YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7495
KARAR NO : 2011/10989
KARAR TARİHİ : 27.06.2011
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 3.200,00 TL hasar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Birleşen dosya dava dilekçesinde; 1380 USD karşılığı 2.070,00 TL depozito alacağının tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki haksız itirazın iptali ile takibin devamı talep ve dava edilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne ve birleşen davanın da kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı (Birleşen Davalı) tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, davacı kiralayan tarafından 3200,00 TL hor kullanım nedeniyle oluşan hasar tazminatının tahsili istenilmiş, birleşen dava dosyasında ise; davacı kiracı tarafından 15.09.2002 tarihli kira sözleşmesi gereğince verilen 1380 USD karşılığı 2070,00 TL’depozito alacağının tahsili için yapılan takibe vaki haksız itirazın iptali istenilmiştir.
Mahkemece, her iki davanın da kabulüne karar verilmiş, hüküm, süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının (birleşen davalı) maliki olduğu taşınmazın davalıya (birleşen davacı) kiraya verildiği ve davacının mecuru 11.02.2008 tarihinde tahliye ettiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki kira sözleşmesinin 8. maddesinde; “…kiracı akdin feshi anında hiçbir borcu bulunmadığını ispat edemez ve mecuru teslim aldığı gibi sağlam vaziyette teslim edemezse, bu bedelin kendisine iade edilmesini isteyemez. Ayrıca bu bedelin kira borcuna mahsup edilmesini talep edemez” şeklinde düzenleme bulunup bu durumda kiracı özel şart gereğince verdiği hasar kadar depozitonun iadesini talep edemez. Bir başka ifade ile depozitonun iade edilebilmesi için (kiracının) borcu olmaması gerekir.
O halde mahkemece, birleşen depozitonun iadesi davasının reddine karar verilmesi ve depozito miktarını aşan kısmın ise asıl davada hüküm altına alınması gerekirken her iki davanın da kabulü şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.