YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/14862
KARAR NO : 2023/3211
KARAR TARİHİ : 31.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/79 E., 2016/159 K.
SUÇ :Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM :Beraat
TEMYİZ EDENLER :Sanık müdafii ve katılan vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :İade, bozma
Sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Köyü Tomarza adresindeki tarımsal sulama abone grubunda bulunan elektrik aboneliğinin borçları nedeni ile iptal edildiği, 22.11.2012 tarihinde trafonun enerjisini kesen ayırıcısının kolunun pimini çıkararak ayırıcıyı kapatıp trafoya enerji vererek kaçak elektrik kullandığının tespit edilmesi nedeniyle ilk olarak … hakkında açılan dava sonucunda, Tomarza Asliye Ceza Mahkemesinin 21.05.2013 tarihli ve 2013/36 Esas, 2013/60 Karar sayılı kararı ile beraatine karar verilmitir.
2.Kararın katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 03.12.2014 tarihli ve 2014/12057 Esas, 2014/28816 Karar sayılı kararı ile, sanığın ifadesinde söz konusu trafonun … ve … isimli şahıslara ait olduğunu beyan etmesine göre, bu şahısların ifadeleri alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, kabule göre de, tutanak düzenleyicilerinin ifadelerinde kullanılan elektriğin sayaçtan geçtiğini beyan etmelerine göre söz konusu trafonun elektriğinin borcundan dolayı hangi tarihte kesildiğinin tespiti ile bilirkişi aracılığı ile kurulu güce göre ortalama tüketim miktarının hesaplanması ve elektriğin kesilmesinden itibaren kullanılan tüketim miktarı ile karşılaştırılıp uyumlu olup olmadığının belirlenerek sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Tomarza Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2015 tarihli ve 2014/216 Esas, 2015/131 Karar sayılı kararı ile, …’ın beraatine, sanık … hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiş, kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 24.02.2016 tarihli ve 2015/17292 Esas, 2016/3018 karar sayılı kararı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
4.Sanık … hakkında Tomarza Cumhuriyet Başsavcılığının 11.04.2016 tarihli ve 2016/61 Esas No. lu iddianamesi ile, … Köyü Tomarza adresinde bulunan tarımsal sulama abone grubunda bulunan elektrik aboneliğinin borçları nedeni ile iptal edildiği, 22.11.2012 tarihinde sanığın trafonun enerjisinin kesen ayırıcısının kolunun pimini çıkararak ayırıcıyı kapatıp trafoya enerji vererek kaçak elektrik kullandığının tespit edilmesi nedeniyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163/3, 53. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
5. Tomarza Asliye Ceza Mahkemesinin 14.06.2016 tarihli ve 2016/79 Esas, 2016/159 Karar sayılı kararı ile sanığın beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi; vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine,
Katılan vekilinin temyiz istemi; sadece elektriğin sayaçtan geçtiğine dayanılarak beraat kararı verilemeyeceği, kullanılan elektriğin sayaçtan geçip geçmediği, kaçak kullanıma girip girmediği hususunda, bilirkişi incelemesi yapılarak bir sonuca gidilebilecekken, dosya üzerinden araştırılmadan verilmiş beraat kararının kabul edilemeyeceği, suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğu ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Hakkındaki beraat kararı kesinleşen … hakkında 2014/216 Esas sayılı dosya ile yapılan yargılama sırasında, hukuki süreç başlığı altında 2. maddede belirtilen bozma ilamı doğrultusunda alınan 18.03.2015 tarihli bilirkişi raporunda, “Tespit tutanağında güç bilgileri kısmının doldurulmadığı, genel uygulamanın da şayet kullanılan elektrik sayaçtan geçiyorsa bu kısmın doldurulmadığı yönünde olduğu, elektriğin kesildiği tarih ile tutanak tarihi (19.09.2012-22.11.2012) arasındaki süreçte önceki yasal dönem kullanım ortalamasının çok altında bir kullanım gerçekleştiği ancak bu dönemin tarımsal sulama dönemi olmadığı” yönündeki tespit, ziraat bilirkişisinin de hasat dönemine denk geldiğine dair beyanı uyarınca kullanımın az olmasının olağan olduğu, kaldı ki tutanak tanıklarının da beyanlarında sayacın çalışır vaziyette ve kullanılan elektriği ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek dışarıdan bir müdahalenin söz konusu olmadığı, ancak işleri gereği tutanak tuttuklarını, sayaca ve kurum mührüne bir müdahalenin söz konusu olmadığı yönündeki beyanları karşısında, tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi şartının gerçekleşmediği, bu cihetle sanığın eyleminde karşılıksız yararlanma suçunun yasal unsurları bulunmadığı, kayıtlı sayaçla ilgili kurumca her zaman denetimin mümkün olduğu, bu kapsamda sanığın karşılıksız yaralanma kastının bulunmadığı Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
2. Mahkemece hükmün esasını oluşturan kısa kararda, beraat eden sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmediği halde, gerekçeli kararda “Beraat eden sanık kendini müdafi ile temsil ettirdiğinden AAÜT’nin 2. Kısım, 2. Bölümü gereğince 1.800,00.TL vekalet ücretinin katılan kurumdan tahsili ile sanığa ödenmesine” karar verilmiştir.
3. Sanık müdafii 24.06.2016 havale tarihli dilekçesi ile kararı sadece vekalet ücreti yönünden temyiz etmiş ise de, gerekçeli kararda sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olması nedeniyle 20.07.2016 tarihli dilekçesi ile kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, kararın onanmasını talep etmiştir.
4.Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 23.11.2022 tarihli ve 2022/11067 Esas, 2022/19465 Karar sayılı kararı ile, sanık müdafiinin dilekçesinin feragat niteliğinde olup olmadığının açıklattırılması istenilmiş, sanık müdafii 03.03.2023 tarihli dilekçesi ile temyiz isteminden feragat ettiğini bildirmiştir.
IV. GEREKÇE
1-Sanık müdafiinin sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık hakkında verilen kısa kararda, beraat eden sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmediği, sanık müdafii Av…. Alkanın 24.06.2016 havale tarihli dilekçesi ile kararı sadece vekalet ücreti ödenmesi gerektiğinden bahisle temyiz ettiği, gerekçeli kararda sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi nedeniyle, sanık müdafiinin vekilinin temyizine cevabını içeren 20.07.2016 tarihli dilekçesi ile kararın onanmasını istediği, Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 23.11.2022 tarihli ve 2022/11067 Esas, 2022/19465 karar sayılı kararı ile, sanık müdafiine dilekçesine konu istemin temyizden feragat niteliğinde olup olmadığı hususu sorulup açıklattırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi için dosyanın iadesi üzerine sanık müdafiinin 03.03.2023 tarihli delikçesi ile temyiz istemlerinden feragat ettiğini bildirdiği anlaşılmıştır.
2-Katılan vekilinin sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a-Sanık hakkında, trafonun enerjisini kesen ayırıcısının kolunun pimini çıkararak ayırıcıyı kapatıp trafoya enerji vererek kaçak elektrik kullandığından dolayı dava açıldığı, hakkında beraat kararı verilen sanık … hakkında 2014/216 Esas sayılı dosya ile yapılan yargılamada alınan 18.03.2015 tarihli bilirkişi raporunda tespit tutanağında güç bilgileri kısmının doldurulmadığı, genel uygulamanın da şayet kullanılan elektrik sayaçtan geçiyorsa bu kısmın doldurulmadığı yönünde olduğu, elektriğin kesildiği tarih ile tutanak tarihi (19.09.2012-22.11.2012) arasındaki süreçte önceki yasal dönem kullanım ortalamasının çok altında bir kullanım gerçekleştiği ancak bu dönemin tarımsal sulama dönemi olmadığı ziraat bilirkişisinin beyanına göre de hasat dönemine denk geldiği, kullanımın az olmasının olağan olduğu, tutanak tanığının da beyanında sayacın çalışır vaziyette ve kullanılan elektriği ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek dışarıdan bir müdahalenin söz konusu olmadığını, ancak işleri gereği tutanak tuttuklarını, sayaca ve kurum mührüne bir müdahalenin söz konusu olmadığını beyan ettikleri gerekçesi ile duruşmada ziraat bilirkişi de dinlenerek sanık hakkında beraat kararı verilmiş ise de; karşılıksız yararlanma kastının bulunup bulunmadığının tespiti yönünden sanık … bakımından, ziraat bilirkişisi tarafından belirlenecek sulama saatlerine uygun olacak şekilde elektrik bilirkişisinden tutanak öncesi ve sonrası tüketimleri ile kurulu gücün karşılaştırılmasına yönelik rapor alınması ile sanığın karşılıksız yararlanma kastı ile hareket edip etmediğinin tespit edilmesi, karşılıksız yararlanma kastı ile hareket ettiğinin belirlenmesi halinde ise;
6352 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı Kanun’un 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “Bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan aynı Kanun’un 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanması halinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği nazara alınarak, somut olayda da bu açıklamalar ışığında sanığa soruşturma aşamasında ödeme ihtarı yapılmamış olması nazara alınarak belirtilen şekilde işlem yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-Sanık hakkında, hükmün esasını oluşturan kısa kararda, beraat eden sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmediği, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise, “Beraat eden sanık kendini müdafii ile temsil ettirdiğinden AAÜT’nin 2. Kısım, 2. Bölümü gereğince 1.800,00 TL vekalet ücretinin katılan kurumdan tahsili ile sanığa ödenmesine” karar verilerek hükmün değiştirilmesi ve kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması hukuka aykırı görülmüştür.
V.KARAR
1-Sanık müdafiinin temyizi yönünden
Gerekçe bölümünün 1. maddesinde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyizden vazgeçmesi nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 266/1. maddesi uyarınca dosyanın, Tebliğname’ye uygun olarak incelenmeksizin mahalline İADESİNE
2.Katılan vekilinin temyizi yönünden
Gerekçe bölümününün 2. maddesinde açıklanan nedenlerle Tomarza Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2016 tarihli ve 2016/79 Esas, 2016/159 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği Tebliğname’ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.