YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2447
KARAR NO : 2023/2885
KARAR TARİHİ : 09.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1251 E., 2022/1386 K.
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
KARAR : Direnme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 12.10.2022 tarihli ve 2022/1251 Esas, 2022/1386 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 13.06.2022 tarihli ve 2021/25814 Esas, 2022/5971 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Dairemize gönderildiği belirlenmekle;
Katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin vekalet ücretine yönelik olduğu belirlenmiştir.
Sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen direnme kararının 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin direnme kararını temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, her ne kadar sanık müdafiinin 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer vermediği görülmüş ise de sanığın temyiz dilekçesinde temyiz sebebi bulunduğu ve bu nedenle 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Manisa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.01.2021 tarihli ve 2020/194 Esas, 2021/24 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin yollamasıyla 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi ile dördüncü fıkrası, 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 22 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 15.06.2021 tarihli ve 2021/350 Esas, 2021/1034 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs suçundan, 6763 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi ile dördüncü fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 21 yıl 1 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii, katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 13.06.2022 tarihli ve 2021/25814 Esas, 2022/5971 Karar sayılı kararı ile “… yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Mağdurun aşamalardaki ifadeleri, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, mevcut haliyle sanığın mağdurun kıyafetlerini çıkardıktan sonra cinsel organını makatına sürtme şeklinde sübuta eren eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları ile 43. maddesinde düzenlenen çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 35 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğuna karar vererek ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 12.10.2022 tarihli ve 2022/1251 Esas, 2022/1386 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca önceki hükümde direnilmesi ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs suçundan, 21 yıl 1 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 31.01.2023 tarihli ve 9-2023/12857 sayılı bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın olay saatinde orada bulunmadığına, mağdura para vermediğine, mağdurun yanlış beyanlarda bulunduğuna, hakkında beraat hükmü kurulması gerektiğine yöneliktir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Katılan Bakanlık lehine vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğine yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mağdur ile sanığın olay yeri olan Kuran kursunda öğrenim gördükleri, sanığın olay günü mağduru Kuran kursunun mutfak kısmına götürerek dizlerinin üstüne çökmesini sağladıktan sonra mağdurun pijamalarını indirdiği, cinsel organını mağdurun makadına dokundurduğu, bu sırada fırsatını bulan mağdurun sanığın elinden kaçarak kurtulduğu, bu olaydan bir kaç saat sonra mağdur anlatımına göre akşam üstü sanığın tekrar mağduru tutarak Kuran kursunun mutfak kısmına götürdüğü, mağdurun kaçmasına izin vermediği, cebir kullanmak suretiyle mağduru dizlerinin üstüne çökmesini sağladığı, alt kıyafetlerini dizine kadar indirip cinsel organını mağdurun poposuna sokmaya çalıştığı ancak bu sırada boşalması üzerine mağduru bıraktığı mağdurun tuvalete giderek üzerini temizlediği sonrasında eve gittiğinde olayı annesine anlattığı, olay sonrasında mağdurun üzerinden alınan sürüntü örneği ile sanıktan alınan DNA örneği Adlî Tıp Kurumunca incelenmiş olup, İzmir Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığının 28.12.2020 tarihli raporunda mağdurun üzerinde sanığa ait DNA profilin elde edildiğinin bildirildiği, her ne kadar sanık aşamalardaki savunmalarında mağdura yönelik herhangi bir cinsel davranışı olmadığını belirterek atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de; mağdurun oluşa uygun, yer ve zaman noktasında detay içeren beyanları, mağdurun annesinin beyanları, mağdurun vücudunda sanığa ait DNA profili elde edildiğine dair İzmir Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığının raporu, mağdur ile mağdurun annesi olan katılanların sanığa iftira atmalarını gerektirecek dosya kapsamında bir sebebinin bulunmayışı gibi hususlar bir bütün halinde değerlendirildiğinde sanığın savunmalarının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmalar olarak kabul edilerek itibar edilmemesi gerektiği, olaydan sonra düzenlenen İzmir Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığı raporu, mağdur ile katılanların beyanları bir bütün halinde değerlendirildiğinde mağdurun beyanlarının samimi olduğu, mağdurun beyanların bölünmemesi gerektiği kabul edilerek olay günü sanığın beraber Kuran kursu gördükleri yerde mağduru, birinci olayda Kuran kursunun mutfak kısmına götürerek kimsenin bulunmadığı bir sırada cebir kullanmak suretiyle mağdurun diz üstü çökmesini sağlayarak giysilerini aşağıya sıyırdığı, sonrasında kendi cinsel organına mağdurun poposuna dokundurduğu, bu sırada mağdurun fırsatını bularak olay yerinden kaçtığı, bu şekilde sanığın mağdura yönelik birinci cinsel istismar eylemini gerçekleştirdiği, birinci olayın gerçekleştiği günün akşamında sanığın tekrar mağduru Kuran kursunun mutfak kısmına götürdüğü, cebir kullanmak suretiyle dizinin üstüne çökmesini sağladığı, kıyafetlerini dizine kadar indirdiği sonrasında cinsel organını mağdurun poposuna sokmaya çalışırken sanığın boşaldığı dolayısıyla eylemini tamamlayamadığı, olaydan sonra mağdur ile ilgili düzenlenen 28.06.2020 tarihli adli raporda livata bulgusuna rastlanmadığının belirtildiği, mağdurun da sanığın cinsel organını poposuna sokma eylemini tam olarak anlatamadığı, bu kapsamda şüphenin sanık lehine uygulanması gerektiği, sanığın her iki eyleminde de elverişli hareketlerle eylemine başlamasına rağmen ilk eylemde mağdurun sanığın elinden kaçması ikinci eylemde de sanığın erken boşalması ve mağdurun kaçması nedeniyle sanığın eylemlerinin teşebbüs aşamasında kaldığını kabul etmek gerektiği, bu şekilde sanığın üzerine atılı on iki yaşından küçük mağdura yönelik müteselsilen organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismara teşebbüs suçunu işlediği anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince mağdurun beyanlarını bölerek teselsül hükümleri uygulanmaksızın, ayrıca nitelikli cinsel istismar suçunun tamamlandığı kanatiyle sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükmünün iki nolu bendinin kaldırılarak sanığın müteselsilen on iki yaşından küçük çocuğa yönelik organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismara teşebbüs suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Katılan Bakanlık vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz istemi açısından, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları” başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.
2. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 13.06.2022 tarihli ve 2021/25814 Esas, 2022/5971 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere sanığın mağdurun kıyafetlerini çıkardıktan sonra cinsel organını mağdurun makatına sürtme şeklinde sübuta eren eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci ile dördüncü fıkraları ile 43 üncü maddesinde düzenlenen çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçenin bölümünde açıklanan nedenle direnme kararı yerinde görülmediğinden Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 13.06.2022 tarihli ve 2021/25814 Esas, 2022/5971 Karar sayılı bozma kararının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,09.05.2023 tarihinde karar verildi.