YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13142
KARAR NO : 2011/20963
KARAR TARİHİ : 19.12.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde vasiyetnamenin iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkilinin kardeşi olan vasiyetçinin kansere yenik düşerek vefat ettiğini, hastanede yatarken tedaviye cevap vermemesi nedeniyle taburcu edildiğini, diğer kardeşlerinin hastayı eve götürmek yerine notere götürerek vasiyetname düzenlettirdiklerini, noterde işlem yapılmak için sağlık raporu alındığını; ancak, bu raporun usulüne uygun alınmadığını; dolayısıyla, vasiyetçinin vasiyetname yapma yeterliliğinin bulunmadığı; vasiyetnamenin, müvekkilinin miras haklarını bertaraf etme amacıyla tanzim edildiğini iddia ederek; vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, vasiyetçinin davacının da bulunduğu bir ortamda; mal varlığının tamamını kendisine bakan kız kardeşine vasiyet edeceğini bildirdiğinde, davacının bu duruma itiraz etmediği gibi, noterde yapılan işlemler sırasında ve sağlık raporu alınırken bizzat vasiyetçiye nezaret ettiğini, iptal davası açmasının yasal olmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, “Davacı vekili vasiyet edenin işlem tarihinde fiil ehliyeti bulunmadığından vasiyetnamenin şekil şartı eksikliği nedeni ile geçersiz olduğu sebebine dayanmıştır. Vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte noterce sağlık raporu aldırılmıştır. Gerek bu rapordan, gerekse davalı tanıkları beyanından, vasiyet eden … …’ın 03.08.2010 tarihinde fiil ehliyeti bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerekçesiyle” davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
1) Davacı taraf; vasiyetçinin vasiyetname düzenlediği tarihte ağır hasta olduğunu belirterek; sağlıklı işlem yapma gücünün olmadığını, dolayısıyla fiil ehliyetinin bulunmadığını … sürmektedir. Bu durumda, mahkemece yapılacak …; vasiyetçinin tüm hastahane bilgilerinin ve vasiyetname düzenlenmesi için alınan sağlık raporunun ve tanık beyanlarının içinde bulunduğu dosyanın, Adli Tıp Kurumu İhtisas dairesine gönderilerek, vasiyetçinin, vasiyetname tanzim tarihinde fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunda rapor aldırılmak ve sonucu dairesinde hüküm kurmak olmalıdır. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
2) Davacı vekili dilekçesinde; “Müvekkilinin miras haklarını bertaraf etmek amacıyla vasiyetname tanzim edildiğini belirtmiştir” HUMK 74 ve devamı maddeleri ile 04…..1958 gün 156 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hakimin görevidir. Diğer bir anlatımla; hakim, bir davada sadece tarafların … sürdükleri maddi vakıalarla ve netice-i talepleriyle bağlı olduğu, dayanılan kanun hükümleriyle ve tarafların buna dayalı tavsifleriyle bağlı olmadığı, sonucu olarak da kanunları re’sen uygulamakla yükümlü bulunduğu öğreti ve uygulamada tartışmasız kabul edilmiştir.
Bu durum karşısında, dava dilekçesinde; saklı paya, dolayısı ile tenkise ilişkin talep de bulunduğu gözönünde bulundurulmak suretiyle, vasiyetnamenin iptali talebinin reddine karar verilmesi düşünüldüğü takdirde; tenkis istemiyle ilgili inceleme ve araştırma yapılarak, oluşacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekir. Yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.