YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6502
KARAR NO : 2023/2032
KARAR TARİHİ : 05.07.2023
MAHKEMESİ : Çay Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/171 E., 2022/426 K.
KARAR : Davanın kabulü
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bozmaya uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle ve incelemenin duruşmalı yapılması istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.07.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir
Belli edilen günde gelen davacı asıl … ve vekili Avukat …’in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00’te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; davalıdan 26.02.2007 tarihinde 300 adet 0900 çeşidi kiraz fidanı satın aldığını, davalıdan aldığı fidanları … ilçesi, … kasabası, … mevkiinde bulunan kendisine ait tapulu taşınmazına diktiğini, bahçesine diktiği ağaçların büyüyüp de ürün vermeye başlayınca davalı şirket tarafından kendisine satılan fidanların aslında sertifikada belirtilen fidanlar olmamasından şüphelendiğini, yapılan tespit neticesinde alınan raporda kendisine verilen fidanların 0900 kiraz çeşidi olmadığının belirlendiğini ileri sürerek; ayıplı mal sebebiyle uğranılan zararın fidanların satın alındığı 26.02.2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline, ürün kaybı ve yeniden tesis maliyetinin tazminine, 1.007,90 TL tespit masrafının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 30.01.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 91.545,78 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı tarafından süresinde muayene ve ihbar külfetleri yerine getirilmediğini, davacının başka yerlerden de fidan aldığını, mevsim koşullarının da verim ve kaliteyi etkilediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.01.2013 tarihli ve 2012/396 Esas, 2013/26 Karar sayılı kararıyla; davanın davalı tüzel kişinin ikametgahı mahkemesinde açılması gerektiği, davalının ikametgahının Bursa olduğu ve taraflar arasındaki işin ticari iş olarak nitelendirilmesi nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı kanun) 6 ncı maddesi gereği mahkemenin yetkisizliğine, Bursa Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili ve görevli olduğunun tespitine, karar kesinleştiğinde dosyanın yetkili ve görevli Bursa Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesi’nin 04.07.2013 tarih ve 2013/16330 Esas, 2013/18523 Karar sayılı ilamıyla; taraflar arasında yazılı bir sözleşme mevcut değil ise de; kiraz fidanı satımı konusunda satış sözleşmesinin varlığı yanlar arasında çekişmesiz olduğundan, 6100 sayılı kanunun 10 uncu maddesinde yer alan; sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hükmüne göre somut olayda sunulan irsaliyeli fatura ve dosya kapsamı belgelerden satım konusu kiraz fidanlarının davacıya Sultandağı/Afyon adresinde teslim olunması nedeniyle sözleşmenin ifa yerinin Sultandağı/Afyon olduğu ve Sultandağı adliyesinin kapatılması nedeniyle de Çay Mahkemelerinin yetkili olmasından dolayı mahkemece davanın yetkili mahkemede açıldığı gözetilerek işin esasının incelenmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İkinci Bozma Kararı
1.Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesince verilen 05.05.2017 tarihli ve 2013/545 Esas, 2017/140 Karar sayılı kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı kanun) 207/3 maddesine göre satıcı alıcıyı aldatmışsa bir senelik zamanaşımından istifade edemez. Yargıtay içtihatlarına göre de bu durumda 10 yıllık zamanaşımının uygulanacağı kabul edilmektedir. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 200 üncü maddesine göre de alıcıyı aldatmış olan satıcı ayıbın kendisine zamanında ihbar edilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz. Davalı şirketin faaliyet konusu olan bir alanda ve 300 adet üründe hatalı teslimat yapmış olması ticaret hayatının yapısına aykırı ve ticaret şirketi açısından makul karşılanamayacak, olağandışı bir durumdur. Gerek bilirkişi raporları gerekse davacı ve davalı tanıklarının beyanlarına göre ürünlerin 0900 ziraat çeşitli olmadığının anlaşılabilmesi için ağaçların meyve vermesi gerektiği, meyve vermeye 4 üncü yılda başlamakla beraber tam verimin 7 nci yılda alındığı anlaşılmakla, davacının bir senelik zamanaşımına tabi olduğunun kabul edilemeyeceği, çünkü ayıbın ortaya çıkması için en az 4 yılın geçmesi gerektiği, davalının davacıyı aldattığının ve davalının zamanaşımı defini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağının kabulü gerekmektedir. Davacı uğramış olduğu zararları davalıdan talep etme hakkına sahiptir. 30.12.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne, 91.545,78 TL’nin dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesi’nin 13.05.2019 tarihli ve 2017/8775 Esas, 2019/6073 Karar sayılı ilamında; tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin, bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün olmadığından mahkemece, davacının ıslahtan önceki talebi dikkate alınarak sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerektiğinden mahkeme kararı bozulmuştur.
C. Üçüncü Bozma Kararı
1.Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesince verilen 06.02.2020 tarihli ve 2019/433 Esas, 2020/83 Karar sayılı kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; içtihadı birleştirme kararı gereği bozmanın niteliği yönünde bir ayrım yapılmadan, bozmadan sonra ıslah yapılmasının mümkün olmadığı açık olduğundan davacının dava dilekçesindeki talebi olan 56.007,90 TL dikkate alınarak davanın kabulüne, 56.007,90 TL’nin dava tarihinden itibaren (06.12.2013) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 23.11.2021 tarihli ve 2020/12012 Esas, 2021/11887 Karar sayılı ilamında; davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddi ile, her ne kadar mahkemece bozma kararına uyularak davanın ıslah edilmemiş hali ile kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; usule ilişkin olan hükümlerin derhal uygulanması gerektiği gözetilerek, 28.07.2020 yürürlük tarihli 7251 sayılı Kanun ile değişen 6100 sayılı kanunun 177/2 nci maddesi ile Yargıtayın bozma kararından sonra tahkikata ilişkin bir eylem yapılması halinde, tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabileceğine dair açık düzenleme yapıldığı gözetilerek usule ilişkin kazanılmış hakkın istisnası niteliğinde yasa değişikliği uyarınca davacının ıslah dilekçesinin kabul edilmesi gerektiğinden mahkeme kararı bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Bozma ilamı doğrultusunda davacının bozma öncesindeki ıslah dilekçesi de dikkate alınarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 177/2 maddesi gereğince davanın kabulüne, 91.545,78 TL’nin 26.10.2011 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin uğradığı zararın yanlış değerlendirildiğini, sadece tesis dönemi değil dava konusu fidanların verim dönemine kadar yapılan masrafların, yeni tesis bedeli ve bu yeni tesisin verim dönemine kadar geçireceği evredeki masrafların dikkate alınarak hesap yapılması gerektiğini, 5 dekar kiraz bahçesinin 5 inci yaş ile 22 nci yaş arasındaki toplam net gelir kaybının 281.214,20 TL olduğunu, ekonominin ve hayatın olağan akışına aykırı olarak hazırlanan raporda hiçbir şekilde paranın zaman değerinin dikkate alınmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, Yargıtay, bozma kararına uyan ilk derece mahkemesinin bozma çerçevesinde verdiği karara karşı sonradan ilk bozma kararı ile belirtmiş olduğu esaslara aykırı bir şekilde ikinci bir bozma kararı veremeyeceğini, satılan fidanların 0900 ziraat nolu fidanlar olmadığını davacının en erken 06.06.2010 tarihinde öğrendiğinden 818 sayılı kanunun 198/3 ve 31 inci maddeleri bağlamındaki hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi gerektiğini, alınan 3’ü kök, 1’i ek rapor olmak üzere toplam 4 raporda da itirazlarının karşılanmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalıdan satın aldığı kiraz fidanlarının davalı tarafından vaad edilen 0900 ziraat nolu fidanlar olmadığının anlaşılması nedeniyle ayıplı ifadan dolayı tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması üzerine, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Y.İ.B.K.).
2. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (Hukuk Genel Kurulunun 20/12/2013 tarihli ve 2013/23-131 E. 2013/1681 K. sayılı kararı).
3. Bilindiği üzere; Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, (bozma kararının kapsamı dışında kalmış olması nedeniyle) kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla kesinleşmiş, bu kısımlar lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarihli ve 1315 sayılı YİBK).
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin taraflarca ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı anlaşıldığından, davacının davalıdan, bahçede mevcut kiraz fidanlarının dikimi, 2007-2011 yılları arasında 5 yıllık bakım masrafı ve elde edilmesi beklenen gelir, mevcut fidanların söküm masrafı, arazi hazırlığı, 300 adet yeni fidan bedeli ve dikim masrafı, yeni dikilecek fidanların bahçedeki ağaçların mevcut durumuna gelebilmesi için geçecek 5 yıllık sürede mahrum kalacağı geliri üzerinden hesaplama yapan 30.12.2015 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının yerinde olması nedeniyle tarafların temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
6100 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesi uyarınca dosyanın gönderildiği mahkemece kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.