YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/11606
KARAR NO : 2023/5824
KARAR TARİHİ : 13.07.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/551 E., 2015/735 K.
Şikâyetçi Türk Telekomünikasyon A.Ş. vekilinin temyiz isteği yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca suçtan doğrudan zarar görmeyen şikâyetçi Türk Telekomünikasyon A.Ş.nin kamu davasına katılma ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanığın temyiz isteği yönünden; sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanığın hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.09.2015 tarihli ve 2014/551 Esas, 2015/735 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1.Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ( 5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanığın temyiz isteği, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine, mahkûmiyet kararlarının bozulması gerektiğine ilişkindir.
2.Şikâyetçi Türk Telekomünikasyon A.Ş. vekilinin temyiz isteği, katılma talebinin reddine dair verilen kararın hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın, katılan …’a ait nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle oluşturduğu sahte nüfus cüzdanı ile katılan … adına 12.09.2013 tarihli GSM hattına ait abonelik sözleşmesini sahte olarak imzalayıp hat çıkardığı, yine katılan … adına 13.01.2014 tarihli sabit telefon hattına ait abonelik sözleşmesi ve taahhüt belgelerini sahte olarak imzalayıp sabit hat çıkardığı bu suretle sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2.22.04.2014 tarihli kriminal raporda; inceleme konusu nüfus cüzdanının orijinal olduğu, üzerinde
iki kat lamine olduğu, alttaki laminesinin fotoğraf hanesi boyunca kesilerek alınmış olduğu, fotoğraf hanesinde farklı kağıt parçasının bulunduğu, arka yüzünde görülebilen soğuk mühür izi izdüşümünün mevcut fotoğraf üzerinde bulunmadığı, söz konusu nüfus cüzdanı üzerinde halen mevcut fotoğrafın evvelce aynı yerde bulunan fotoğrafın sökülüp alınmasından sonra tahrifen yapıştırılan fotoğraf olduğu, tetkik konusu nüfus cüzdanı üzerinde fotoğraf değişikliği şeklinde yapılan tahrifatın ilk nazarda fark edilemeyeceği cihetle aldatma kabiliyetini haiz olduğu belirtilmiştir.
3. Mahkemece suça konu nüfus cüzdanı ve abonelik sözleşmeleri duruşmada incelenmiş ve yapılan
gözlemde;
Nüfus cüzdanının görünüşe göre standart ölçülerinde olduğu, üzerinde dışarıdan yapıştırıldığı anlaşılan bir fotoğrafın gayri nizami yapıştırıldığı, el ile yapılan yoklamada üzerinde resmi de kapsayacak şekilde soğuk mühür bulunmadığı, daha öncesinden yapılan soğuk mühürün izlerinin ancak gözlemlenebildiği, üzerinde … isminin yazılı olduğu arka yüzünün incelenmesinde Nüfus Müdürü… adına bir imzanın atılmış olduğunun anlaşıldığı, abonelik sözleşmelerinden bir tanesinin Vodafone şirketine ait diğerinin ise Türk Telekominikasyon A.Ş adına düzenlenmiş abonelik sözleşmesi olduğu, … adına düzenlendiği, üzerinde resmi belgede sahtecilik suçuna konu nüfus cüzdanınından temin edilen bilgilerin kayda geçirilmiş olduğu ve sözleşmelerde … adına imza atılmış olduğu tespit edilmiştir.
4. Sanık savunmasında üzerine atılı suçlamalara bir diyeceğinin olmadığını söylemiştir.
5.Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, sanığın üzerine atılı suçları işlediği sabit görülerek temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Şikayetçi Türk Telekomünikasyon A.Ş. Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca suçtan doğrudan zarar görmeyen şikâyetçi Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin kamu davasına katılma ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, şikâyetçi Türk Telekomünikasyon A.Ş. vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B.Sanığın Temyiz İsteği Yönünden
1.Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
a. Suça konu nüfus cüzdanı üzerinde Mahkemece yapılan incelemede; nüfus cüzdanı üzerinde dışarıdan yapıştırıldığı anlaşılan bir fotoğrafın gayri nizami yapıştırıldığının ve el ile yapılan yoklamada üzerinde resmi de kapsayacak şekilde soğuk mühür bulunmadığının tespit edilmesi ve kriminal raporda da suça konu nüfus cüzdanının arka yüzünde görülebilen soğuk mühür izi izdüşümünün mevcut fotoğraf üzerinde bulunmadığının belirtilmesi karşısında, Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun uygulanmasına ilişkin Yönetmelik’in 130 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ‘‘soğuk damga fotoğrafın üzerine gelecek ve fotoğrafın görüntüsünü bozmayacak şekilde ve nüfus cüzdanının plastikle kaplanması işleminden sonra ay-yıldıza doğru uygulanır.’’ hükmüne uygun şekilde fotoğraf üzerindeki soğuk damga izi bulunmayan nüfus cüzdanının bu hali ile aldatıcılık niteliğinin bulunmadığı ve 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın atılı suçtan beraati yerine hakkında yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
b.Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.
2.Sanık Hakkında Özel Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
a.Suç tarihinden önce 10.11.2008 tarih ve 27050 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 6518 sayılı Kanun’un 104 ve 105 inci maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63 üncü maddesinin onuncu fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki “Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcine abonelik kaydı sırasında gerçek dışı belge ve bilgi verilemez” ve beşinci fıkrasındaki “Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz” hükümleri gereğince, özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 56 ncı maddesindeki düzenleme dikkate alınarak, sanığa usulüne uygun şekilde önödeme ihtarı yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
b.Sanığın eylemine uyan 5809 sayılı Kanun’a aykırılık suçunda önödemenin gerçekleşmemesi halinde; hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği,
c. Hükümden sonra 05.07.2022 tarih ve 31887 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun’un 52 nci maddesi ile 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na eklenen “Dava ve Cezaların ertelenmesi” başlıklı geçici 7 nci madde ile “Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir.” hükmü gereğince sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
d.Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
A.Şikayetçi Türk Telekomünikasyon A.Ş. Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle, Türk Telekomünikasyon A.Ş. vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B.Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B-1-a,b) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.09.2015 tarihli ve 2014/551 Esas, 2015/735 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
C.Sanık Hakkında Özel Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (B-2-a,b,c,d) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.09.2015 tarihli ve 2014/551 Esas, 2015/735 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.07.2023 tarihinde karar verildi.