YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15049
KARAR NO : 2023/3174
KARAR TARİHİ : 16.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/14 E., 2022/170 K.
SUÇ : Reşit olmayanla cinsel ilişki
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin bozma üzerine verdiği 18.07.2022 tarihli ve 2022/14 Esas, 2022/170 Karar sayılı kararı ile sanığın reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan 5237 sayılı Türk Ceza
Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 104, 43 ve 62 nci maddelerinin birinci fıkraları ile 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlukları ile tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 14.11.2022 tarihli ve 9- 2022/131555 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Kararın hukuka aykırı olarak verildiğini belirtip hükmün sanık lehine bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Bozma üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda dava konusu olayın İlk Derece Mahkemesince;
“Katılan … ile …’in katılan …’nın anne ve babası oldukları, anne ve babasının birbirleri ile anlaşamaması nedeni ile anne …’in internetten tanışmış olduğu sanık …’nın … ili Sultanhisar ilçesi … Mahallesi’nde bulunan ikametine kızı olan katılan … ile gittikleri, birlikte burada yaşamaya başladıkları, bu süreç içerisinde sanık …’nın katılan …’yı erik toplama ve yeme bahanesi ile erik bahçesine götürdüğü, burada erik toplamaya başladıkları, bu esnada sanığın katılana ait çamaşırı çıkarıp daha sonra sanığın kendisine ait çamaşırı çıkararak cinsel organını katılanın cinsel organına sokmak suretiyle katılan ile cinsel ilişkiye girdiği, bu olaydan yaklaşık 4-5 gün sonra da katılan ile yine erik bahçesine erik yeme bahanesi ile giderek ikinci defa cinsel ilişkiye girdikleri ve tanık …’in ikinci olayı zeytinlik bahçesinde gerçekleşmesinden dolayı görerek müdahalede bulunduğu;
Olayın intikal şekli ve zamanı, katılanın aşamalardaki kısmen çelişkili ifadeleri, savunma, tanık …’nun 05.06.2014 günü mağdure ile sanığı cinsel ilişkide bulundukları zeytinlik bahçesine ele ele girerlerken gördüğüne dair beyanları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanığın İstanbul Adli Tıp Kurumu 6.İhtisas Kurulu’nun 15.03.2017 tarihli raporuna göre olay tarihinde on sekiz yaşı içerisinde bulunan mağdureye yönelik değişik zamanlardaki nitelikli cinsel istismar eylemlerini cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı gerçekleştirdiğine dair soyut iddia dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle sübuta eren eylemlerinin zincirleme şekilde reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu anlaşılmıştır.
Buna göre müsnet suçtan sanık hakkında temel ceza tayin edilirken takdiren ve eylemin sanığın gayri resmi olarak birlikte yaşadığı (…) kızına karşı işlediği gözetilerek kastının yoğunluğuna göre teşdiden cezalandırılmasına ve eylemlerini aynı kastla farklı zamanlarda bırden çok kez gerçekleştirdiğinden cezasında zincirleme suç hükümleri uyarınca arttırım yapılmasına, pişmanlık göstermeyen ayrıca aksi kesin olarak sabit görülen inkara yönelen savunma ve davranışları karşısında hakkında takdiri indirimde bulunulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.” şeklindeki kabulü ve gerekçelendirilmesine istinaden sanık hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan “HUKUKİ SÜREÇ” başlığı altındaki (1) numaralı bölümde belirtildiği biçimde hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.
III. GEREKÇE
1. Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya
içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak; lehe Kanun’un belirlenmesi aşamasında 5237 sayılı Kanun’un yedinci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” şeklindeki düzenleme gözetilerek suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun’da yapılan değişiklik öncesi 104 üncü maddesinin esas alınarak uygulama yapılması ve bu doğrultuda sanığın lehine olan Kanun’un belirlenmesi gerekirken kararda ayrıntılı ve karşılaştırmalı olarak herhangi bir lehe kanun değerlendirmesi de yapılmadan hatalı uygulama ile sanığın 6545 sayılı Kanun değişikliği sonrası 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması yoluna gidilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
2. Sanığın işlediği kabul edilen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun üst sınırının iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektirmesi ve mahkemece mahkumiyet hükmü kurulmasının ardından 17.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’la yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesindeki basit yargılama usulüne dair kanuni düzenlemeden sonra 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine yönelik olarak 19.08.2020 günlü, 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarih ve 2020/16 Esas-2020/33 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “Kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin, aynı bentte yer alan “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmesi karşısında, anılan karara istinaden sanığın hukuki durumunun yeniden karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
3. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin bozma üzerine verdiği 18.07.2022 tarihli ve 2022/14 Esas, 2022/170 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.05.2023 tarihinde karar verildi.