklanmıştır. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.

7. Öncelikle temel ve vazgeçilmez hak olan sosyal güvenlik hakkı sınırlanırken, hak düşürücü sürenin kesilmesi yönünde, Anayasa’nın 13 üncü maddesinin göz ardı edilmemesi gerekir. Anayasanın 13 üncü maddesinde temel hakların özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı açıkça belirtilmiştir. Sosyal güvenlik hakkının hak düşürücü süre açısından önem taşıyan belgelerin yönetmeliğe bırakılması ve yönetmelikte sınırlandırılması, Anayasa düzenlemesine uygun olmadığı gibi kurumun tespit ettiği çalışmaların da bu kapsamda değerlendirilmesi, takdir hakkının kötüye kullanılması açısından da doğru olmayacaktır. Kurumun kayıtlar var ise hiç tereddütsüz tüm sigortalılar için çalışmayı saptaması anayasal ve yasal görevidir.

8. Belirtmek gerekir ki kamu kurumu tarafından tutulan ve çalışma olgusunu kanıtlayan belgeler de, Kuruma intikal eden belgeler kadar nitelikli ve esas alınması gereken belgelerdendir. En azından madde de belirtildiği gibi kurumca bu belgeler esas alınarak çalıştığı rahatlıkla saptanabilir. Kurumun bu saptamayı yapmaması maddedeki takdir hakkını keyfi kullanması anlamına gelecektir.

9. Davacının hizmetine ilişkin kamu kurumunda ücret ödendiğine dair belgeler bulunmaktadır. Mahkemece bu belgeler esas alınarak blok çalışma saptanmıştır.

10. Davacının 01.01.2002 tarihi ile sonrası kayda giren 01.02.2006 tarihini takip eden çalışmaları blok çalışmaya dayanmaktadır. Bu blok çalışma içinde kuruma intikal eden süreler olduğuna göre hak düşürücü süre önceleri içinde geçerli olmayacaktır. Kaldı ki kamu kurumunda çalışmaya ilişkin belge de vardır. Blok çalışmanın bölünmezliği söz konusudur. Bu nedenle çoğunluğun hak düşürücü süre yönündeki bozma gerekçesine katılınmamıştır.