Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/3572 E. 2023/4900 K. 19.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3572
KARAR NO : 2023/4900
KARAR TARİHİ : 19.10.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1503 E., 2022/588 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/318 E., 2021/240 K.

Taraflar arasındaki murisin tarafı olduğu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil; birleşen dava ise, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın asıl dosyada davacılar birleşen dosyada davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dosyada davacılar- birleşen dosyada davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince 22.04.2022 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin asıl dava yönünden kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Ek karar asıl dosyada davacılar birleşen dosyada davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Temyiz dilekçesinin içeriğine göre birleşen dosya davalısı taşınmazda malik sıfatıyla oturduklarını, iyi niyetli oldukları hususunun incelenmesinin asıl davadaki uyuşmazlığın irdelenmesine bağlı olduğunu izah etmiştir. Birleşen dava konusu çekme katın dava tarihindeki değeri 115.000,00 TL dir. Asıl davada taşınmazın dava konusu edilen 1/2 hissesinin dava değeri 88.500,00 TL birleşen dosyada davalılar aleyhine hükmedilen ecrimisil bedeli ise 10.404,00 TL dir. Bu açıklamalar kapsamında hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’yi aşmaktadır.

Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince kararın kesin nitelikte olması nedeniyle temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de dosya kapsamına göre talep edilen miktarın kesinlik sınırını aştığı anlaşıldığından 6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 … Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen miktar itibarıyla kesinlik sınırına bakılmaksızın temyizin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir. Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 22.04.2022 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı asıl dosyada davacılar birleşen dosyada davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle, ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi …’nın müteahhit … ile 02.04.1996 tarih ve 10627 yevmiye No.lu düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği müteahhit bodrum kattaki dükkanı, giriş kattaki dükkanı ve çatı katında bulunan ve bağımsız girişi bulunan 1 adet çatının miras bırakanı …’ya teslim edildiğini, buna mukabil olarak da müvekkillerin miras bırakanı … …’da tapu hisselerinden kendisine ait olacak onları kendi üzerinde ipka ederek geriye kalan hisselere müteahhide verdiğini, daha sonra davalı … müvekkilerine gönderdiği 18.04.2017 tarihli ihtarnameden aslında müteahhidin 3. normal katta bulunan dairenin çatı piyesli daire olmasına rağmen iş bu daireyi 2 daireye bölerek 3. Katta 1 No.lu daire, 4 Katta da 1 adet çatı daire yaptığı ve 3. Kattaki normal daireyi davalı …’a 4. Kattaki çekme kat daireyi aralarındaki kat karşılığı sözleşmeye istinaden davacıların murisi … …’ya teslim yaptığını, binanın ilk günden bu yana 3. Katta tamamen bağımsız girişi ve kullanım şekli olan bir daire, 4. Katta da yine tamamen bağımsız girişi ve kullanım şekli olduğunu, 3. normal kattaki daireyi alan ve adına tescil ettiren davalı da 3. Kattaki daireyi bu şekilde görerek, satın aldığını, tapu kaydının ve elindeki dairenin normal bir daire olduğunu düşünmesine rağmen daha sonra kendisine verilen tapu kaydının çatı arası piyesli daireye ait olduğunu öğrendiğini, haksız olduğunu ve haksız kazanç getireceğini bilmesine rağmen 20 yıldır davacılara ait olduğunu bildiği daireyi kendilerine teslim etmeleri için ihtarname gönderdiğini, dava konusu binada herkesin kendi, dairesini malik sıfatıyla kullandığını, 4. Katın elektrik, su ödemeleri davacılar adına kayıtlı olduğunu belirterek davalının haksız kazanç elde etmesini engellemek için ve davacıların hakkının korunması için yanlışlıkla 20 sene önce 2 bağımsız bölüm olmasına rağmen tapu kayıtlarında çatı arası piyesli daire olarak görünen bağımsız bölümün davalı adına kayıtlı olan 1/2 oranındaki hissesinin iptaline, davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen dosyada davacı … vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin ait bağımsız bölümün 3. Katta ve dubleks daire olduğunu, ancak sonradan müvekkilinin haberi ve dahili olmadan müvekiline ait dubleks dairenin çatı katına ayrı bir kapı açıldığını, alt kat ile olan bağlantısının kesildiğini, müvekkiline ait çatı katının bağımsız bir daire haline getirildiğini, davalılara müvekkili tarafından defalarca kez sözlü uyarıda bulunulduğunu, ancak davalıların tecavüzlerini sonlandırmadıklarını, davalı taraflara 18.04.2017 tarihli ihtarname ile tecavüz etmiş oldukları taşınmazı boşaltmalarını ve geriye dönük olarak ecrimisil bedeli ödemelerini ihtar ettiklerini, davalı taraflarca göndermiş oldukları ihtarnameye cevap verilmediğini, hala taşınmaza işgal durumunun devam ettiğini belirterek müdahalenin meni’ine, kal’ine, taşınmazdan çıkartılmasına ve tahliyesine, 5 yıllık ecrimisil şimdilik 1.000,00 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Asıl dosyada davalı … vekili cevap dilekçesinde; gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin sadece sözleşme taraflarını bağladığını ve 3. kişilere karşı delil olarak sunulamayacağını, davacı tarafın açmış olduğu davada davalı sıfatının müvekkili açısından oluşmadığını müvekkili açısından husumet yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, davacıların dava dilekçesinde bağımsız bölüm olarak iddia ettiklerini kısmın bağımsız bölüm olmadığını, davacılar tarafından tecavüz edilerek bağımsız hale getirildiğini ve bu bölümün müvekkiline ait olduğunu açıklayarak davanın reddini istemiştir.

2.Birleşen dosyada davalı … vekili cevap dilekçesinde; binanın ilk yapıldığı günden bu yana 3. ve 4. Kattaki dairelerin bağımsız olarak yapıldığını, bağımsız olarak kullanıldığını, ilk günden bu yana burada çatı arası piyesli bir dairenin var olduğunu kimsenin bilmediğini, herkesin kendi dairesini malik sıfatı ile kullandığını, 4. Kat çatı dairesi ile ilgili elektrik, su gibi faturaların 20 yılı aşkın süredir müvekkleri adına kayıtlı olup kendilerince ödendiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden; dava konusu taşınmazın onaylı mimari projesinde ve bu projeye uygun olarak kat irtifakı tapusunda “dubleks mesken” niteliğinde olduğu, devrin şekle uygun bir şekilde gerçekleştiği, davacıların dava konusu taşınmazı kullanmış olmaları murisin devir işlemi sırasında hataya düştüğünün ispatı için yeterli olmadığından ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.

2.Birleşen dava yönünden; birleşen dosya davalılarının da kabulünde olduğu üzere dava konusu taşınmazı bizzat kullandıkları, bu kullanımın herhangi bir hakka dayanmadığı gerekçesiyle;
el atma yönünden: davalının Gaziosmanpaşa ilçesi, Küçükköy Mah. 10108 ada 16743 parselde kain 3. normal Kat, 4 No.lu çatı arası piyesli dairenin çekme katına (fiili duruma göre 4 No.lu kısma) yapılan el atmasının önlenmesine, ecrimisil yönünden 10.08.2012 – 10.08.17 dönemi için 10.404,00 TL ecrimisilin davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dosyada davacılar birleşen dosyada davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Asıl dosyada davacılar birleşen dosyada davalılar vekili; yerel mahkemedeki beyanlarını tekrarla, verilen kararın hatalı olduğunu, tanıklarının dinlenilmediğini, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulduğunu, birleşen davada ecrimisil miktarının bir bölümünün zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın onaylı mimari projesine göre 3 No.lu dairenin çatı piyesli olduğu, 3. normal kattaki dairenin içinden çatı piyesine merdiven bağlantısı bulunduğu, fiili durumda ise çekme katın ayrı bir bağımsız bölüm haline getirilmiş olduğu ve ayrı girişinin bulunduğu, bu projeye uygun olarak kat irtifakının tesis edildiği, projeye aykırı şekilde çekme katın bağımsız bölüm haline getirilmiş olduğu, kat irtifakına esas onaylı mimari projenin tapunun eki niteliğinde olduğu, çatı piyesli dairenin davalıya bizzat tapuda davacılar murisi tarafından satılmış olduğu, projesine aykırı şekilde bağımsız bölüm haline getirilen çatı piyesinin geçerli tapu kaydına göre davalıya ait bağımsız bölüme dahil olduğu, davacılar tarafından uzun süredir kullanılmış ise de bu kullanımın ya da arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesindeki paylaşım hükmünün davalının mülkiyet … karşısında hukuken korunmaya değer bir tarafının bulunmadığı, davalının arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olmadığı, yüklenicinin sözleşmesel edimlerinin kayıt maliki davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, bu nedenlerle davacıların tapu iptal tescil taleplerinin geçerli bir nedene dayalı olmadığı anlaşıldığından reddi gerektiği anlatılmıştır.

2.Birleşen dava yönünden; dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye göre kurulan hükümlerde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı ve birleşen davalıların verilen süreye rağmen tanıklarını bildirmedikleri ve hazır etmedikleri, keşif mahallinde hazır edilen tanıklarının ise mahkemece dinlenildiği bu bakımdan usule aykırılık bulunmadığı, davacılar-birleşen davalılar vekilinin, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dosyada davacılar birleşen dosyada davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek ortada projeye uygun kat irtifakı tapusunda dubleks mesken ibaresi olmasına rağmen fiili durumda bina da böyle bir dubleks olmadığı, birleşen davanın bozulması durumunda asıl dava ile illiyetli bulunduğundan ve asıl dava ile alakalı bulunduğundan asıl dava ile ilgili her ne kadar kesin hüküm verilmişse de asıl davanın da inceleme konusu yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Davacılar vekili temyizin reddini temyiz dilekçesinde; birleşen dava hakkında verilen kararı temyiz ettiklerini, dava konusu yerin ilk yapıldığı günden dava açıldığı tarihe kadar iki ayrı bağımsız bölüm olarak yapıldığı ve binayı yapan müteahhidin bilgisi, taahhütleri doğrultusunda en üst kat çatı katını müvekkillerin kullandığı ortada olup ve dava konusu yeri baştan beri malik sıfatıyla kullandıklarını, kötü niyetli olmadıklarından ve mevcut durum nedeniyle gerek davacı gerekse davalı taraf işin başında bilerek ve isteyerek bu durumu kabullenmiş olduklarından müvekkiller aleyhine ecrimisil kararı verilemeyeceğini açıklamıştır.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kararın eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1.6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 … Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 … … Medeni Kanunu’nun (4721 … Kanun) 683, 995 inci maddesi.
2. 04.06.1958 gün ve 15/6 … Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile ecrimisil, haksız işgal tazminatı olarak nitelendirilmiştir. Bu kararın gerekçesinin V. bendinde “işgal tazminatı davalarının hususi bir şekli olan ecrimisil davalarının beş yılda zamanaşımına uğrayacağı esasını benimsemiş bulunan 25.05.1938 tarih ve 29/10 … İçtihadı Birleştirme Kararının halen geçerli” olduğu açıklanmış ve ecrimisil davalarının 743 … … Kanun’u Medenisinin 908 inci (4721 … Kanununun 995 inci) maddesine dayanan bir tazminat davası olduğu belirtilmiştir.

3 .08.03.1950 gün ve 22/4 … Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da kabul edildiği gibi, başkasına ait şeyi haksız olarak kullanmış olan ve bu kullanımı iyi niyete dayanmayan kimse o şeyi elinde tutmuş olmasından … zararları tazmin ile yükümlüdür.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 … Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl dosyada davacılar birleşen dosyada davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Bölge Adliye Mahkemesince verilen 22.04.2022 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 … Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.