YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/16490
KARAR NO : 2023/2000
KARAR TARİHİ : 05.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/80 E., 2022/55 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hüküm; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bakırköy 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.11.2013 tarihli ve 2012/610 Esas, 2013/1177 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 25.11.2020 tarihli ve 2016/8966 Esas, 2020/5258 Karar sayılı kararı ile hükmün “…Sanığın üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu düzenleyen 5237 sayılı TCK’nın 103/1. maddesinde hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrası öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla bu suç ile ilgili davaya bakma, delilleri değerlendirme ve suç vasfının tayini ile buna göre lehe kanunu belirleme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek 5235 sayılı Kanunun 12 ve 5271 sayılı CMK’nın 4. maddeleri gereğince görevsizlik kararı verilmesinde zorunluluk bulunması,…” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma Kararı üzerine Bakırköy 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.02.2021 tarihli ve 2021/22 Esas, 2021/63 Karar sayılı kararıyla Ağır Ceza Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir.
4. Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.02.2022 tarihli ve 2021/80 Esas, 2022/55 Karar sayılı kararıyla sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5. Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 19.10.2022 tarihli ve 2022/6930 Esas, 2022/9250 Karar sayılı kararıyla “…07.02.2022 günlü celse ile gerekçeli kararda katibin ıslak imzası ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinde yapılan kontrole göre elektronik imzasının bulunmadığı anlaşılmakla, söz konusu imza eksikliği usulüne göre tamamlandıktan sonra Dairemize iade edilmek üzere esası incelenmeyen dosyanın mahkemesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,…” karar verilmiştir.
6. Tevdi kararı sonrası eksiklik mahallince giderilmekle dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Daireye tevdi edilmiştir.
7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 12.04.2022 tarihli ve 9-2022/47764 numaralı, onama görüşlü Tebliğname ve 23.12.2022 tarih, 9-2022/158205 sayılı eksikliğin giderilmesine dair üst yazıyla Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Eksik ceza tayin edildiğine, sanığın üst sınırdan hapis cezası ile cezalandırılması gerektiğine, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında soruşturma izni alınmadan yargılama yapıldığına, soruşturma ve iddianame işlemlerinin usulüne uygun yapılmadığına, eksik soruşturma yapıldığına ve eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, tanık beyanlarından mağdurenin herkese karşı husumet beslediğinin anlaşıldığına, görevsizlik kararı sonrası mağdurenin beyanı alınmadan hüküm kurulduğuna, savunma hakkının kısıtlandığına, gerekçenin yetersiz olduğuna, sanığın katılanı sisteme kaydetmediği ve hekimi olmadığı için yaşını bilmemesi nedeniyle velisi olmadan muayene etmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğuna, mağdurenin olayın hemen akabinde şikayetçi olmadığına, mağdurenin yaşının araştırılması gerektiğine, sanığın mesleğinin gereği olarak muayene işlemi yaptığına, sanık savunmalarının istikrarlı olduğuna, mağdurenin beyanlarında çelişkiler olduğuna, iddianamede geçmeyen olaydan hüküm kurulduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanık ile mağdure arasında doktor-hasta ilişkisinden kaynaklanan bir himaye ve otorite kurma olmadığı bu nedenle cezasında artırım yapılamayacağına ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemenin kabulü;
1. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 21.05.2012 tarih, 2012/39357 Soruşturma numaralı iddianamesine göre; mağdurenin (…) (…) (…) Aile Sağlık Merkezinin karşısında bulunan (…) Eczanesinde kalfa olarak çalıştığı, olay tarihinde mağdurenin sağlık ocağında doktor olan sanığın odasına uğradığı, kalp çarpıntısı nedeniyle muayene olmak istediği, sanığın mağdureyi muayene ettiği sırada eliyle mağdurenin göğüsleriyle oynadığı, mağdurenin boynundan öpmek için mağdureye uzandığı sırada mağdurenin bağırarak odanın dışına çıktığı, mağdurenin sanığın odasındaki masayı ve diğer emvalleri dağıttığı iddiasıyla sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Aile sağlık ocağı çalışanları tanık hemşire ve doktorlar beyanlarında mağdurenin sanığın odasından bağıra çağıra çıktığını ve sanığın kendisine cinsel istismarda bulunduğunu beyan etmişlerdir. Tanık hemşire F.B., doktorun muayenesi esnasında kapıyı kilitlemediklerini, mahrem bir durum varsa yanlarına hemşire çağırdıklarını beyan etmiştir. Tanık İ.Y., doktor odasından içeriden sesler geldiğini, bir bayanın bağırdığını, bayanın doktora hitaben beni taciz etti dediğini ve odanın dağılmış olduğunu beyan etmiştir.
3. Sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki savunmaları, katılan beyanları, tanık beyanları, ATK raporu, tutanaklar, belgeler, görevsizlik kararı, sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları ve dosyadaki tüm deliller değerlendirilmek suretiyle yapılan yargılama neticesinde; sanık her ne kadar mağdureye karşı cinsel istismar suçunu işlemediğini beyan etmişse de; mağdurenin olay tarihinde sanığın hekim olarak görev yaptığı sağlık ocağına gittiği, sanığın mağdureyi kalp çarpıntıları sebebiyle muayene etmek istediği, sanığın muayene bahanesiyle mağdurenin sütyetinini çıkararak on dakika kadar göğüsleriyle oynadığı, daha sonra cinsel organını bacağına dayamak suretiyle, hekimlik görevinin getirdiği güven duygusunu da kötüye kullanmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu, sanığın savunmasının aksine sağlık ocağında çalışan tanık Fatma’nın beyanlarına göre doktorların içeride hasta varken kapıyı kilitlemedikleri, böyle bir uygulamanın bulunmadığı, mahrem bir konu varsa da hemşire ile birlikte yapıldığının belirtildiği, kaldı ki giriş kaydı alınmamış bir hastanın muayenesinin odada paravan da olduğu halde kilitlenmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, tanık İbrahim’in de olay anında orada olup içerden sesler geldiğini, bayanın bağırdığını, odanın içinin dağınık olduğu, bayanın çıkınca da “beni taciz etti” diye bağırdığını beyan ettiği, mağdurenin olayın sıcağı sıcağına şikayetçi olduğu ve sanığa iftira atmak için bir sebebinin bulunmadığı nazara alındığında sanığın savunmaları suçtan kurtulmaya yönelik bulunarak itibar edilmemiş ve sanığın üzerine atılı cinsel istismar suçunu işlediği tespit ve kabul edilmiştir.
4. Sanığın üzerine atılı ve sabit bulunan katılan mağdureye yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan eylemine uyan ve lehe bulunan 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılmasına, sanık bu suçu sağlık hizmeti ilişkisi nedeniyle bu ilişkinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle işlendiğinden verilen cezada aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yarı oranında artırım yapılmasına karar verilerek hüküm kurulduğu belirtilmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, sanık hakkındaki suç isnadının 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun kapsamında olmadığı, 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki değişikliğin kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği tarihten sonra 06.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 10 uncu maddesi düzenlendiği, mağdurenin suç tarihinde on beş yaşından büyük olması nedeniyle yaş araştırmasının sonuca etkisi olmadığı hususları ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Ancak; sanığın aşamalardaki beyanları, mağdurenin beyanları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanık hakkında idari soruşturma gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği araştırılarak tespiti halinde söz konusu soruşturma evrakının dosya arasına alınması, doktor olan sanık savunması da nazara alındığında sanığa müsnet eylemler tam olarak tespit edilerek mağdurenin rahatsızlığı nedeniyle muayene sırasında bu şekildeki dokunmaların tıbben gerekli olup olmadığına yönelik bilirkişi raporu da aldırıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Bozma nedenlerine göre Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.02.2022 tarihli ve 2021/80 Esas, 2022/55 Karar sayılı kararına yönelik katılan mağdure vekili ile sanık müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.04.2023 tarihinde karar verildi.