Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/6257 E. 2023/6769 K. 25.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6257
KARAR NO : 2023/6769
KARAR TARİHİ : 25.10.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2011/280 E., 2015/78 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet, beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Mağdure vekilinin temyiz istemi yönünden; Kayden 01.01.1996 doğumlu olan mağdurenin velayet hakkına sahip şikayetçi Mehdi ile mağdurenin 06.10.2011 tarihli duruşmada sanıklar ile suça sürüklenen çocuklardan şikâyetçi olmadıklarını beyan etmeleri karşısında, mağdureye yaş küçüklüğü nedeniyle baroca tayin edilen vekilin hükümleri temyize hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır.

Sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar haklarında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenler sanık … müdafii, suça sürüklenen çocuklar müdafileri ve o yer Cumhuriyet savcısının hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin sürelerinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2015 tarihli ve 2011/280 Esas, 2015/78 Karar sayılı kararı ile;
a. Sanıklar Muamer, … ve … haklarında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatine,

b. Sanık … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 6545 sayılı Kanun’la değişiklikten önceki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile aynı Kanunun 62 nci maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

c. Suça sürüklenen çocuk … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 6545 sayılı Kanun’la değişiklikten önceki 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile aynı Kanun’un 43 üncü maddesi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,

d. Suça sürüklenen çocuk … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 6545 sayılı Kanunla değişiklikten önceki 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile aynı Kanun’un 43 üncü maddesi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.

2. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 02.10.2018 tarihli ve 14-2015/169314 sayılı onama görüşlü tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir.

II. OLAY VE OLGULAR
1. Mahkemece ” Her ne kadar sanık … … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan dolayı cezalandırılması talebiyle mahkememizde kamu davası açılmış ise de, yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre soruşturmanın mağdurun 27 haftalık olduğu belirlenen hamileliği ile başladığı, zira hamile kaldığında 15 yaşından küçük olduğu, sonrasında mağdurun geriye dönük olarak kimi rızası ile kimide rızası dışında olmak üzere kendisi ile cinsel ilişkide bulunan sanıklar ve suça sürüklenen çocukların ismini verdiği, sanığın da adını verdiği yapılan DNA testiyle bebeğin babasının suça sürüklenen çocuk … olduğunun tıbben kesinleştiği, sanığın suçlamayı kabul etmediği, yeğeni olan suça sürüklenen çocukların …’ın da dilekçe yazarak mağdurun beyanını yalanladığı, sadece mağdurun 01.06.2011 tarihinden 1.5 yıl önce soruşturmada 1 defa, kovuşturmada da 2 kez sanığın kendisine organ sokmak suretiyle tecavüz ettiği yönündeki beyanı dışında hiçbir delile ulaşılamadığı, her ne kadar mağdurun iftira etmesi için bir sebep yok ise de, hamile olması üzerine başlayan soruşturmada böyle bir beyanda bulunduğu, iddia ettiği tecavüzün üzerinde 1.5 yıl gibi bir süre geçtikten sonra tesadüfen bu konuyu anlattığı, sanığın da suçu kabullenmediği, sanık tarafından mağdura tecavüz edildiğine dair hiçbir tıbbi delilin bulunmadığı, tanık beyanının da bulunmadığı, sanığın da kabulünün bulunmadığı, bu hususlar gözetildiğinde mağdurun doğru söyleme imkan ve ihtimalinin bulunduğu, ancak sanığı cezalandırmak için şüpheye yer bırakmayacak kesin kanıtlara ihtiyaç olduğu, bu anlamda mağdurun söylediği şeylerin doğru olduğunun mahkemece denetlenme imkan ve ihtimalinin bulunmadığı, sadece beyanla başka herhangi bir delil bulunmadan sanığın cezalandırmanın mümkün olmadığı kanaatiyle yüklenen suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmadığından 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası (e) gereğince sanığın beraatine karar verilmiştir. Her ne kadar sanık … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan dolayı cezalandırılması talebiyle mahkememizde kamu davası açılmış ise de, yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre soruşturmanın mağdurun 27 haftalık olduğu belirlenen hamileliği ile başladığı, zira hamile kaldığında 15 yaşından küçük olduğu, sonrasında mağdurun geriye dönük olarak kimi rızası ile kimide rızası dışında olmak üzere kendisi ile cinsel ilişkide bulunan sanıklar ve suça sürüklenen çocukların ismini verdiği, sanığın da adını verdiği yapılan DNA testiyle bebeğin babasının suça sürüklenen çocuk … olduğunun tıbben kesinleştiği, sanığın suçlamayı kabul etmediği, aynı zamanda mağdurun dayısının oğlu olduğu, sadece mağdurun 01.06.2011 tarihinden 2.5 yıl önce soruşturmada ve kovuşturmada 1 defa olmak üzere sanığın kendisine organ sokmak suretiyle tecavüz ettiği yönündeki beyanı dışında hiçbir delile ulaşılamadığı, her ne kadar mağdurun iftira etmesi için bir sebep yok ise de, hamile olması üzerine başlayan soruşturmada böyle bir beyanda bulunduğu, iddia ettiği tecavüzün üzerinde 2.5 yıl gibi bir süre geçtikten sonra tesadüfen bu konuyu anlattığı, hiçbir merciye müracaat etmemesini hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığı, sanığın da suçu kabullenmediği, sanık tarafından mağdura tecavüz edildiğine dair hiçbir tıbbi delilin bulunmadığı, tanık beyanının da bulunmadığı, sanığın da kabulünün bulunmadığı, bu hususlar gözetildiğinde mağdurun doğru söyleme imkan ve ihtimalinin bulunduğu, ancak sanığı cezalandırmak için şüpheye yer bırakmayacak kesin kanıtlara ihtiyaç olduğu, bu anlamda mağdurun söylediği şeylerin doğru olduğunun mahkemece denetlenme imkan ve ihtimalinin bulunmadığı, sadece beyanla başka herhangi bir delil bulunmadan sanığın cezalandırmanın mümkün olmadığı kanaatiyle yüklenen suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmadığından 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası (e) gereğince sanığın beraatine karar verilmiştir. Her ne kadar sanık … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan dolayı cezalandırılması talebiyle mahkememizde kamu davası açılmış ise de, yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre soruşturmanın mağdurun 27 haftalık olduğu belirlenen hamileliği ile başladığı, zira hamile kaldığında 15 yaşından küçük olduğu, sonrasında mağdurun geriye dönük olarak kimi rızası ile kimide rızası dışında olmak üzere kendisi ile cinsel ilişkide bulunan sanıklar ve suça sürüklenen çocukların ismini verdiği, sanığın da adını verdiği yapılan DNA testiyle bebeğin babasının suça sürüklenen çocuk … olduğunun tıbben kesinleştiği, sanığın suçlamayı kabul etmediği, sadece mağdurun 01.06.2011 tarihinden 1 yıl önce soruşturmada ve kovuşturmada 1 defa olmak üzere sanığın kendisine organ sokmak suretiyle rızası ile birlikte oldukları yönündeki beyanı dışında hiçbir delile ulaşılamadığı, her ne kadar mağdurun iftira etmesi için bir sebep yok ise de, hamile olması üzerine başlayan soruşturmada böyle bir beyanda bulunduğu, iddia ettiği cinsel ilişkinin üzerinde 1 yıl gibi bir süre geçtikten sonra tesadüfen bu konuyu anlattığı, hiçbir merciye müracaat etmemesini hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığı, sanığın da suçu kabullenmediği, sanık tarafından mağdura organ sokularak ilişkiye girdiğine dair hiçbir tıbbi delilin bulunmadığı, tanık beyanının da bulunmadığı, sanığın da kabulünün bulunmadığı, bu hususlar gözetildiğinde mağdurun doğru söyleme imkan ve ihtimalinin bulunduğu, ancak sanığı cezalandırmak için şüpheye yer bırakmayacak kesin kanıtlara ihtiyaç olduğu, bu anlamda mağdurun söylediği şeylerin doğru olduğunun mahkemece denetlenme imkan ve ihtimalinin bulunmadığı, sadece beyanla başka herhangi bir delil bulunmadan sanığın cezalandırmanın mümkün olmadığı kanaatiyle yüklenen suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmadığından 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası (e) gereğince sanığın beraatine karar verilmiştir. Yapılan yargılama, toplanan deliller, mağdurun iddiası, sanığın soruşturmadaki ikrarı birlikte değerlendirildiğinde, sanık …’ın, soruşturmada kabul ettiği üzere ve mağdurun da hem soruşturmada hem kovuşturmada aynı şekilde beyanda bulunduğu üzere 01.06.2011 tarihinden yaklaşık 1.5-2 ay kadar önce mağdura organ sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girdiği, mağdurun dosya içinde bulunan 02.06.2011 gün, içinde Çocuk Psikiyatrisi ve Psikiyatri uzmanı bulunan heyet raporuna göre uğramış olduğu fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmediğinden subuta eren eylemine uyan 5237 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca alt sınırdan cezalandırılması gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Yapılan yargılama, toplanan deliller bir arada değerlendirildiğinde, suça sürüklenen çocuk …’nın, her ne kadar aşamalarda suçlamayı kabul etmemiş ise de, Çine Asliye Ceza Mahkemesinin 20.06.2012 tarih, 2010/60 Esas, 2012/477 karar sayılı kararı ve dosya ile sabit olduğu üzere, 01/11-12/2009 tarihleri arasında mağdureyi evlerine kabul ettiği, mağdurenin suça sürüklenen çocuk ve annesinin bulunduğu evde onlarla birlikte kaldığı, bu anlamda mağdurenin iddialarının doğru olduğu, mağdurenin de gerek soruşturmada gerekse kovuşturmada 31.12.2009 tarihinde yılbaşı gecesinde suça sürüklenen çocuk birlikte olduğunu beyan ettiği ve birkaç seferde organ sokmak suretiyle ilişkiye girdiklerini, 1.5 ay sürdüğünü belirttiği, suça sürüklenen çocuk soruşturma beyanında mağdurenin eski kız arkadaşı olduğunu kabul ettiği, belirtilen tarihlerde mağdurenin suça sürüklenen çocuk evinde kalması nedeni ile suça sürüklenen çocuk ve annesinin yargılandığı, kişiyi hürriyetinde yoksun kılmak suçundan cezalandırılmalarına karar verildiği, dolayısı ile mağdurenin iddiasının soyut kalmadığı, suça sürüklenen çocuk beyanı ve Çine Asliye Ceza Mahkemesin’nin dosyası ile sabit olduğu üzere suça sürüklenen çocuk üzerine atılı suçu işlediği, birden fazla ilki yılbaşı gecesi olmak üzere mağdure ile ilişkiye girdiği anlaşılmakla, organ sokmak sureti ile cinsel istismar suçundan cezalandırılmasına ve hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmasına, suç tarihindeki yaşı nedeni ile alt sınırdan hüküm kurulmasına karar verilmiştir. Yapılan yargılama, toplanan deliller, DNA raporundaki babalığı birlikte değerlendirildiğinde, suça sürüklenen çocuk …’ın, kendi kabulü, mağdurun beyanı, bebeğin babası olduğunun tıbben kanıtlanması ve mağdurla olaydan sonra resmi nikahla evlenmesi hususları dosyada sabit olduğundan suça sürüklenen çocuk 27.06.2011 tarihinden yaklaşık 7-8 ay önce mağdurla ilişkiye girdiklerini belirtmiş olması, birden fazla şekilde ilişkiye girdiklerini belirtmiş olması dikkate alınarak ve mağdurun da beyanı bu yönde olduğundan suça sürüklenen çocuk üzerine atılı suçu işlediği sabit olmakla subuta eren eylemine uyan 5237 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş, hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmış, suç tarihindeki yaşı ve mağdure ile evlenmiş olması nedeni ile alt sınırdan hüküm kurulmuş olup, mahkememizin ulaştığı vicdani kanaate göre takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ” şeklindeki gerekçeler ile hükümler kurulduğu anlaşılmıştır.

2. Dosya kapsamında bulunan deliller;
Sanıklar, suça sürüklenen çocuklar ve mağdureye ait nüfus ve adlî sicil kayıtları, ekonomik ve sosyal durum araştırmaları, sanıklar ile suça sürüklenen çocukların savunmaları, mağdure ile müşteki beyanları, doktor raporları, hastane evrakları Çine Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/60 Esas sayılı dosya içeriği ve polis tutanaklarından ibarettir.

III.GEREKÇE
A. Mağdure Vekilinin Temyizi Yönünden
Kayden 01.01.1996 doğumlu olan mağdurenin velayet hakkına sahip müşteki Mehdi ile mağdurenin 06.10.2011 tarihli duruşmada sanıklar ile suça sürüklenen çocuklardan şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri karşısında, mağdureye yaş küçüklüğü nedeniyle baroca tayin edilen vekilin hükümleri temyize hakkı bulunmadığından vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin bininci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Red sebebine uygun olarak Tebliğnamedeki onama düşüncesine iştirak edilmemiştir.

B. Sanıklar Muamer, … ve … haklarında Kurulan Hükümler Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

C. Sanık … ile Suça Sürüklenen Çocuklar … ve Sinan Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Mağdure hakkında Çine Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/60 Esas sayılı dosyası içinde yer alan ve … Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 24.12.2009 tarihli rapor içeriğine göre mağdurenin beden veya ruh bakımından kendisini savunabilecek durumda olduğu ve algılama yeteneğinin geliştiğinin tespit edildiğinin belirtilmesine rağmen, dosyada yer alan … Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 02.06.2011 tarihli sağlık kurulu raporunda mağdurenin uğramış olduğu fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını anlama yeteneğinin gelişmediğinin tespit edildiği nazara alındığında raporların içerik itibarıyla yetersiz ve bir biriyle çelişkili olduklarının anlaşılması karşısında mağdurenin dava dosyasıyla birlikte İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kuruluna sevkiyle suç tarihleri itibarıyla herhangi bir akıl hastalığı, akıl zayıflığı veya psikolojik rahatsızlığı bulunup bulunmadığı, şayet varsa bundan dolayı maruz kaldığı fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişip gelişmediği, fiile karşı ruhen mukavemete muktedir olup olmadığı, mevcut rahatsızlığının hekim olmayanlar ile kendisini tanıyanlar veya çevresinde yaşayanlarca anlaşılıp anlaşılamayacağı, beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği hususlarında yeniden rapor aldırıldıktan sonra toplanacak delillere göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamedeki onama düşüncesine iştirak edilmemiştir.

IV. KARAR
A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle mağdure vekilinin temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanıklar Muamer, … ve … haklarında Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2015 tarihli ve 2011/280 Esas, 2015/78 Karar sayılı kararında o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

C. Sanık … ile Suça Sürüklenen Çocuklar … ile Sinan haklarında Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenlerle … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2015 tarihli ve 2011/280 Esas, 2015/78 Karar sayılı kararına yönelik sanık … Müdafii, suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden kurulan mahkûmiyet hükümlerinin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.10.2023 tarihinde karar verildi.