YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6454
KARAR NO : 2023/2051
KARAR TARİHİ : 06.07.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/189 E., 2022/159 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, bozmaya uyan Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir
Mahkeme kararı ile tavzih kararı, davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.07.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen dahili davacılar vekili Avukat … ile davalılar vekili Avukat … …’ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin esası incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00’te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; davalıların verdiği vekaletnameye istinaden ihbar olunan Naki ile imzalanan harici sözleşme ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile kendilerine mirasen intikal eden İstanbul … … mevkii 942 parsel sayılı taşınmazdaki hisselerini satın aldığını, 50.000,00 TL nakit 63.000,00 TL senet verildiği halde davalıların tapuda devir ve tescile yanaşmadıklarını, dava konusu taşınmazın dava dışı … …’a satılarak devredildiğini, satın alınan hisse oranının da 4/16 olduğu sanılırken gerçekte davalıların hissesinin 4/48 olduğunu, davalılar tarafından zarara uğratıldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, taşınmazın rayiç değerinden şimdilik 10.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 21.04.2014 tarihli dilekçe ile dava değerini 956.250,00 TL’ye yükseltmiş, yargılama sırasında vefat etmesi üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
II. CEVAP
Davalılar; vekilin vefat eden eş adına hareket ettiğini ancak vekil tarafından dolandırıldığını, vekalet ve sözleşme tarihinde vekalet verenin kanser hastası olduğunu, akli melekelerinin yerinde olmadığını, sözleşmenin geçerli olduğunun kabulü halinde dahi ancak ödediği bedelin talep edilebileceğini, tazminat ve rayiç bedel talep edemeyeceğini, ancak payları oranında sorumlu olabileceklerini, müteselsilen sorumluluğa dayalı talebin yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin, 22.05.2014 tarihli ve 2011/753 E., 2014/201 K. sayılı kararıyla; davacıya adi senetle ve satış vaadi ile satılan ve tapudan devredilmeyen toplam 12/144 payın dava tarihindeki rayiç bedeli olan 318.750,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak paylarına göre davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı, süresi içinde dahili davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 01.10.2015 tarihli ve 2014/35420 E., 2015/28166 K. sayılı ilamıyla; davacı tarafın sair temyiz itirazları reddedildikten sonra, “…davalıların sözleşme konusu taşınmazda toplamda yalnızca 1/12 oranında hak sahibi oldukları gözetilerek bu … üzerinden rayice hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamakta ise de, davacının dayandığı ve yasal şartları taşımamakla geçersiz olan harici sözleşmede satış bedelinin 942 parselin 4/16 hissesine tekabül eden 4250 m2’sine karşılık olarak belirlendiğinin kararlaştırılması karşısında, bakiye 1/6 hisseye tekabül eden kısım için sözleşme bedelini çoğun içinde azın da bulunduğu gözetilip sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde istenebileceği hususu dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olduğu.. ” gerekçesiyle, karar bozulmuştur.
B. İkinci Bozma Kararı
1. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 21.06.2016 tarihli ve 2016/97 E., 2016/212 K. sayılı kararla; davacı tarafın dayandığı ve yasal şartları taşımadığı için geçersiz olan harici sözleşmede satış bedelinin davaya konu 942 parselin 4/16 hissesine tekabül eden kısım için belirlenen 956.250,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak paylarına göre davacılara verilmesine verilmiş; karara karşı, davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 30.01.2019 tarihli ve 2017/2803 E., 2019/795 K. sayılı ilamla; davalılar vekilinin sair temyiz itirazları reddedildikten sonra, ” …bozmaya uyulduğu halde gereğinin yerine getirilmediği, davalıların gerçekte sahip olmadıkları ancak adi yazılı sözleşmeyle sattıkları 1/6 hisse yönünden sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde değerlendirme yapılarak ödenen bedelin denkleştirilmiş adalet ilkelerine göre ulaştığı değer tespit edilip, bu değer üzerinden hüküm kurulması gerekirken 1/6 hisse yönünden de rayiç değere hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” gerekçesiyle, karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1. Mahkemece verilen 15.03.2022 tarihli ve 2020/189 E., 2022/159 K. sayılı kararla; bozma ilamı doğrultusunda alınan ek raporda 1/6 hisse yönünden denkleştirici adalet ilkesine göre 12.12.2006 tarihindeki 75.333,33 TL bedelin 22.09.2011 dava tarihinde ulaştığı değerin 139.017,85 TL olduğunun tespit edildiğinden bahisle, davanın kısmen kabulü ile 457.767,89 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
2. Davacılar vekilinin 25.04.2022 tarihli tavzih dilekçesi üzerine Mahkemece verilen 29.04.2022 tarihli tavzih kararıyla gerekçeli kararın başlık kısmındaki davacı bölümünün iptal edilmesine, davacılar ölü … mirasçıları …, …, …, …, … yazılmasının, hükmün (1) numaralı fıkrasının ” Davanın kısmen kabulü ile 457.767,89 TL tazminatın dava tarihiden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,” yazılmak suretiyle gerekçeli kararın tavzihine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı ile tavzih kararına karşı, süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili; davalı …’nin sözleşme ve vekâletnamedeki imzaların eşine ait olup olmadığı hususunda şüphesi bulunduğunu, vefatından hemen önceki dönemde kanser rahatsızlığı bulunması nedeniyle vekaletnamenin verildiği tarihte akli melekelerinin ve temyiz kudretinin yerinde olup olmadığının araştırılmasının talep edildiğini ancak ayakta tedavi görmesi nedeniyle bu konudaki talebin değerlendirilmediğini, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte davacının ancak verdiğini isteyebileceğini, davacının ödemeye ilişkin yazılı belge sunamadığını, bozmaya uyularak verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını, aksinin düşünülmesi halinde dahi sorumlu olunan kısmın veraset ilamında belirtilen 1/12 oranı olduğunu, daha fazla pay devrinin mümkün olmadığını, davalıların sahip oldukları paydan fazlasını devretmelerinin ve bu oranda tahsilat yaptıklarının da düşünülemeyeceğini, yasal payların dikkate alınmadığını, devir aşamasına gelindiğinde dahi murisin sahip olmadığı payı devredemeyeceğini, vekaletnamede taşınmazın ayrıntılı olarak belirtilmediğini, ihbar edilenin genel vekaletnameye istinaden işlemi gerçekleştirdiğini, daha sonrasında ise taşınmazın davalıların ve eşi olan davalının bilgisi dışında satıldığını, bu satış işlemi karşılığında para da ödenmediğinin öğrenildiğini, tüm bu işlemler nedeniyle adı geçen hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, tavzih kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, olayda davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olmalarını gerektirecek bir eylemleri bulunmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, harici taşınmaz satım sözleşmesi ve resmi taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri uyarınca ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).
2. Yargıtay Dairesince bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK).
3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 305 … maddesinde; “(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.
(2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” hükmü mevcuttur.
3. Değerlendirme
Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, hükme esas alınan 21.05.2021 tarihli ek bilirkişi raporundaki hesaplamaya yönelik davalıların temyiz itirazının bulunmamasına, tavzih kararına yönelik temyiz itirazının ise davalıların mirasçı olmaları ve davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna dair verilen daha önceki kararların bu yönden temyiz edilmediğinden davacılar lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın açıklanması niteliğinde olduğundan yerinde olmasına, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün bulunmamasına göre, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının ve 29.04.2022 tarihli tavzih kararının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 439 uncu maddesi uyarınca ONANMASINA,
8.400,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalılardan alınıp dahili davacılara verilmesine,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine,
6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
06.07.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.