Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/25055 E. 2023/5636 K. 04.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/25055
KARAR NO : 2023/5636
KARAR TARİHİ : 04.07.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/574 E., 2019/283 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.11.2014 tarihli ve 2013/644 Esas, 2014/559 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 50.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Sanık hakkında yukarıda verilen mahkumiyet hükmünün sanığa usulsüz tebliğine rağmen kesinleştirilerek infaza verildiği, daha sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı İlamat İnfaz Masası’nın 29.12.2016 tarihli ve 2014/2-28859-28862 ilamat sayılı, hükümlü …’un 6763 sayılı Kanun hükümlerine göre cezasının infazının durdurulması ve uyarlama kararı verilmesi talepli yazısı üzerine Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.01.2017 tarihli ve 2013/644 Esas, 2014/559 Karar sayılı ek kararı ile sanık hakkındaki infazın durdurularak dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine karar verildiği ancak taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamaması üzerine Mahkemece sanık hakkındaki infazın devamına karar verildiği UYAP kayıtlarından anlaşılmaktadır.
3. Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.11.2014 tarihli ve 2013/644 Esas, 2014/559 Karar sayılı kararının, öğrenme üzerine temyizi süresinde kabul edilen sanık ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 21.06.2017 tarihli ve 2017/17313 Esas, 2017/16339 Karar sayılı kararı ile “eylemin, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının ( L ) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi zorunluluğu” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma sonrası Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.05.2019 tarihli ve 2017/574 Esas, 2019/283 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 30.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğundan bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; lehine olan hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay günü katılanın cep telefonundan kendisini polis ve Cumhuriyet savcısı olarak tanıtan kişilerce arandığı, arayan kişilerin takip ettikleri çeteyi yakalamak için katılandan verecekleri hesaba para göndermesini istedikleri, katılanın cep telefonunda kendisi ile konuşan kişilerin kendilerini polis ve Cumhuriyet savcısı olarak tanıtmaları, kendisine kızar vaziyette ve sert şekilde konuşarak telkinde bulunmalarının etkisi ile katılanın verilen hesaba 48.800,00 TL para gönderdiği, sanık …’in parayı çekmek için bankaya gittiği, ancak imza farklılığı nedeniyle paranın çekilemediği, daha sonra da katılanın göndermiş olduğu paraya bloke konulduğu ve paranın banka tarafından katılana iade edildiği anlaşılmıştır.
2. Sanık savunmasında suçu kabul etmemiştir.
3. Katılan aşamalardaki beyanlarında; ” bana ait cep telefonum aranarak kendisini polis memuru olarak tanıtan erkek bir şahıs benim hesabımın terör örgütüne geçtiğini, kendilerinin bu örgüt ile ilgili soruşturma yaptıklarını söyleyerek beni savcı olduğunu söylediği bir erkek şahısla daha görüştürdü, telefon görüşmesi sırasında arkadan siren sesleri falan geliyordu, bende kendilerine inandım, bana bankada param olup olmadığını sordular, bende bankada paramın bulunduğu söyleyince paranın tamamını vermiş olduğu hesaba aktarmamı söyledi, ben şahsın bana söylemiş olduğu sözlerden korktuğum için şahsın belirttiği hesaba toplam 49.000,00 TL para gönderdim, o günün akşamı eve gittiğimde durumu amcama anlattım, amcam bana dolandırıldığımı söyleyince ertesi gün Cumhuriyet savcılığına gidip suç duyurusunda bulundum, yapılan araştırmada hesap numarasının yanlış olması nedeniyle paranın çekilemediği tarafıma söylendi, yaklaşık 1 ay kadar sonra paramı geri teslim aldım, yani benim dava konusu olayla ilgili olarak maddi zararım yoktur, ancak yine de beni dolandırmaya çalışan kişi veya kişilerden şikayetçiyim, cezalandırılmalarını talep ediyorum, davaya katılma talebim de vardır” şeklinde söylemiştir.
4. Mahkemece sanığın suçu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Tebliğname Yönünden
Sanık hakkında yargılama konusu dolandırıcılık suçu ile ilgili dosyanın daha önce uzlaştırma bürosuna gönderildiği ve taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığının anlaşılması ve ayrıca 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası uyarınca da uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemeyeceğinin belirtilmesi karşısında; Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
B. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden
1.Sanık savunması, katılan beyanı ve tüm dosya kapsamı ile suçun sanık tarafından işlendiğinin ve unsurları itibarıyla oluştuğunun anlaşılması nedenleriyle kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2.Sanığa verilen ceza miktarı bakımından sanık hakkında seçenek tedbirlere çevirme, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasında, hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunlukları uygulanmamış ise de bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
4.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.05.2019 tarihli ve 2017/574 Esas, 2019/283 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.07.2023 tarihinde karar verildi.