YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7147
KARAR NO : 2013/1789
KARAR TARİHİ : 22.01.2013
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 89/1, 89/2-d-e, 52/2-4, 53/6 maddeleri uyarınca mahkumiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin tayin olunan adli para cezasının ertelenmemesine ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Mağdura ait Gebze Fatih Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 08.09.2008 tarihli doktor raporunda, mağdurun yaşamını tehlikeye sokacak ve yüzünde sabit ize neden olacak şekilde yaralandığı ifade edilmiş ise de, anılan raporda, kafada frontal bölgede 2×3 cm’lik deri kesisi, ağızda üst dudak içinde 2 cm’lik kesi, üst dişlerde kırık olduğunun belirtilmesi ve mevcut bulguların ne şekilde mağdurun yaşamını tehlikeye sokan ve yüzünde sabit ize neden olan durum meydana getirdiğine ilişkin açıklamaya yer verilmemesi karşısında, mağdur hakkında Adli Tıp uzmanından rapor alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de:
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07/07/2009 tarih, 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından TCK’nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan “failin güttüğü amaç ve saik” kıstasının uygulanamayacağı dikkate alınmadan, temel cezanın belirlenmesinde “failin güttüğü amaç ve saikinin” gerekçe olarak gösterilmesi,
2- Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, sanığa hükmolunan temel cezada 5237 sayılı TCK’nın 89/2. maddesi uyarınca artırım yapıldığı sırada, mağdurun kemik kırılmasına neden olacak şekilde yaralandığı belirtildikten sonra, anılan maddenin (b) bendi yerine, (d) ve (e) bentlerinin uygulanan kanun maddesi olarak gösterilmesi suretiyle hükmün karıştırılması,
3- Sanığa ait suç tarihinde geçerli sürücü belgesi bulunup bulunmadığı araştırılıp, onaylı örneği getirtilmeden, temin edilen onaysız sürücü belgesi suretine dayalı olarak sanığın sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 22.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.