YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/833
KARAR NO : 2023/2926
KARAR TARİHİ : 09.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1735 E., 2022/1821 K.
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 07.06.2022 tarihli ve 2022/1597 Esas sayılı iddianemesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ile beşinci fıkrası, 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 53 ve 63 üncü maddeleri gereğince cezalandırılması ve hakkında hak yoksunluklarına karar verilmesi istemli kamu davası açılmıştır.
2. Ödemiş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12.09.2022 tarihli ve 2022/188 Esas, 2022/305 Karar sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı suçlardan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 14.11.2022 tarihli ve 2022/1735 Esas, 2022/1821 karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
4. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11.01.2023 tarih ve 9-2022/157890 sayılı Tebliğnamesi ile onama görüşlü olarak Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığa nitelikli cinsel istismar suçundan alt sınırdan ceza verildiğini, sanığın eylemini cebir ve tehdit kullanarak işlediğinin sabit olduğunu, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının tatbik edilmediğini, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan alt sınırdan cezalandırma yoluna gidildiğini, tarafları lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Sanık Müdafisinin Temyiz İstemi
Mağdurenin beyanlarında kendisini on sekiz yaşında olarak tanıttığını, sanıkla rızası dahilinde birlikte olduğu ve sanıkla rızasıyla gittiğinin açık olduğunu, tarafların sosyal medya üzerinden tanıştıklarını, mağdurenin yaşı sorulduğunda kendisini on sekiz olarak tanıttığını, sanığın mağdure ile tanıştığı zaman mağdurenin kendi anlatımı ve fiziki yapısına göre mağdurenin yaşını on sekiz olarak düşündüğünü, sanığın eyleminin hata kapsamında kaldığını beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
1. İlk Derece Mahkemesince; “Sanık ile mağdurun anlatımları, mağdurun adli muayene raporu ile 10/12/2021 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu, Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğinin 29/12/2021 tarihli MRK-BYL-2021-7072,7073 uzmanlık numaralı raporunda mağdurun külotu ve taytı üzerinde alınan numunelerde meni bulunduğunun, bu numunelerden alınan DNA profilleri ile sanıktan alınan kan örneğinden elde edilen DNA profilinin uyumlu olduğunun tespit edildiği birlikte değerlendirildiğinde; sanık ile mağdurun instagram isimli sosyal medya uygulamasından tanıştıkları, olay günü sanığın mağduru saat 08:30 sıralarında Karatekke köyünde dolmuşu ile aldığı, sanık ile mağdurun dolmuş ile bir süre gezdikten sonra boş bir arazide durdukları, burada sanık ile mağdur arasında rızaya dayalı olarak organ sokma şeklinde cinsel birleşmenin gerçekleştiği, mağdurun eylem tarihinde 15 yaşından küçük olması nedeniyle rızasının hukuken geçerli olmadığı nazara alındığında, sanığın üzerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği mahkememizce sabit görülmüştür.
Mağdurun harici muayenesinde travmatik bir lezyona rastlanmaması, sanık ile mesaj kayıtları, mağdurun ilişkinin rızayla gerçekleştiğini belirtmesi nazara alındığında, sanığın eylemi cebir veya tehdit altında gerçekleştirdiklerine dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığından hakkında 5237 sayılı TCK’nın 103/4. maddesi hükümleri tatbik edilmemiştir.
Sanığın ikrarı, mağdur anlatımı, DNA analizi ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın mağduru dolmuşu ile alarak bir süre gezdirdiği, dolmuş içerisinde cinsel ilişki yaşadıkları, sonrasında Eskiobada bulunan gölete gittikleri, burada 2 saat kadar kaldıktan sonra sanığın mağduru Karatekke köyüne götürdüğünün sabit görülmesi karşısında, sanığın 15 yaşından küçük rızası hukuken geçerli olmayan mağduru cinsel amaçla hürriyetinden yoksun bıraktığı anlaşıldığından, suçun işlendiği yer ve zaman, eylemin yoğunluğu, süresi ve gerçekleşme şekline göre sanığın mağdura karşı cinsel amaçla çocuğu hürriyetinden yoksun bırakma suçundan teşdiden cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir. Mağdurun harici muayenesinde travmatik bir lezyona rastlanmaması, sanık ve mağdurun anlatımlarına nazaran sanığın eylemi cebir veya tehdit altında gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığından, sanığın eyleminin 109/2. maddesi hükmüne değil 109/1. maddesi hükmüne temas ettiğinden 109/1. maddesi hükmü tatbik edilmiştir. Sanığın 13 yaşındaki mağduru dolmuşu ile köyünden alarak bir süre gezdirdiği, dolmuş içerisinde çocuğa karşı cinsel istismar eylemini gerçekleştirdiği, eylemine devam ettiği süre göz önüne alındığında, suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın, onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakması şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 110. maddesindeki etkin pişmanlık hükümleri uygulanmamıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile Yargıtay 9. ve 14. Ceza Dairelerinin yerleşik hale gelen kararlarında hata hükümlerinin hangi hallerde uygulanacağının somut bazı verilere dayandırılması gerektiğinin belirtildiği ve mağdurla sanığın önceden birbirlerini tanıyıp tanımadıklarının, tanışma sürelerinin, aynı yerde oturup oturmadıklarının, aynı okulda veya sınıfta okuyup okumadıklarının, mağdurun fiziki görünümünün yanıltıcı olup olmadığının, sanığın mağdurun yaşı konusunda hataya düştüğüne ilişkin savunmasını baştan itibaren ileri sürüp sürmediğinin hata uygulamasında önemli olduğunun bu kararlarda vurgulandığı anlaşılmış olup, somut olayda; mağdurun 23/04/2008 tarihinde Tire Devlet Hastanesinde dünyaya geldiği ve suç tarihinde 13 yaş 7 ay 13 günlük olduğu, sanığın sulh ceza hakimliği ve mahkememiz huzurunda olaydan önce mağdur ile evinin önünde görüştüğününü belirttiği, sanık ile mağdurun cinsel ilişkiden önce araçta bir süre bulundukları, sanığın mağdurun 18 yaşında olduğunu söylediğini belirtmesine karşın mağdur hakkında mahkememizce duruşma salonunda yapılan gözlemde, görünümünün yaşının altında gözlemlenmesi nazara alındığında, olay tarihinde 13 yaşında olan ve görünüm itibariyle daha küçük görünen mağdurun 18 yaşında olduğunun sanık tarafından düşünülmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümleri tatbik edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçeleriyle sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 14.11.2022 tarihli ve 2022/1735 Esas, 2022/1821 Karar sayılı kararı ile sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun’un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve sanık müdafiinin, katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, sanık hakkında kurulan hükümlerde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesinin düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair hükmünde isabetsizlik görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 14.11.2022 tarihli ve 2022/1735 Esas, 2022/1821 karar kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ödemiş 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.05.2023 tarihinde karar verildi.