YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16610
KARAR NO : 2023/3059
KARAR TARİHİ : 16.05.2023
DURUŞMA TALEPLİ
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/2439 E., 2018/2474 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının
kaldırılarak mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği cezanın süresi nedeniyle reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.03.2018 tarihli ve 2017/2 Esas, 2018/118 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 11.12.2018 tarihli ve 2018/2439 Esas ve 2018/2474 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 11.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının (aleyhe) temyiz sebepleri özetle;
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Sanık hakkında ilk derece mahkemesince verilen hükmün TCK’nun 61. maddesine uygun olduğuna ve istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesine,
3. Sanığın örgüt üyesi olmadığına,
4. ByLock’un kesin, şüpheden uzak delil olmadığına,
5. Bank … hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi olduğuna, talimatla hareket etmediğine,
6.SGK çalışma kayıtlarının ve dernek üyeliğinin müspet suç yönünden delil olarak kabul edilmeyeceğine,
7. Tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığına,
8. Temyiz dilekçelerinde belirtilen Sair Temyiz sebepleri ve sair hususlara ,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu terör örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan ByLock iletişim sistemine örgüt talimatı ile dahil olduğu ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla bu ağı yoğun ve kesintisiz bir şekilde iki farklı GSM hattında kullandığı her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak şekilde teknik veriler ile ispatlandığı, ByLock iletişim sisteminin Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih ve 2017/16.MD-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararında ve Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği kararı, 2017/1800 esas ve 2017/4837 sayılı Kararı ve 2017/1443 E., 2017/4758 K. Sayılı kararlarında belirtildiği üzere kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olduğu, bununla birlikte sanığın Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2017/1823 Esas 2017/4870 sayılı Kararından anlaşıldığı üzere örgüt üyelerinin örgütsel gizlilik adına kullandığı KakaoTalk isimli programı kullandığı, sanığın örgüt liderinin yukarıda belirtilen çağrısından sonraki süreçte Bank Asyada katılım hesabı açtırdığı ve başka bankadan kredi çekerek para yatırdığı, sanığın örgütsel amaç ve faaliyet kapsamında değişik ülkelere gitmek sureti ile yurt dışına çıktığı, 1997 yılında emekli olduktan sonra örgüt ile irtibat ve iltisaklı çeşitli okullarda uzun süre ve kesintisiz müdürlük yaptığı, örgüt ile iltisak ve irtibatlı Kimse Yok Mu Derneğine para yatırdığı, tanık beyanlarına göre gizliliğe önem verilen örgüt toplantılarına katıldığı, arama sonucunda ele geçirilen nottan da anlaşılacağı üzere sanığın örgüt gizliliği içerisinde haraket ettiği böylelikle sanığın örgütün hiyerarşik yapısı içinde yer aldığı anlaşılmakla sanığın süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik gösteren faaliyetleri karşısında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yapısı ve amacı dikkate alındığında sadece örgüt üyeleri tarafından gerçekleştirilebilen faaliyetlerde bulunan sanığın örgüt üyesi olarak kabul edilmesi gerekmekte olup buna göre sanığın örgüt üyesi olarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaçlarını benimsediği örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyerek, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimseyerek ve bunu kendi iradesinin önüne geçirdiği, örgüt ile organik bir bağ kurduğu dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın tamamen inkara yönelik olan savunmasına itibar edilmeyerek sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Münhasıran güvenilir, gizliliğe riayet eden ve örgüt tarafından belirli işlerin yapılması için görevlendirilen bir kısım örgüt mensuplarının dahil edilerek örgüt içi haberleşmenin sağlanması amacıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından oluşturulan ByLock iletişim sisteminin sanık tarafından kullanıldığının tespit edildiği, örgütün liderinin 25.12.2013 tarihli çağrısından sonra sanığın örgütsel refleksle örgüte müzahir … Katılım Bankasına para yatırdığı, tanık M. Ö. beyanına göre sanığın örgüt içerisinde sohbet ve himmet toplantısına katıldığı ve evinde düzenlettiği, örgüte müzahir şirketlerde SGK kaydının olduğu, SMS kayıtlarına göre ” kakao talk ” isimli örgüt içi haberleşmede kullanılan programı kullandığı, örgüte ait çeşitli okullarda müdürlük yaptığı görüldüğünden, örgütle bağlantısını ve örgüt içerisindeki hiyerarşik konumunu gösterecek eylemleri nedeniyle, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne katıldığı ve üyesi olduğu kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
5235 sayılı Kanunun 33 üncü maddesi gereğince adli yargı İlk Derece Mahkemelerince verilen ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılacak başvuruları inceleyip karara bağlamakla görevli olan bölge adliye mahkemelerinin, adli yargı İlk Derece Mahkemelerine ve sulh ceza hakimliklerine nazaran yüksek görevli mahkeme olduğunda tereddüt bulunmamasına, 5320 sayılı Kanun’un 11. maddesinin 5271 sayılı Kanunun 23/2 nci maddesinin uygulanma alanı ile ilgili olmasına, bir karar veya hükme katılan hakimin, yüksek görevli mahkemece bu hükme ilişkin olarak verilecek karar veya hükme katılamayacağına ilişkin aynı Kanun’un 23/1 inci maddesi sarahatine ve Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.02.2014 tarih 1-538, 29 sayılı kararlarına nazaran; soruşturma aşamasında Sulh Ceza Hakimi sıfatıyla İzmir 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 23.03.2017 tarihli 2017/1577 değişik iş sayılı Kararı ile sanığın tutukluluk halinin devamına karar veren (39888) sicil numaralı Hakim Kenan Türkmen’in, mahkemenin kanuna uygun şekilde teşekkül ettirilmemesi sonucunu doğuracak biçimde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2 üncü Ceza Dairesinde yapılan istinaf incelemesine üye hakim sıfatıyla katılarak tutukluğun devamına karar vermek suretiyle 5271 sayılı Kanunun 23/1. maddesine muhalefet edilmesi, 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır.
V. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin ve bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 11.12.2018 tarihli ve 2018/2439 Esas, 2018/2474 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren bozma ilamının niteliği nazara alınarak İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.05.2023 tarihinde karar verildi.
… … … … …