Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/9555 E. 2023/3060 K. 11.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9555
KARAR NO : 2023/3060
KARAR TARİHİ : 11.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/411 E., 2022/2 K.
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.09.2013 tarihli ve 2013/327 Esas, 2013/456 Karar sayılı kararı
ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2. Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.09.2013 tarihli ve 2013/327 Esas, 2013/456 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 14. Ceza Dairesinin, 23.05.2019 tarihli ve 2015/8739 Esas, 2019/9984 Karar sayılı ilâmıyla;
”Sanığın üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu düzenleyen 5237 sayılı TCK’nın 103/1. maddesinde hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler sonrası öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla davaya bakma, delilleri değerlendirme ve suç vasfının tayini ile buna göre lehe kanunu belirleme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek 5235 sayılı Kanunun 12. ve 5271 sayılı CMK’nın 4. maddeleri gereğince görevsizlik kararı verilmesinde zorunluluk bulunması,”
Gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.01.2022 tarihli ve 2019/411 Esas, 2022/2 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe olduğu kabul edilen 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl, aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Suç vasfına, çelişkili mağdur beyanı dışında mahkumiyete yeterli delil bulunmadığı, delil takdirinde hataya düşüldüğüne, 5237 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi gereği kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ceza verilemeyeceğine, takdiri indirim maddesinin uygulanmamasına ilişkindir.

B. Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
Eylemle sınırlı süre ile mağdurun iradesiyle hareket edebilme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağından sanık hakkında beraat hükmü kurulması gerektiğine ilişkindir.

C. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulduğuna, her iki suç yönünden de cezanın üst sınırdan verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Bozmadan Sonra İlk Derece Mahkemesince Yapılan Yargılama Sonucunda
Sanığın olay günü mağduru iş yerine çağırdığı, mağdur işyerine geldikten ve diğer çalışanlar işyerinden ayrıldıktan sonra mağduru işyerinin üst katına çıkardığı, üst katlara çıktıklarında aniden mağdurun vücudunu okşamaya başladığı, mağdurun” beni bırak ” diyerek kaçmak istediği ancak mağduru tişörtünden tutup kendisine çektiği ve kaçmasına fırsat vermediği gibi öpmeye başladığı, mağdurun pantolonunu ve iç çamaşırlarını çıkararak mağdurun cinsel organına dokunduğu, daha sonra kendi pantolonunu da çıkarıp mağdurun elini tutup kendi cinsel organına dokundurmaya çalıştığı, mağdurun karşı koyması nedeniyle mağdurun elini kendi cinsel organına dokunduramadığı olayda; ertesi gün intikalin olması, ayrıntılı, tutarlı ve samimi mağdur beyanı, mağdurun ifadesinin alınması sırasında yanında bulunan sosyal hizmet uzmanının mağdurun söylemlerinin tutarlı olup beyanlarına itibar edilebileceğini belirtmesi, işyeri çalışanı G.K’nin olay günü sanık ile mağdurun söz konusu işyerinde yalnız kaldıklarına ilişkin beyanı ile sanığın savunmasında da bu durumu ikrar etmesi, sanık ile mağdur arasında suç atmayı gerektirecek herhangi bir husumetin bulunmaması, Adli Tıp 6.İhtisas Kurulu’nun 26.11.2021 tarihli raporuna göre mağdurun olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğuna ilişkin hususlar göz önüne alınarak mağdurun beyanlarına itibar edilmesi gerektiği kanaatine varılmış, sanığın bu eylemlerinin ani ve kesintili olmadığı, sarkıntılık düzeyini aştığı kanaati ile çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Yönünden ise
Mağdur gerek sanığın iş yerine gerekse de iş yerinde bulunan üst kata kendi rızası ile gitmiş ise de 2014/198 Esas-2015/428 Karar sayılı Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararında da belirtildiği üzere mağdurun suç tarihinde 15 yaşından küçük olması nedeniyle bir yerden bir yere gitmesi konusundaki rızasının hukuken üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakka ilişkin olmadığından hukuka uygunluk nedeni olarak sayılmayacağı” kanaati ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Mağdur gerek sanığın iş yerine gerekse de iş yerinde bulunan üst kata kendi rızası ile gitmiş ise de 2014/198 Esas-2015/428 Karar sayılı Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararında da belirtildiği üzere mağdurun suç tarihinde 15 yaşından küçük olması nedeniyle bir yerden bir yere gitmesi konusundaki rızasının hukuken üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakka ilişkin olmadığından hukuka uygunluk nedeni olarak sayılmayacağı” kanaati ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Olayın intikal şekli ve zamanı, ayrıntılı ve tutarlı mağdur beyanı, Adli Tıp 6.İhtisas Kurulu raporu, sanık savunması ile tüm dosya kapsamı karşısında mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii, katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.01.2022 tarihli ve 2019/411 Esas, 2022/2 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii, katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.05 .2023 tarihinde karar verildi.