YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7457
KARAR NO : 2023/105
KARAR TARİHİ : 10.01.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/165 Esas, 2021/23 Karar
DAVA TARİHİ : 24.02.2016
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/186 E., 2017/659 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit-istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı aleyhine davalı tarafından icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak çekin davacı tarafından dava dışı …’ye keşide edildiğini, çekin kargo ile gönderilmesi sırasında çalındığını, ciro silsilesindeki ilk imza olan lehdar …’nin imzasının sahte olduğunu, ciro zincirinde kopukluk bulunduğunu, davacı şirketin adresinde ihtiyati haciz kararına istinaden fiili haciz yapılması nedeniyle davalıya 79.257,00 TL ödendiğini ileri sürerek takibin iptalini, ödenen tutarın istirdadını ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; çekin rızası dışında elinden çıkması hâlinde bu hususu ispat yükünün davacıya ait olduğunu, çekin ciro zincirinde kopukluk olmadığını, davalının iyi niyetli hamil olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile geçerli imzaların sahiplerinin başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamayacağı, imzaların istiklali ilkesinin, ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak menfi tespit davası açılmasına olanak tanımayacağı, geçersiz bir imza sahibini bağlamamasına karşın ciro zincirini de koparmayacağı, somut olayda davacı keşideci, dava konusu çekteki kendi imzasını inkar etmediği, bu durumda imzaların istiklali prensibi gözetilerek davacı keşidecinin, dava dışı çek lehtarının çekteki ciro imzasının sahteliğini ileri süremeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; lehdarın imzasının sahte olması nedeniyle ciro silsilesinde kopukluk bulunduğunu, İlk Derece Mahkemesinin davalının kötü niyetini ispata dair delillerini dikkate almadan karar verdiğini ve bu delillerin gerekçeli kararda tartışılmadığını, dava konusu çeke ilişkin olarak hırsızlık iddiasıyla davacının yaptığı şikayetin kovuşturmasının devam ettiğini, ceza soruşturmasının bekletici mesele yapılmadığını, davalı şirket yetkilisinin dava dışı bir başka çeke ilişkin beyanlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın menfi tespit davası olduğunu, ihtiyati tedbir sebebiyle alacaklının uğradığı zarar için 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının tazminat yönünden kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin incelenmesinde ciro silsilesinde herhangi bir kopukluk olmadığının anlaşıldığı, davanın tarafları ile cirosu bulunanlar arasında taraf ticari defterlerine göre herhangi bir ticari ilişki bulunmaması, davalı tarafın çeki kötü niyetli ve ağır kusurlu olarak iktisap etmiş olduğu anlamına gelmeyeceği, lehtarın ciro imzasının sahte olduğu alınan bilirkişi raporu ile sabit ise de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 677 nci maddesinde, imzaların istiklali prensibi benimsenmiş olduğu, ciro imzalarından biri sahte bile olsa da düzgün ciro silsilesine göre çeki iktisap edenin, çeki iktisapta ağır kusurunun bulunduğunun ayrıca kanıtlanması gerektiği, davalının çekin çalınması olayına ilişkin ceza yargılamasının tarafı olmadığı, 2004 sayılı Kanun’un 72 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre tazminatına hükmedebilmek için borçlunun mahkemeden ihtiyati tedbir kararı alarak takibi durdurması ve bu kararın tatbiki nedeniyle davalının alacağını geç almış olması gerektiği, somut olayda ise icra takibi neticesinde davacı tarafça ödeme yapıldığından ve alacaklı davalının alacağını geç alması söz konusu olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının tazminat istemi yönünden bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının dava konusu çekten dolayı davalıya borçlu olup olmadığı, borçlu olması hâlinde davalı lehine tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun’un 818 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi yollaması ile aynı Kanun’un 687 nci maddesinin birinci fıkrası, 677 nci maddesi
3. 2004 sayılı Kanun’un 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalı, dava konusu çeke ciro yolu ile hamil olmuştur. Bu durumda imzasını inkar etmeyen keşideci davacının, lehdar ile arasındaki şahsi def’ilerin hamile karşı ileri sürülebilmesi dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Kanun’un 818 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi yollaması ile aynı Kanun’un 687 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiğinin kanıtlanması koşuluna bağlıdır. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, ayrıca, somut olayda uygulama yeri bulunmayan 6102 sayılı Kanun’un 792 nci maddesine göre değerlendirme yapılarak hatalı gerekçeyle verilen Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının temyiz eden taraflar lehine bozulması gerekmiştir.
3.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde, kabule göre menfi tespit davasının reddine karar veren Mahkemenin borçluyu tazminata mahkum edebilmesi için 2004 sayılı Kanun’un 72 nci maddesinin üçüncü fıkrasına göre icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı alınması ve bu ihtiyati tedbir kararının uygulanması yani icraen infaz edilmiş olması gerekir. Somut olayda icra dosyası kapsamında 80.000,00 TL’nin davalıya ödenmesine ilişkin 03.03.2016 tarihli reddiyat makbuzu bulunduğu, ancak bu reddiyat makbuzunun iptali için düzenlenmiş yine aynı tarihli başka bir reddiyat makbuzu olduğu ve tedbir kararının da 03.03.2016 tarihli olduğu gözetilerek 2004 sayılı Kanun’un 72 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri hâlinde taraflara iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.