YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5273
KARAR NO : 2023/6079
KARAR TARİHİ : 23.10.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ticaret sicilden tasfiye sonucu 04.01.2013 tarihli ticaret sicil gazetesi ilanı ile terkin olunan İstanbul Yapı Otomotiv İç ve Dış Ticaret Sanayi Ticaret Limited Şirketi hakkında 26.10.2015 tarihinde adı geçen şirket tarafından ithal edilen otomobillerin kıymetlerinin serbest dolaşıma giriş beyannamelerinde gerçek kıymetlerinden düşük beyan edilmesinden bahisle ek tahakkuk kararı ile ceza verildiğini, bu idari işlemin iptali için idari yargıda açılan davanın ehliyet yönünden reddedildiğini belirterek amme alacağının asıl borçlu şirket adına kesinleştirilmesi ve müteakip işlemlerin yapılması, tahsil edilmemesi durumunda şirket ortaklarına başvurulmasını teminen mezkûr şirketin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; ihyası istenen şirketin tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edildiğini, taraflarınca yapılmış usulsüz bir işlem bulunmadığından davaya sebebiyet vermediklerini, yargılama giderlerinden sorumlu olmadıklarını savunmuştur.
2.Davalı … cevap dilekçesinde, davanın şirketin terkininden itibaren beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, tüzel kişiliği sona ermiş şirket hakkında ek tahakkuk kararı alınmayacağını, davacı idarece talep edilen idari para cezasının zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin tasfiye ile 28.12.2012 tarihinde tescil edilerek sicil kaydının terkin edildiği, Kocaeli 1. Vergi Mahkemesinin 2019/406 E., 2019/1124 K. sayılı dosyasına konu kararın yasal süre içerisinde taraflarca kanun yoluna başvurulmadığından 20.12.2019 tarihinde kesinleştiği, Doğu Marmara Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü’nün 30.11.2021 tarihli yazısında ” …354974 Sicil Numarası ile 26.03.2009 tarihli ve 7278 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesindeki ilanda İstanbul Yapı İç ve Dış Tic. San. Tic. Ltd. Şti.nin ticari merkezinin … olması sebebiyle anılan şirket hakkında ek tasfiye istenilmesine ilişkin olarak Gebze Gümrük Müdürlüğünden alınan 05.11.2021 tarihli yazı ve ekleri ile Müdürlük alacaklarına ilişkin tüm bilgi ve belgelerin birer örnekleri ilişikte gönderilmiş olup, söz konusu ek tasfiyeye ilişkin davanın/işlemlerin takiplerinin yapılması ve sonucundan Bölge Müdürlüğümüze bilgi verilmesi” hususuna yer verildiği, tasfiye olan şirket tarafından ithal edilen otomobillerin kıymetlerinin serbest dolaşıma giriş beyannamelerinde gerçek kıymetlerinden düşük beyan edildiğinin tespit edilmesi üzerine, bu şirkete karşı ek tahakkuk kararı ile 17.11.2015 tarihinde kesinleşen ceza kararına konu meblağın tahsili için ihya talep edildiği, bu karara karşı münfesih şirket tarafından Doğu Marmara Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğüne itiraz edildiği, itirazın reddedildiği, her ne kadar davalı zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de; ihya talebine dayanak işlemlerin tasfiyeden önceki ithalat işlerine ilişkin olduğu, bu durumda tasfiyenin usulsüz şekilde kapatıldığı anlaşıldığından zamanaşımı itirazının reddedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 354974 sicil sırasında kayıtlı Tasfiye Halinde İstanbul Yapı Otomotiv İç ve Dış Ticaret Sanayi Ticaret Ltd. Şti.’nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi uyarınca Gümrük Müdürlüğü işlemleri yönünden geçerli olmak üzere ihyasına, önceki tasfiye memuru …60 T.C. no.lu …’nin tasfiye memuru olarak atanmasına, ücret takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı … istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin geçtiğini, münfesih şirketin ithal ettiği araçlara ilişin ek tahakkuk kararı verilemeyeceğini, gümrük idaresinin talep ettiği kamu alacaklarının ilgili mevzuatı uyarınca şirketi ortaklarından veya kanuni temsilcilerinden tahsili yoluna gidilebileceğini, fakat gümrük idaresinin münfesih şirketle ilgili aldığı kararları yetkili temsilciye tebliğ ettiğinden vergi mahkemesinde açılan davada ehliyet yönünden red kararı verildiğini, karara karşı davacı tarafça kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle kesinleşen kararın sonucunun tarafına yüklendiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun’un 547 nci maddesinde, “(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir” düzenlemesine yer verildiği, somut olayda ihyası talep edilen tasfiye halinde İstanbul Yapı Otomotiv İç ve Dış Tic. San. Tic. Ltd. Şti.’nin davalı … Sicil Müdürlüğünde kayıtlı iken tasfiyeye girdiği, tasfiye memuru davalının 28.12.2012 tarihinde şirketin tasfiye kapanışını yaparak ticaret sicilden kaydının terkin edildiği, davacı tarafından ihyası istenen şirket aleyhine terkin edilmeden önce yapılan ithalat ve gümrük işlemlerinden kaynaklanan yasal işlemlerin tamamlanmadığı, davaya konu şirket tasfiye sonucunda terkin edildiğinden 6102 sayılı Kanun’un geçiçi 7 nci maddesindeki hak düşürücü süreye tabi olmadığı, mezkur Kanun’un 547 nci maddesi uyarınca açılan ek tasfiye davaları için kanunda herhangi bir zaman aşımı süresinin düzenlenmediği, şirket hakkında gümrük mevzuatından kaynaklanan işlemler tamamlanmadan davaya konu şirketin tasfiyesinin tamamlandığı, tasfiye memurunun 6102 sayılı Kanun’un 541 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki sorumluluğu da gözetildiğinde tasfiyenin usülune uygun eksiksiz tamamlandığından bahsedilemeyeceği, davacının, terkinden evvel şirket tarafından yapılan ithalat ve gümrük işlemlerinden kaynaklanan yasal işlemlerin tamamlanması için şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki hukuki yararının bulunduğu, terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu, idari işlemlerde davacının haklı olup olmadığı hususunun eldeki davada incelenemeyeceği, Mahkemece davanın kabulü ile davaya konu şirketin ihyası ile ticaret sicil müdürlüğüne tesciline karar verilmesinde ve tasfiyenin gereği gibi yapılmaması nedeniyle açılan eldeki davada tasfiye sürecinden sorumlu olan tasfiye memurunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 326 ncı maddesi uyarınca yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu olduğu, yasal hasım konumunda olan davalı sicil müdürlüğünün, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı kusur ve sorumluluğu bulunmamasına göre yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmamasında bir isabetsizlik bulanmadığı gerekçesiyle davalı …’nin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin geçtiğini, münfesih şirketin ithal ettiği araçlara ilişkin ek tahakkuk kararı verilemeyeceğini, münfesih şirketle ilgili alınan kararlar yetkili temsilciye tebliğ ettiğinden vergi mahkemesinde açılan davada ehliyet yönünden red kararı verildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticaret sicilinden tasfiye sonucu terkin edilen şirketin, tasfiye öncesi işlemleri sebebi ile tesisi lazım geldiği belirtilen idari işlemlerin tamamlanmasını teminen ihyası talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 326, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun’un 547 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı … vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.