Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/1908 E. 2023/5674 K. 09.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1908
KARAR NO : 2023/5674
KARAR TARİHİ : 09.10.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki sözleşmelerden kaynaklanan alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Tu-Sem Gıda-… ile Boztoprak Gıda Sanayi Ticaret A.Ş (Boztoprak), Ensar Tük. Mad. Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şirketi (Ensar) deposunda bulunan Boztoprak’a ait ürünlerin satışı konusunda sözlü mutabakata vardıklarını ve bunun karşılığında müvekkilinden ürünlerin bedeli olan 115.500,00 TL aldıklarını, bu ödemelerin çekler ile yapıldığını, ancak Ensar’ın deposunda bulunan ve parasının müvekkil tarafından ödenen ürünler Boztoprak tarafından müvekkiline teslim edilmediğini, müvekkilinin teslim almadığı ürünlerin ücretini ödemek durumunda kaldığını, satış sözleşmesinde satıcının asli borçlarının satış konusu eşyanın teslimi ve mülkiyetin alıcıya geçirilmesi olduğunu, oysa bu ilişkide davalı tarafından satış sözleşmesinin omurgası olan bu borçların yerine getirilmediğini, davalının bu ürünlere karşı çekleri aldığını da Afyonkarahisar 1. Noterliğinin 03.03.2015 tarihli ihtarnamesi ile de teyit ettiğini, davalının da açıkça ikrar ettiği üzere müvekkile teslim edilmeyen ürünler için müvekkilden ödeme aldığının kesin hale geldiğini, ayrıca davalı tarafından sözkonusu ürünlerin teslim edildiğine dair herhangi bir kaydında mevcut olmadığını, akabinde Boztoprak’ın müvekkilin bu mağduriyetini gidereceğini bildirdiğini ve kendisi ile distribütörlük anlaşması imzaladığını, bu ilişki gereği de müvekkilinin iyi niyetli olarak bu sorununun çözüleceğini beklediğini, ancak bugüne kadar müvekkilinin ücretinin ödenmediğini, problemlerin müvekkili tarafından beyan edilmesi neticesinde distribütörlük sözleşmesinin de haksız olarak tek taraflı olarak fesh edildiğini, bu fesih nedeniyle başta portföy tazminatı olmak üzere her türlü hak ve alacaklarının saklı tutulduğunu belirtmek istediklerini, fesih edilen sözleşme gereği Boztoprak’ın davacıda teslim alması gereken 31.321,00 TL ürünü bulunduğunu, bu ürünleri de kendilerinin teslim alınarak bu ürünler nedeni ile ödenen 31.321,00 TL’nin ödenmesinin talep edilmesine rağmen henüz davacıya bir ödeme yapılmadığını, gıda sektörünün mevsimler ve belirli sezonlara sıkı sıkıya bağlı olduğunu, firmaların ürün aldığı yerlerden o ürün türüne bağlı olarak sezonluk siparişleri vererek ilgili zamana yetiştirmek için ürün tedarik ettiklerini, aksi halde siparişi verilen ürünün geç gelmesi veya kalması gibi durumlarda ürün siparişi veren tarafın zarara uğrayacağını, davacıda davalı tarafından teslim alınmayan ancak ödenen bedeller nedeni ile zarara uğradığını ve uğramaya devam ettiğini, davacının davalıya zarara uğradığını defalarca sözlü ve yazılı olarak ifade ettiğini ve ürünleri geri alması için kendilerine bildirimde bulunduğunu, son olarak Beşiktaş 6. Noterliğinin 26.02.2015 tarihli ihtarnamesi ile gerekli bildirimler yapıldığını, ancak bundan da sonuç alınamadığını, davalının haksız fesih nedeni ile teslim almadığı ve bedellerini aldığı ürünlerin muhafazası için davacının 4.000,00 TL masrafı doğduğunu, sözkonusu ürünler için davacının ayrıca 31.321,00 TL ödediği için tamamen zarara uğradığını ileri sürerek davalının sözleşme, mutabakatlar, uygulamalara aykarı davranışları nedeniyle uğranılan zararları talep de dahil olmak üzere fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı tarafından daha önce satışı için anlaşılan ürünler için davacı tarafından ödenen 115.500,00 TL’nin ve davalı tarafından teslim alınmayan ürünler ile ilgili davacı tarafından ödenen bedeller ve oluşan muhafaza masrafları ve şirket zararı için şimdilik 34.321,00 TL’nin işlemiş ve de işleyecek faizi ile birlikte davacıya ödenmesine ilişkin dava açmak zorunda kaldıklarını, davacının toplam 149.821,00 TL’nın tahsiline, tahsiline karar verilecek alacağın muacceliyet tarihinden itibaren ticari işlere uygulanan avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının Ensar Tük. Mad. Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şirketini devir aldığını ve bu şirketin borçlarına istinaden eki bulunan ve 5 adet toplam 115.500,00 TL bedelli çekleri verdiğini, yine aynı evraktanda anlaşılacağı üzere davacının bizzat imzası ile belirtilenler dışında futaraların veya alacaklarının bulunmadığını ifade ettiğini, davacının tüm bu olayları ve verdiği belgeleri unuttuğunu, Samsun 4. Noterliğinin 14.01.2015 tarihli ihtarı ile mal almadığını iddia ettiğini, hala daha da bu iddiasını devam ettirdiğini, bunun üzerine davacıya Afyonkarahisar 1. Noterliğinin 20.01.2015 tarihli cevabi ihtarnamesi ile cevap verildiğini ve bu durumun izah edildiğini, davacının bu ihtarnameleri baz alarak çekleri almasının kesinleştiğini beyan ettiğini, bunun aksini kimsenin iddia etmediğini, davacının vekili vasıtasıyla Beşiktaş 6.Noterliğinin 26.02.2015 tarihli ihtarı ile yine aynı nevide ihtarname çektiğini ve davalı tarafça da Afyonkarahisar 1. Noterliğinin 03.03.2015 tarihli cevabi ihtarnamesi ile cevap verildiğini, müvekkili şirketin ticari defterleri incelendiğinde de görüleceği üzere davalı şirketin davacıdan alacaklı olduğunu, davacı tarafın talep ettiği iade ürünün de sözkonusu olmadığını, davacı tarafın müvekkiline iade etmek istediği ürünlerin başka firmalardan sırf müvekkili şirketi zararlandırmak adına topladığı mallar olduğunun söylendiğini, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın ileri sürdüğü 115.500,00TL’lik alacağın varlığı gerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 200 üncü maddesine göre yazılı delille ispatı gerektiren meblağı geçen değer olmasına karşın yazılı delille ispat edilemediği, gerekse de kendisi tarafından imzası Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu ile sabit ibranamelerin aksini 6100 sayılı Kanun’un 201 inci maddesi gereğince yazılı delille çürütemediği, yine distribütörlük sözleşmesine dayanarak davacı tarafından davalıdan talep edilen 31.321,00 TL’lik alacağın varlığı ile iddia edilen 4.000,00 TL’lik masraflara ilişkin taraflarca ibraz edilen ticari defterlerde ürün iadesi, fatura gibi kayda rastlanmamış olduğundan söz konusu alacak talepleri ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu kararın haksız hukuk ve adalete aykırı bir karar olduğunu, gerekçenin bilirkişi raporları ile çeliştiğini, taraf defterleri ve muhasebe kayıtlarının 6100 sayılı Kanun kapsamında yazılı delil olduğunu, dava dışı Ensar… Ltd. Şti.’nin halen faal durumda olup şirket müdürlerinin ortaklarının kuruluştan itibaren Ufuk Aydın ve Sümeyye Atlı olduklarını, bu şahısların dinlenilmesi taleplerinin hiçe sayıldığını, davacının imzaladığını iddia edilen diğer belgelerin aralarına konularak haberi ve bilgisi dahi olmadan kandırılarak elinden alınan imzanın hiçbir sözleşmesel bağlayacağının olduğundan söz edilemeyeceğini, zarar eden bir şirketin devrinin alındığı ve davacı tarafından borçlarının üstlenildiği iddiasının davalı tarafından ispatlanması gerekeceğini, ticari işletme devrinde yazılı beyanın yeterli kabul edilerek kanunun aradığı şartlarda alınmayan bir şirketin borçlarından müvekkilinin sorumlu tutulmasının hak ve hukuk kurallarına aykırı olup kesinlikle kabul edilemeyeceğini, distribütörlük sözleşmesi gereğince müvekkilinin davalı şirkete gerek mail gerekse telefon konuşmaları ile yedinde ve kontrolünde bulunan ürünlerin bir listesinin bildirmiş olmasına rağmen davalı tarafın eldeki malları almak istemediği için iade edilecek mallara ilişkin düzenlenmiş herhangi bir iade faturası yada yasal defter kaydı da bulunmadığını, bilirkişi raporunda davacı ile Ensar… Ltd. Şti arasında herhangi bir ticari ilişkiye rastlanmadığını, belirtilmesine rağmen mahkemenin bu hususu gözden kaçırarak karar vermesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içerisindeki 20.08.2013 tarihli belgeye göre davacı şirketin TEB Samsun şubesine ait toplam 115.500,00 TL’lik beş adet çeki dava dışı Ensar Tük. Mad. Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’ne (Ensar) borçlarına istinaden verdiği, bu çekler için davalı şirketten bir mal taleplerinin olmadığı hususlarının düzenlendiği, davacı tarafın her ne kadar yargılamanın başında sözleşme altındaki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını savunmuş ise de; söz konusu imzanın davacı şirket temsilcisine ait olduğunun Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 08.09.2016 tarihli raporu ile tespit edildiği, yargılamanın ilerleyen safhaları ile istinaf başvurusunda davacı taraf söz konusu belge altındaki imzanın diğer evraklar imzalatılırken hile ile imzalattırıldığını ileri sürmüş ise de; senetle ispat kuralı gereği davacının bu savunması de yerinde görülmediğinden 115.500,00 TL’lik çek bedelleri yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde görüldüğü, distribütörlük antlaşmasının feshinden kaynaklanan 31.321,00 TL’lik alacağı için tarafların defterlerinde yaptırılan inceleme üzerine alınan raporlarda davacının yasal defterlerinde davalının teslim alması iddiasında bulunduğu mallar ile ilgili herhangi bir iade faturasının ve iade masraflarla ilgili muhasebe kaydına rastlanılmadığının belirtildiği, davalının defterinde de yine bu yönde herhangi bir kaydın bulunmadığının belirtildiği bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verildiği, ancak Dairemizce davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış olduğu gözetilerek duruşma açıldığı davacı vekiline davalı tarafa 31.321,00 TL ve 4.000,00 TL’lik talebi yönünden yemin teklifinde bulunup bulunmayacağı yönünde talimat yazılmış olup davacı vekilinin yemin teklif etmeyeceklerine dair dilekçe sunduğu ve İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ticari satım sözleşmesi uyarınca verilen ve bedelsiz olan 115.000,00 TL’lik çek bedelinden kaynaklı alacak ile distribitörlük anlaşmasının feshi sonrası davacı tarafından iade edilmek istenilen ürünlerin bedelinin tahsiline yönelik alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

3. Değerlendirme
1. İlk Derece Mahkemesi’nce davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak davacı tarafın delil listesinde yemin deliline dayandığından davacıya yemin hakkı hatırlatılmış ve sonrasında tahkikat tamamlanarak istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendinin 1 inci alt bendi uyarınca esastan reddedilmiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece yargılamasında görülen eksikliğin duruşma açılmak suretiyle tamamlandığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendinin 1 inci alt bendi gereğince duruşma açılmaksızın tamamlanabilecek yargılama eksikliklerinin varlığı durumunda dâhi, Bölge Adliye Mahkemesince esastan yeni bir karar verilmesinin gerekli kılınmış olduğu nazara alındığında, yargılamadaki eksikliğin duruşma açılarak giderilmesi hâllerinde, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilemeyeceği, bu gibi hâllerde de esastan yeni bir hüküm kurulması gerektiği kuşkusuzdur. Aksi halde, incelenen kararda olduğu gibi, bir yandan kararın gerekçesinde yargılama eksikliğine ve bunun giderildiğine değinilirken, bir yandan da ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hâllerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki ve infazda tereddüt oluşacağı, bu durumun ise kanuna açık aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil edeceği açıktır.

3. Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında bir karar tesis edilmesi gerekirken 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendinin 1 inci alt bendi kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle ve 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi uyarınca bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.