YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2583
KARAR NO : 2023/6065
KARAR TARİHİ : 23.10.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki marka lisans sözleşmesinden kaynaklanan alacak ile maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı Burçin Han arasında 19.03.2013 tarihli marka ve lisans sözleşmesinin imzalandığını, daha sonra dava dışı Burçin Han’ın bu sözleşmedeki tüm hak ve borçlarını davalı şirkete devrettiğini, bunun üzerine müvekkili ile davalı arasında 14.06.2013 tarihinde marka ve lisans sözleşmesi imzalandığını, beş yıl süre için imzalanan sözleşmenin 11 inci madde hükmü gereğince, müvekili ile dava dışı Burçin Han ile imzalanan 19.03.2013 tarihli sözleşmenin hükümsüz kaldığını, müvekkilinin 2006 yılından beri aktif olarak “küçük seyler” ibareli marka ve logosunu eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfında tescilli olarak kullandığını, müvekkili ile davalı arasındaki marka ve lisans sözleşmesi ile tarafların müvekkiline ait “Küçük Şeyler Akademisi Anaokulu (Küçük Şeyler Anaokulu)” markasının ve logosunun sözleşmede belirlenen bedel karşılığında davalıya kullandırması konusunda anlaştıklarını, telif ücretinin beş öğretim yılı için 45.000,00 TL+ Katma Değer Vergisi (KDV), kayıtlı olarak eğitim verdiği 40 öğrenciye kadar aylık 2.750,00TL, 40 öğrencinin üzerindeki her öğrenci için öğrenciden alınan yıllık ücretin KDV hariç % 4’ü olduğu konusunda tarafların anlaştığını, davalının sözleşmeyi haksız feshettiğini, bu nedenle vadesi geçmiş ancak ödenmeyen ücretlerden kaynaklanan 27.578,00TL (asıl alacak) +723,00TL (işlemiş faiz) toplam 28.301,00TL, henüz vadesi gelmemiş ücretlerden kaynaklanan 129.210,00TL (asıl alacak) + 3.391,00TL (işlemiş faiz) toplam 132.601,00TL, 5 yıllık aylık franchise ücretlerinden kaynaklanan 4.307,00TL*60= 258.480,00TL alacaklarının bulunduğunu ileri sürerek, haksız fesihten kaynaklı olarak sözleşme hükümleri gereğince alacaklarından şimdilik 10.000,00 TL’nin, müvekkiline ait “Yönder Okulları” markasının davalı tarafından izinsiz ve haksız kullanılması nedeniyle de şimdilik 15.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.04.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile vadesi geçmiş ancak ödenmeyen ücretlerden kaynaklanan talebini 27.578,00TL (asıl alacak) + 723,00TL (işlemiş faiz) toplam 28.301,00TL’ye, henüz vadesi gelmemiş ücretlerden kaynaklanan talebini 129.210,00TL (asıl alacak) + 3.391,00TL (işlemiş faiz) toplam 132.601,00TL’ye (şimdilik 4.500,00 TL’si talep edilmiş), 5 yıllık aylık franchise ücretlerinden kaynaklanan talebini 4.307,00TL*60 toplam 258.480,00TL’ye( şimdilik 4.500,00 TL’si talep edilmiş) yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süre yönünden reddinin gerektiğini, ortada mükerrer takip, alacak ve derdest dosyaların bulunduğunu, marka ve lisans sözleşmesinin müvekkili tarafından haklı olarak feshedildiğini, karşı tarafin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, marka ve lisans sözleşmesinin 7.5. maddesinde yer alan konferansların uyarılarına rağmen verilmediğini, hatta Prof. Dr. Üstün Dökmen tarafından 06.03.2015 tarihinde Malatya Kongre Kültür Merkezinde yapılması planlanan “Ağaçta Kayısı Ailede Çocuk” adlı konferansın, davetiyeler bastırılıp dağıtılmasına rağmen haksız yere iptal edildiğini, oysa ki konferans için gerekli kira bedelinin dahi ödendiğini, ayrıca sözleşmenin 7.5. maddesinde yer alan ve yıl içinde iki kez verilmesi gereken eğitimlerin verilmediğini, sözleşmenin “ö” maddesinde belirtilen lisans ücreti faturasının, sözleşmede belirtilen sürede tanzim edilmediğini, bir yıl sonra ısrarları sonucu düzenlendiğini, davacının sözleşmenin 6 ncı maddesine aykırı faturalar kestiğini, ayrıca 40 öğrencinin üzerindeki her bir öğrenci için de haksız bedeller talep ettiğini, davacının toplam 419.382,00 TL alacak talebinin de tamamen haksız ve yersiz olduğunu, kaldı ki davacının hiçbir zararının olmadığını, zira kendileri tarafından haklı sebeplerle sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilmesinden sonra, davacının “Küçük Şeyler Anaokulu” markasını kullandırmak için çok yüksek bedellerle başka kişilerle marka ve lisans sözleşmesi yaptığını, “Yönder Okulları” markasının da iddianın aksine davacının onayı ile kullanıldığını, müvekkiline “Aynı ailenin parçasıyız, Küçük Şeylerin devamıyız, sözleşmeyi daha sonra imzalarız” denilerek güven sağlandığını, müvekkilinin de davacıya güvenip Malatya’da duyurulara, reklamlara başladığını, davacının daha sonra bedelsiz olduğunu beyan ettiği “Yönder” markası için bu kez kendilerinden 26.02.2016 tarihli mail ile 250.000,00 TL + KDV isteyerek, haksız bir kazanç elde etmeye çalıştığını, “Yönder Okulları” adı altında hiçbir öğrenci kaydının alınmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen 2013-2016 yılı arasında uygulanan marka lisans sözleşmesinin, davalı tarafça ihbarsız ve haksız olarak feshedildiği (davacı tali edimlerini yerinde getirmese de), bu nedenle davacının alacak hakkının doğduğu, davacının vadesi geçmiş alacaklara yönelik toplam 27.578,58 TL talebinin yerinde olduğu, vadesi gelmemiş alacakları için davacının talep edebileceği tutarın 129.210,00 (4.307,00 x 30) TL olarak dikkate alınması gerektiği, 5 yıllık aylık franchise ücretlerinden kaynaklanan alacakları için 4.307,00 TL x 60 toplam 254.480,00 TL talebinde bulunulmuş ise de, talep edilen cezai şartın fahiş olduğu, davacının ıslah dilekçesinde bu miktarlar yerine “Vadesi gelmemiş ücretlerden kaynaklanan alacak için 4.500,00TL olarak, 5 yıllık aylık franchise ücretlerinden kaynaklanan alacak için 4.500,00TL olarak tahsili” talep edildiğinden ve talepten fazlaya hükmedilemeyeceğinden, vadesi geçmiş alacaklar için 27.578,58 TL, vadesi gelmemiş ücretlerden kaynaklanan alacak için 4.500,00TL ve franchise ücretlerinden kaynaklanan alacak için 4.500,00 TL’ye hükmedildiği, davalının haksız feshi nedeniyle davacı firmanın prestiji, itibarı olumsuz etkileneceğinden, ancak davacının da tali yükümlülüğünü yerine getirmediği gözetilerek, olumsuz durumun etki oranının buna göre dikkate alınarak manevi tazminata hükmedildiği, davalının “Yönder” markasını davacı marka sahibinin bilgisi ve rızası dahilinde kullandığı ve davacının rızası ortadan kalktıktan sonra, davalının kullanıma devam ettiğine ilişkin bir bilgi veya belgenin dava dosyasında olmadığı, rıza ile başlayan ve devam eden bir kullanımın, davacı markalarından doğan haklara tecavüz teşkil etmesinin söz konusu olamayacağı, bu nedenle davacının “Yönder” ibareli marka ve logonun izinsiz ve haksız kullanıldığı iddiasına dayalı tazminat taleplerinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, marka hakkına dayalı davacı tarafça talep edilen vadesi geçmiş alacaklar için 27.578,58 TL, vadesi gelmemiş ücretlerden kaynaklanan 4.500,00TL alacak hakkının, marka hakkına dayalı franchise ücretlerinden kaynaklanan alacak için 4.500,00 TL.’nin 17.04.2019 ıslah tarihinden, 7.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin kısımların reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; vadesi gelmemiş ücretlerden kaynaklanan 4.500,00TL alacak taleplerinin aslında ıslah edilmediğini, bu rakamın da dava dilekçesi ile talep edilen 10.000,00TL alacağın içinde bulunduğunu, bu alacak kalemi için mahkeme tarafından dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken, 17.04.2019 tarihini ıslah kabul ederek bu tarihten itibaren faiz yürütülmesinin hatalı olduğunu, aynı durumun 5 yıllık franchise ücretlerinden kaynaklanan 4.500,00TL alacak talepleri için de geçerli bulunduğunu, davalının müvekkiline ait “Yönder Okulları” için de marka ve lisans haklarından yararlanmak istediğini, müvekkili şirketin de mevcut ticari ilişkileri kapsamında sözleşme imzalanacağı inancı ile basılı kağıtlarını, birlikte tescilli markasının teknik özellikleri konusundaki basım kodlarına kadar davalı firma ile paylaştığını, davalı firmanın müvekkili ile bir marka ve lisans sözleşmesi imzalamadan, gerek ulusal gerekse yerel medyada Yönder Okulları’nın Malatya’da faaliyete başlayacağını duyurup, tabelasını da asmak sureti ile reklam çalışmalarını yaptığını, bunun sonucunda öğrenci kaydı yapıldığını, davalının müvekkiline ait marka ve lisansı kullandığının açık olduğunu ve bu konudaki tazmin taleplerinin reddinin hatalı bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davacının “Yönder” markasına ilişkin taleplerinin reddedildiğinin gerekçe kısmında belirtildiği halde, hüküm kısmında belirtilmediğini, “Yönder” markası konusundaki davacının ağır kusurunun, “Küçük Şeyler” markasının yürütülmesini de imkansız kıldığının mahkemece değerlendirilmediğini, reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri için müvekkili yararına vekâlet ücretine hükmedilmediğini, mahkemece davacının lisans sözleşmesinde düzenlenen eğitim öğretim yılı boyunca 2 kere konferans verme ve eğitim organize etme yükümlülüklerini yerine getirmediği tespit edildiği ve sözleşmede bu gibi durumlarda davacının önceden ihtar edilmesi gibi bir şartın kararlaştırılmadığı halde, müvekkilinin tespit edilen haklı sebepleri önceden ihtar etmediğinden bahisle sözleşmeyi feshinin haksız olduğunun kabul edilmesinin hatalı bulunduğunu, sözleşmenin 11.1. maddesinde, ihtara gerek olmaksızın fesih hakkının tanındığını, “Küçük Şeyler” markası ile “Yönder” markası arasında organik bir bağın olduğunu, davacının “Yönder” markasına ilişkin talepleri reddedildiğine göre, “Küçük Şeyler” markasının devam ettirilmesinin, franchise sözleşmesinin amacına ve ruhuna aykırı bulunduğunu, kaldı ki davacının hiçbir zararının olmadığını, zira kendileri tarafından haklı sebeplerle sözleşmenin tek taraflı olarak fesh edilmesinden sonra, davacının “Küçük Şeyler Anaokulu” markasını kullandırmak için çok yüksek bedellerle başka kişilerle marka ve lisans sözleşmesi yaptığını, bu durumda vadesi gelmemiş alacaklar için 4.500,00 TL’ye hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yine sözleşmenin sona ermesine 2 yıl kaldığını, davacının haksız yere 2 yıllık zararını talep etmekle kalmayıp, sözleşme yeni imzalanmış gibi 5 yıllık bir zarar talebinde daha bulunduğunu, bir de 3. kişiden yeni franchise aldığını, ayrıca davacının “Küçük Şeyler” markası ile ilgili manevi tazminat talebinin bulunmadığını, mahkemece buna rağmen manevi tazminata karar verildiğini, mahkemece faiz oranları ve faizin başlangıç tarihleri konusundaki kararının da hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 26.02.2016 tarihli mailde sözleşme dışı “YÖNDER” markasıyla ilgili olarak taraflar arasında marka ve lisans sözleşmelerinin imzalanması gerektiği beyan edilerek, 01.03.2016 tarihine kadar marka ve lisans sözleşmesi giriş ücreti olan 250.000,00 TL +KDV’nin ödenmesi, aksi halde “YÖNDER” markalarına ait emtianın izinsiz kullanılmasından kaynaklanan her türlü maddi ve manevi zararların karşılamak ve marka hakkına tecavüzü ortadan kaldırmak için yasal hakların kullanılmak zorunda kalınacağı ve Malatya’da “YÖNDER” okullarının açılmayacağının kamuoyu ile paylaşılacağının bildirildiği, ardından davalının da 04.03.2016 tarihli karşı mailinde, kendilerinin davacı şirketin ve şirket yöneticisi Süleyman Hecebîl’in bilgisi dışında, Malatya Yönder Kolejinin kuruluşu hakkında herhangi bir çalışmalarının olmadığı, Kolejin kuruluşunun 17.12.2015 tarihinde davacı şirketin genel merkezi tarafından sosyal medyada paylaşıldığı ve bu kapsamda faaliyete başladıkları, faaliyetlerinin tümünün şirketin bilgisi dâhilinde yerine getirildiği, davacının sözlerini yerine getirmemesi nedeniyle Malatya’da Yönder Kolejinin açılmayacağının kamuoyu ile paylaşılabileceğinin beyan edildiği, bu deliller karşısında davalının “YÖNDER” markasını davacının bilgisi ve nzası dahilinde 2015 yılının Aralık ayından itibaren reklamlarında kullandığı, davalı tarafından sunulan ekran görüntülerinin de bu hususu ispatladığı, taraflar arasındaki rızanın, davacı şirket yöneticilerinin 26.02.2016 tarihinde gönderdikleri maile kadar devam ettiği, dosyada davalının Mart 2016 tarihinden sonra “Yönder” markasını kullandığına ilişkin bir bilgi veya delilin bulunmadığı, davacının rızası ortadan kalktıktan sonra, davalının kullanıma devam ettiğine ilişkin bir bilgi veya belge dava dosyasında bulunmadığından, mahkemece rıza ile başlayan ve devam eden bir kullanımın, davacı markalarından doğan haklara tecavüz teşkil etmesinin söz konusu olamayacağı gerekçesiyle davacının “Yönder” ibareli marka ve logosunun izinsiz ve haksız kullanıldığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin görülmediği, davalı tarafından davacının sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirmediği, konferansların uyarılarına rağmen verilmediği, hatta Prof. Dr. Üstün Dökmen tarafından 06.03.2015 tarihinde Malatya Kongre Kültür Merkezinde yapılması planlanan konferansın, davetiyeler bastırılıp dağıtılmasına ve kira bedelleri ödenmesine rağmen, haksız yere iptal edildiği, yıl içinde iki kez verilmesi gereken eğitimlerin de verilmediği, bu nedenle sözleşmenin feshinin haklı nedene dayandığı savunması yönünden ise, davalının bahsettiği davacı lisans verinin yükümlülüklerinin, marka ve lisans sözleşmesinin 7.5. maddesinde yer aldığı, ancak yine aynı sözleşmenin 11.5. maddesinde, lisans verenin sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve bir eğitim yılı içinde üç haklı yazılı ihtara rağmen sözleşme gereği eksiklikleri gidermemesi halinde, lisans alanın sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebileceğinin düzenlendiği, dolayısıyla davalının iddia ettiği hususların doğru olması halinde dahi, sözleşmeyi haklı nedenle feshedebilmesi için bir eğitim yılı içinde üç haklı yazılı ihtarda bulunması, buna rağmen davacı lisans verinin yükümlülüklerini yerine getirmemeye devam etmesi gerektiği, davalının bu şekilde bir ihtarda bulunmadan, 14.03.2016 tarihli noter ihtarı ile sözleşmeyi tek taraflı feshettiği açık olduğuna göre, mahkemece davalının bu feshinin haksız olduğunun kabul edilmesinde de bir isabetsizliğin bulunmadığı, mahkemece, tarafların tacir oldukları gözetilerek, taleple bağlı kalınmak suretiyle hükmedilen alacak kalemlerine, avans türünden temerrüt faizi yürütülmesinde de bir isabetsizliği bulunmadığı, ancak dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ve mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporundaki tespitler dikkate alındığında, mahkemece davacının sözleşmenin haksız feshi halinde, yoksun kalınan kazanç olarak bakiye 30 aylık süre için tazminat talep edebileceğinin kabulünün, iki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça haksız feshedildiği hallerde, kâr kaybı zararına uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen uygulanması gereken, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 408 inci maddesine uygun olmadığı, zira bunun için öncelikle davacının fesihten sonraki dönemde, sözleşme süresinin sonuna kadar aynı mahiyette yeni bir işi bulup bulamayacağının, bulabilirse ne kadar sürede bulabileceğinin tespiti gerektiği, mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan bilirkişi heyetince düzenlenen 13.01.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda, Malatya’da 2016 yılında Küçük Şeyler Anaokulu adı ile faaliyette bulunulduğunun tespit edildiği, buna göre davacının fesihten sonra markasını Malatya’da kullanmaya devam ettiği, dava konusu sözleşmenin feshinden sonra yeni sözleşme yapıp gelir elde edene kadar, davacının tahminen 3 aylık bir gelir kaybına uğrayacağı, bunun tutarının da 12.921,00 TL olduğunun bildirildiği, sözleşmenin davalı tarafça 14.03.2016 tarihinde feshedildiği nazara alındığında, 2015-2016 eğitim ve öğretim yılının sona ereceği 3 aylık bakiye dönem için davacının aynı mahiyette yeni bir sözleşme yapamayacağı, 2016-2017 eğitim ve öğretim yılının başlayacağı yeni dönem için ise davacının rahatlıkla yeni bir akit bulabileceği nazara alındığında, bilirkişi raporunda belirtilen bu sürenin makul bulunduğu, o halde mahkemece davacının, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle ancak 12.921,00 TL talep edebileceği kabul edilmesi gerekirken, bu bedelin 129.210,00 TL olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği, mahkemece davacının sözleşmenin 6. maddesine dayanarak, 5 yıllık aylık franchise ücretlerinden kaynaklanan alacakları için 4.307,00 TL x 60 = 254.480,00 TL talebinde bulunabileceğinin kabulünün de doğru görülmediği, zira sözleşme hükümleri dikkatle incelendiğinde, sözleşmenin 5 inci maddesinde “lisans verenin”, “sözleşme koşullarına uyulmadığı taktirde” aynı eğitim yılı içerisinde 15 gün süresince 2 haklı ihtar ile süre bitimini beklemeden anlaşmayı tek taraflı olarak feshetme hakkına sahip olduğu, devamında da 6 ncı maddesinde, yine “sözleşme hükümlerine uyulmaması nedeniyle feshedilen” sözleşmenin tüm bahsi geçen ücretlerinin (vadesi gelmiş, vadesi geçmiş ya da henüz vadesi gelmemiş) ve 5 yıllık aylık franchise ücretlerinin yıllık artışlar (TEFE, ÜFE) eklenerek muaccel hale geleceğinin düzenlendiği, görüldüğü üzere sözleşmenin 6 ncı maddesi ile getirilen düzenlemenin, ancak “sözleşme hükümlerine uyulmaması” halinde ve “davacı lisans verenin” sözleşmeyi feshetmesi durumunda uygulanabilecek bir hüküm olduğu, somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki sözleşmenin, davalı lisans alan tarafından, tek taraflı ve haksız olarak feshedildiği, dolayısıyla anılan cezai şart hükmünün somut uyuşmazlıkta uygulanma yerinin olmadığı ve davacının anılan talebinin de reddedilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki hükmünün yerinde görülmediği, ayrıca; davacı vekilince sunulan dava dilekçesinin incelenmesinden, davacının manevi tazminat talebinin “Yönder” markasının davalı tarafça izinsiz kullanıldığı iddiasına hasredildiği, diğer bir deyişle davacının manevi tazminat talebinin, sadece “Yönder” markasının davalı tarafça izinsiz kullanıldığı iddiasına dayandığı, “Küçük Şeyler” markasının kullanımına ilişkin olarak, manevi tazminat talebinde bulunulmadığı, mahkemece, davacının manevi tazminat talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne hükmedilmesi de doğru olmadığı, yine mahkemece davacının “Yönder” markasına dayalı taleplerinin reddine karar verildiği halde, davalı yararına bu nedenle reddedilen maddi tazminat talebi yönünden vekâlet ücretine karar verilmemesinin de yerinde görülmediği, davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde, temerrüt tarihi ve miktar belirtilmeden, kısmi olarak talep edilen 10.000,00 TL’lık alacaklarının tamamı için avans faiz istendiği, 17.04.2019 tarihli ıslah dilekçesinde ise bu talebin 500,00 TL’lık kısmının vadesi geçmiş, 4.500,00 TL.’lık kısmının vadesi gelmemiş, 4.500,00 TL.’lık kısmının 5 yıllık ücretlerden kaynaklanan alacakları için olduğunun bildirildiği, bu durum karşısında mahkemece, davacının kabul edilen ve dava dilekçesinde talep edildiği belirtilen miktarlar yönünden dava tarihinden, aşan kısımlar için ıslah tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi gerekirken, kabulüne karar verilen tüm alacak kalemleri yönünden ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi de doğru olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile, davacının “Küçük Şeyler Akademisi Anaokulu (Küçük Şeyler Anaokulu)” ibareli marka hakkına dayalı vadesi geçmiş alacaklar için 27.578,58 TL alacak hakkının, 500,00 TL.’nın 23.06.2016 dava tarihinden, kalanının 17.04.2019 ıslah tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davacının “Küçük Şeyler Akademisi Anaokulu (Küçük Şeyler Anaokulu)” ibareli marka hakkına dayalı vadesi gelmemiş ücretlerden kaynaklanan alacak hakkına ilişkin olarak, taleple bağlı kalınarak 4.500,00 TL.’nın 23.06.2016 dava tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, bu istem yönünden fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına, fazlaya ilişkin diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yönder markası yönünden davalının, müvekkil davacıya ait Marka ve Lisansları, taraflar arasında sözleşme düzenlenmeden, müvekkil izni olmadan kullandığını, reklamını yaparak tabela astığını, ulusal ve yerel basında haber olmasını sağlayarak öğrenci kaydını yaptığını, her ne kadar taraflar arasında Marka ve Lisans Sözleşmesi düzenlenmemişse de davalının fiilen müvekkil markasını kullanmış olması nedeniyle müvekkilin doğan zararını tazmin talep hakkı olduğunu, davalının, Yönder markası konusunda müvekkil şirketle yazıştıklarını, müvekkil şirketin her türlü bilgi belge, logo ve sair materyallerin kendilerine gönderildiğini kabul ettiğini, müvekkile ait markalar üzerinden haksız kazanç sağladığını, eksik bilirkişi incelemesine dayalı olarak karar verildiğini, davalı ve müvekkil şirket tacir olup istinaf mahkemesinin cezai şartın indirilmesi şeklindeki bu kararının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 22 nci maddesi doğrultusunda kabulünün mümkün olmadığını, marka lisans sözleşmesinde Malatya sınırları içerisinde bir adet franchise sözleşmesi verileceği yönünde bir hüküm bulunmamakta müvekkil marka verme hakkını saklı tutmuş olduğundan davalı şirketten başkaca franchise ile Küçükşeyler markasının işletilmesini gerekçe göstererek davalının vadesi gelecek franchise ücretlerine ilişkin cezai şarta indirim uygulanarak 3 aylık üzerinden hesaplama yapılarak hükmü kurulması gerektiği yönündeki gerekçesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, sözleşme hükümleri dikkatle incelendiğinde, davalı şirket söz konusu sözleşmeyi tek taraflı bir şekilde haksız olarak feshetmiş olması sebebi ile 6 ncı madde hükmü doğrultusunda tüm ücretlerin ve 5 yıllık lisans ücretinin talep etmesi mümkün olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;Yönder markasına dayalı taleplerinin reddine karar verildiği halde, davalı yararına bu nedenle reddedilen maddi tazminat yönünden vekâlet ücretine karar verilmemesinin doğru olmadığı, sözleşmenin feshi ile birlikte davacının müspet veya menfi hiçbir zararı oluşmadığını, haklı sebeplerle taraflarınca sözleşmenin feshinden hemen sonra davacının Malatya da Küçük Şeyler Anaokulu markasını almak için çok sayıda talep aldığını ve en nihayetinde çok yüksek bedellerle başka kişi veya şirket ile marka ve lisans sözleşmesini yaptığını, yıl kaybı olmadan eylül ayında eğitime güçlü bir şekilde yine devam ettiğini, dolayısıyla davacı hiçbir kesinti ve aksaklığa uğramadan daha yüksek bedellerle hem giriş ücreti hem de Franchıse ücreti almaya da devam ettiğini, Malatya Yeşilyurt İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne müzekkere yazılmasını ve 2016,2017,2018 Eğitim öğretim yılına ilişkin öğrenci kayıtlarının getirtilmesini taleplerinin dikkate alınmadığını, gerek faiz oranları gerek ise faizin başlangıç tarihleri yönünden vermiş olduğu karar da usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka hakkına dayalı alacak ve tazminat istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki lisans sözleşmesinin davalı tarafça haksız olarak feshedilip feshedilmediği, haksız feshedilmişse davacının talep edebileceği alacağın ne olduğu, ayrıca davalının davacıya ait “Yönder” markasını izinsiz olarak kullanıp kullanmadığı hususları uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 408 inci maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 22 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.