YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/6718
KARAR NO : 2023/4862
KARAR TARİHİ : 06.09.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/9 E., 2023/98 K.
SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.11.2021 tarihli ve 2021/323 Esas, 2021/401 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 14 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 14.01.2022 tarihli ve 2021/1624 Esas, 2022/7 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi kararının, sanık, müdafiii ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 27.10.2022 tarihli ve 2022/7875 Esas, 2022/9642 Karar sayılı kararı ile “… sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesinde düzenlenen takdiri indirimin uygulanmasına veya uygulanmamasına ilişkin kararların da gerekçeli olmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda kanun maddesinde yer alan bazı tabirlerin tekrarlanması şeklindeki açıklamanın kanun koyucunun aradığı anlamda kanuni ve yeterli gerekçe niteliği taşımadığı gözetildiğinde ilk derece mahkemesince bu hususta denetime elverişli gerekçe içerecek şekilde hüküm kurulması gerekirken dosyaya yansıyan olumsuz kişiliği bulunmayan sanık hakkında yetersiz gerekçeyle anılan maddenin tatbikine yer olmadığına karar verilmesi karşısında, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi,” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.02.2023 tarihli ve 2023/9 Esas, 2023/98 Karar sayılı kararı ile sanığın, nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 14 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanıkla katılan arasındaki ilişkinin rızaya dayalı gerçekleştiği, katılanın video kaydı çekimine bir itirazının bulunmadığı gibi video çekimi esnasında sanığın, katılana karşı herhangi bir fiziki şiddetinin olmadığı, katılanın muayene raporundaki ekimozun rızaya dayalı ilişki sonucunda da gerçekleşebileceği gibi başka bir neden de gerçekleşmiş olabileceği, eylemin rıza dışı gerçekleştiği iddiası bulunmasına rağmen komşuların herhangi bir ses duymadığı, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair yeterli bir delil bulunmadığı gibi sanık hakkında takdiri indirim uygulanmamasının kanuna aykırı olduğu, açıklanan nedenlerle sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün bozulması istemine yöneliktir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak mahkumiyet hükmü kurulması ve Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulması istemine yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Katılan ile sanığın resmî nikahlı eş oldukları, aralarında geçimsizlik bulunup aile içerisinde farklı zamanlarda tartışma yaşadıkları, olay günü katılan ile sanık arasında sanığın alkollü olmasından kaynaklı tartışma yaşandığı ve sanığın katılanın direncini kırmak amacıyla elleriyle yumruk yapmak suretiyle katılanın kafasına vurmaya başladığı, ardından katılanın kolundan tutup kıyafetlerini çıkardığı ve katılanı önce oral yoldan daha sonrasında ise anal yoldan cinsel ilişkiye zorladığı, katılanın olayın ertesi günü alınan adli muayene raporunda saat 6 hizasında anal fissür mevcut olduğunun rapor edildiği, sanığın söz konusu eylemlerini telefon ile kayıt altına aldığı ve katılanın evden kaçmasının ardından söz konusu müstehcen olan cinsel ilişki görüntülerini katılanın babasına gönderdiği olayda sübut ve oluş bu şekilde kabul edilmiştir.
Sanığın adli sicil kaydı ve duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz bir davranışı bulunmasa da; sanığın işlediği cinsel saldırı suçundan sonra katılanın evden kaçmasının ardından cinsel saldırı suçunu işlediği esnada kayda aldığı görüntüleri katılanın babasına gönderdiği, bu eylemin ayrıca suç teşkil etmesi dışında katılan ve bir kız babası üzerinde yaratacağı travmatik etkinin izahtan vareste olduğu, tüm bunlara rağmen sanığın yargılama sürecinin başından itibaren herhangi bir pişmanlık göstermediği görüldüğünden sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmaması gerektiği kanaatine varıldığı belirtilerek Mahkemece hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Bozma üzerine İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.02.2023 tarihli ve 2023/9 Esas, 2023/98 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Salihli Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.09.2023 tarihinde karar verildi.