YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/21000
KARAR NO : 2023/5730
KARAR TARİHİ : 05.07.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/140 E., 2015/251 K.
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.09.2015 Tarihli ve 2015/140 Esas, 2015/251 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında;
1. Banka veya diğer kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 33.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii, kararı temyiz ettiğine dair süre tutum dilekçesi sunmuş, gerekçeli kararın tebliğinden sonra başkaca dilekçe sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, daha önceden …’in arabasından yetkilisi olduğu şirkete ait boş halde çalınan çeklerden suça konu çeki bir şekilde ele geçirdiği ve 19.000,00 TL bedelli olarak katılan şirketten aldığı mal karşılığı verdiği, çekin tahsil için ibrazında durumun ortaya çıktığı, bu suretle banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davaları açılmıştır.
2. Sanık, suça konu çeki demir doğrama işi yaptığı lehtar ve ilk ciranta olan şirket adına Osman isimli kişiden aldığını, şikayetçi şirketten lastik alıp karşılığında verdiğini, çekin sahte olduğunu bilmediğini beyanla suçlamaları kabul etmemiş, çeki aldığına ilişkin irsaliye sunacağını söylemesine rağmen herhangi bir belge ibraz etmemiştir.
3. Şikayetçi Yaşar Oto Lastik San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili aracılığıyla, zararlarının giderilmediğini beyanla sanıktan şikayetçi olmuştur.
4. Bilirkişi raporuna göre, çek ön yüzü üzerinde bulunan el yazıları ve keşideci imzasının katılan ve sanığa ait olmadığı ve sahteliğe ait bir emare dikkati çekmediğinden aldatma kabiliyetine sahip olduğunun tespit edildiği görülmüştür.
5. Katılan …’in arabasından hırsızlık olayına dair bilgi ve belgelerin dosya içerisinde olduğu, sanığın bu olay nedeniyle çalınan başka bir çeki 15.500,00 TL bedelli halde Bayram Bayır isimli kişiye verip kullanmak suretiyle hakkında tefrik olan soruşturmasının olduğu görülmüştür.
6. Mahkemece, sanığın çekten ötürü irsaliye ibraz edeceği şeklindeki savunmasına rağmen böyle bir belge ibraz edemediği ve buna dair başka da bir açıklamada bulunmadığı görülmekle savunmasına itibar edilmeyerek temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A.Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B.Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun (YCGK) 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Kanun’un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yarar kamu güvenidir. Suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabul etkilenmez. Eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekir.
5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca, “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, aynı anda işlendiği durumlarda ise 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi gerekir.
Bu itibarla, sanığın, daha önceden …’in arabasından yetkilisi olduğu şirkete ait boş halde çalınan çeklerden suça konu çek haricinde çalınan başka bir çeki 15.500,00 TL bedelli halde Bayram Bayır isimli kişiye verip kullanmak suretiyle hakkında tefrik olan soruşturmasının olduğu anlaşıldığından, bu konuda dava açılıp açılmadığı ve akıbeti araştırılıp dosyası getirtilip incelenerek ilgili delillerin onaylı örneklerinin dosya içine alınması, iddianame ve suç tarihlerine göre hukuki kesinti olup olmadığının, eylemde suç işleme kararını yenileyip yenilemediğinin, suç işleme kararını yenilememiş ise zincirleme şekilde işlenmiş resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmadığının hüküm yerinde tartışılması, kesinleşmiş hükmün zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde de YCGK’nın 15.03.2016 tarihli, 2014/847 Esas ve 2016/128 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerektiği gözetilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması nedeniyle karar hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A.Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.09.2015 tarihli ve 2015/140 Esas, 2015/251 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B.Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.09.2015 tarihli ve 2015/140 Esas, 2015/251 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.07.2023 tarihinde karar verildi.