Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/5037 E. 2023/3726 K. 01.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/5037
KARAR NO : 2023/3726
KARAR TARİHİ : 01.06.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1117 E., 2023/249 K.
SUÇ : Cinsel saldırı
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin hükmedilen ceza miktarına göre 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Manisa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.06.2021 tarihli ve 2020/324 Esas, 2021/249 Karar sayılı kararı ile sanığın cinsel saldırı suçundan suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 15.02.2023 tarihli ve 2021/1117 Esas ve 2023/249 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin ve Cumhuriyet savcısının aleyhe istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin birini fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 30.03.2023 tarihli ve 9-2023/35078 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
Mağdurenin felç geçirdiğine, bu felç veya kullandığı ilaçların mağdure üzerinde yaptığı etki nedeniyle kendisini savunamayacak durumunda olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma yapılmadan, rapor alınmadan sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uygulanarak fazla ceza tayin edilmesine ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Mağdurenin kullanmış olduğu ilaçların etkilerine yönelik farmokoloji uzmanı tarafından alınan rapora neden itibar edilmediğinin gerekçede belirtilmediğine, mağdurenin çelişkili beyanları dışında suçun işlendiğine dair delil olmadığına, kullandığı ilaçların yan etkileri nedeniyle beyanlarına da itibar edilemeyeceğine, kabloları düzeltmek amacıyla hareket eden sanığın cinsel saik amacı taşımadığına, katılanın bağırması üzerine odaya gelen tanık …’in katılanın bezinin açık olduğuna dair hiç bir beyanda bulunmadığı, zira bel bantları bağlıyken bir el girmeye zorlanması halinde bantların açılacağına, sanık suçu işlemiş olsaydı hasta bezinin de baskıdan dolayı açık olması gerektiğine, ancak tanıkların bu yönde beyanda bulunmadığına, sanığın öncelikle beraatine, aksi halde sarkıntılıktan hüküm kurulması gerektiğine, sanığın dosyaya yansıyan olumsuz bir tutum ve davranışı olmamasına rağmen takdiri indirim hükümlerinin uygulanmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece; “Sanığın olay günü katılanın yattığı yoğun bakım bölümünde nöbetçi olduğu, her ne kadar olay günü kendisi ile birlikte nöbetçi olan tanık hasta bakıcı … ile aralarında resmi geçerliliği

olmayan sözlü iş bölümüne göre sanığın B salonunda çalışacağı …’nın A salonunda çalışacağı konusunda karar kılmış iseler de, bu iş bölümünün resmi geçerliliğinin olmadığı gibi iş bölümüne göre sanığın çalışacağı B salonunda 6 yatağın olduğu, tanık …’nın çalışacağı A salonunda 11 yatağın olduğu dikkate alındığında hayatın olağan akışı içinde neredeyse iki katı kadar fazla hastanın yattığı A salonunun …’da olması nedeniyle sanığın yardım amaçlı A salonunda bulunmasının olağan akış içinde yer bulduğu, dosya içinde mevcut görüntülerin incelendiği 26.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda sanığın saat 05.50 de girdiği kapının katılanın yattığı 5 yataklı yoğun bakım bölümümün kapısı olduğu, içeride geçirmiş olduğu 8 dakikada Manisa Merkez Efendi Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 02.03.2021 tarihli olay günü katılanın da yattığı 11 yataklı yoğun bakım bölümünde 11 yatağın da dolu olduğunun belirtildiği evrak da dikkate alındığında 5 hastaya bakması vs. için makul bir süre olduğu, sanığın beyanlarında hayatın olağan akışı ile örtüşmeyen çelişkilerin mevcut olmadığı, tanık…’in iddia edilen olaydan sonra sanığı her yerde aradığı halde bulamadığını, telefonlarına cevap vermediği şeklinde ki beyanının katılanın birden bağırması ve üzerine atılan eylem düşünüldüğünde bu durumun sanık aleyhine dikkat çeken bir durum oluşturmadığı, dosya kapsamında sadece katılanın soyut beyanının olduğu, her ne kadar katılanın sanığa iftira atmasını gerektirir bir durum olmasa da katılanın Manisa Merkez Efendi Devlet Hastanesi tarafından gönderilen tüm hastane evrakları incelendiğinde katılanın sıklıkla çeşitli sebeplerden acil servise başvurduğu, Manisa Merkez Efendi Devlet Hastanesi olay tarihli katılana ait ”Yatan hasta çıkış özeti” evrakında Psikiyatri servisinde görevli Uzman Doktorun açıkça belirttiği üzere; katılanın kullanmış olduğu çok sayıda psikojenik ilaç nedeniyle OPİOİD kullanımına bağlı bağımlılığının oluştuğu, bu bağımlılık nedeniyle olay günü de yoksunluk çektiği, konversiyon doğalı kasılmasının bulunduğu ve taburculuk sonrası AMATEM ve psikiyatri poliklinik kontrolünün uygun görüldüğü şeklindeki adli rapordan anlaşılacağı üzere katılanın olay günü OPİOİD bağımlılığı nedeniyle yoksunluk çektiği, bu bağımlılığın AMATEM’de tedavi olmasını gerektirecek kadar ağır seyrettiği, her ne kadar olay günü bel ağrısı nedeni ile gittiğini söylüyor ise de kendisine yaygın anksiyete tanısının konulduğu, katılana Manisa Merkez Efendi Devlet Hastanesi olay tarihli katılana ait ”Yatan hasta çıkış özeti” evrakından anlaşılacağı üzere bel bantlı bez takıldığı, katılanın bahsettiği şekilde bezini açarak cinsel organına dokunmuş ise, katılanın bağırması sonucu tanık hemşire …’in odaya hemen geldiği düşünüldüğünde ve beyanında katılanın bezinin açık olduğundan hiç bahsetmediği gibi kendisine duruşma sırasında katılanın kablolarının takılı olup olmadığı, anormal bir durum olup olmadığı şekilinde ki soruya da kabloların takılı olduğu, hastanın sırt üstü yatar vaziyette olduğu şeklinde cevap verdiği, sanığın katılanın cinsel bölgesine dokunduktan sonra katılanın elini alıp kendi ereksiyon halindeki cinsel organına dokundurduğu şeklindeki iddia karşısında, sanığın katılanın cinsel organına dokunduktan sonra katılanın bezini bantlamasının olağan akış içinde ve cinsel dürtüler dikkate alındığında makul olmadığı, sanığın katılanın yan yatar vaziyette ki halini düzeltmek ve çıkan kabloları takmak maksadıyla katılana dokunduğu sırada, AMATEM’de tedavi olmasını gerektirecek kadar ağır seyreden OPİOİD bağımlılığı nedeniyle yoksunluk çeken, yaygın anksiyete teşhisi konulmuş olan katılanın, kollukta vermiş olduğu ilk beyanında sanık hakkında bahsederken tek dişli, beyaz saçlı, gri kıyafetli olarak bahsettiği de dikkate alındığında bu durumu kafasında farklı algıladığı, yine katılanın olayı anlatış şekli itibari ile sanığın hem göğsüne hem cinsel organına hem de elini alarak kendi cinsel organına götürdüğünü söylemesi de göz önüne alındığında katılanın bu durumu kendi ruh halinden kaynaklanır şekilde kurguladığı kanaatine varılmakla, katılana olay günü itibari ile yaygın anksiyete teşhisinin konulduğu, OPİOİD bağımlılığı yaşadığı, yoksunluk çektiği ve yine konversiyon doğalı

kasılmasının bulunduğu, AMATEM’de tedavi olması gerektiğinin belirtildiği dikkate alındığında beyanlarına itibar edilemeyeceği konusunda kesin vicdani kanaat hasıl olmuş ve sadece katılanın da yattığı tamamının dolu olduğu 5 yataklı yoğun bakım bölümünde nöbetçi ve görevli olduğu da dikkate alındığında 8 dakika geçirmesi nedeniyle sanığın suçu işlediğinin söylenemeyeceği, katılanın mahkememizce yukarıda açıklanan nedenlerle itibar edilmeyen soyut beyanları haricinde sanığın işlediği iddia olunan eyleminin şüpheli duruma geldiği ve bu şüphenin de sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından” gerekçesiyle sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin (e) bendi gereğince beraatine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; “Sanık …’in olay gecesi yoğun bakım A servisi 9 nolu odaya epilepsi teşhisi ile yatışı yapılan katılan mağduru gördüğü, kendisinin B servisinde görevli olmasına rağmen gece saat 05:50:49’da A servisi 9 nolu odada bulunan katılan mağdurun yanına girdiği ve yaklaşık 8 dakika odada kalarak katılan mağdurun sol bacağı ve göğsünü okşadığı bu sırada katılan mağdurun uyanarak sanığa baktığı, sanığın da katılan mağdurun vajinasını okşayıp, onun her iki elini tutarak kendi ereksiyon halinde olan penisine zorla dokundurduğu, katılan mağdurun sağ bacağı felçli olup ve aldığı sakinleştirici ilaçların etkisiyle tam olarak mukavemet gösteremediği ancak yapılan eylemin kötülüğünü idrak ederek “Hemşire, bakar mısınız, imdat” şeklinde bağırması üzerine nöbetçi hemşireler … ve…’in katılan mağdurun yattığı odaya geldikleri Dairemizce kabul edilmiş olup, sanığın aşamalarda görevli olmadığı halde neden 9 nolu odaya gittiğine dair açıklamalarının kendi içinde çelişkili olması, … hemşire geldikten sonra hızlı bir şekilde olay yerinden uzaklaşıp tanık…’in aramalarına rağmen cevap vermeyip yarım saat sonra geri gelmesi, tanıklar … ve…’in beyanları ile sanık savunmalarının çelişkili olması, … ve… tarafından düzenlenen 27.10.2020 tarihli tutanak ile bilirkişi … tarafından düzenlenen 26.01.2021 tarihli bilirkişi rapor içeriği ile de sanığın savunmalarının çelişmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde sanık …’in suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiş ve sanığın katılan mağdurun göğüs ve bacağı ile vajinasını okşama şeklinde tenine temas eden nitelikte bulunan eylemlerinin basit cinsel saldırı suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. Açıklanan gerekçeler ile ilk derece mahkemesinin beraat hükmü kaldırılarak sanık hakkında cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi gereğince suçun işleniş şekli, sanığın suçu işlediği yerin hastanenin yoğun bakım ünitesi olması nedeniyle gerçekleşen kastının yoğunluğu ile eylemin katılan mağdur üzerinde meydana getirdiği olumsuz etkinin niteliği nazara alınarak alt sınırdan bir miktar ayrılmanın ceza adaletine, dosya kapsamına ve sanığın eylemine uygun düşeceği anlaşılmakla takdiren ve teşdiden cezalandırılmasına, sanığın bu suçu beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan mağdura karşı işlediği anlaşıldığından aynı Kanun’un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca cezasının yarı oranında artırılmasına, yasal şartları oluşmadığından sanık hakkında aynı maddenin (b) bendinin uygulanmasına yer olmadığına, sanığın işlediği suçun özel ağırlığı ile bu aşamaya kadar işlediği suç nedeniyle somut sözlü veya eylemli herhangi bir pişmanlığının görülmemesi ve başkaca takdiri indirim nedeninin de bulunmaması nazara alınarak sanık hakkında aynı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,” şeklindeki gerekçe ile karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ile tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin bozma nedeni dışında usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2. 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinde düzenlenen takdiri indirimin uygulanmasına veya uygulanmamasına ilişkin kararların da gerekçeli olmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda kanun koyucunun aradığı anlamda kanuni ve yeterli gerekçe niteliği taşımayan “Sanığın işlediği suçun özel ağırlığı ile bu aşamaya kadar işlediği suç nedeniyle somut sözlü veya eylemli herhangi bir pişmanlığının görülmemesi ve başkaca takdiri indirim nedeninin bulunmaması” şeklindeki yetersiz gerekçeyle anılan maddenin tatbikine yer olmadığına dair karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

3. Bozma sebebine göre Tebliğnamedeki onama isteyen görüşüne iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 15.02.2023 tarihli ve 2021/1117 Esas, 2023/249 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.06.2023 tarihinde karar verildi.