Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/32083 E. 2013/2003 K. 23.01.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/32083
KARAR NO : 2013/2003
KARAR TARİHİ : 23.01.2013

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 2863 sayılı Kanunun 65/b, 765 sayılı TCK’nın 59/2, 647 sayılı Kanunun 4 maddeleri uyarınca mahkumiyet

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hazine vekili tarafından suçtan zarar gören Kültür ve Turizm Bakanlığı adına katılma isteminde bulunulduğu ve adı geçen kurumun davaya katılmasına karar verildiği halde, gerekçeli karar başlığında Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun katılan olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.
Dosya kapsamında mevcut fen, inşaat ve mimar bilirkişileri tarafından düzenlenen raporda, sanık tarafından Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 14/11/1981 tarih ve 3225 sayılı kararı ile belirlenen 1. derece arkeolojik sit alanı ile İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 14/02/1996 tarih ve 5576 sayılı kararı ile de 1. derece doğal sit alanı içerisinde bulunan dava konusu taşınmaz üzerine toprak tesviye çalışması yapılarak ahşaptan yapılma, çatısı ondülin kaplı, temeli olmayan, taşların üzerine oturtulmuş baraka, çevresi sazlarla ve branda ile kaplanmış üstü eternit kaplı baraka, çevresi harçsız taş duvar örülmüş üzeri naylon kaplanmış tavuk kümesi ile doğal taşlardan 1.8 metre yüksekliğinde fırın yapıldığı, bu yapıların sit alanına fiziki müdahale teşkil ettiği hususlarının belirlendiği, sözü edilen Kurul kararlarının mahallinde usulüne uygun olarak ilan edildiği, bu itibarla sanığın dava konusu yerin sit alanı olduğunu bilmediğine dair savunmasının itibar edilebilir mahiyette bulunmadığı, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile sanık savunması nazara alındığında suça konu yapıların 2004 yılının Temmuz ayı içerisinde tamamlandığının sübuta erdiği, suç tarihi ile inceleme tarihi arasında, lehe olan 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla,
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem 2863 sayılı Kanunun 65/b maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK’nın 7/2 maddesi yollamasıyla lehe neticeler doğuran (mülga) 765 sayılı TCK’nın 102/4 maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 104/2 maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan 01/07/2004 tarihinden itibaren 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımı inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş olmakla, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 765 sayılı TCK’nın 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının isteme uygun olarak DÜŞMESİNE, 23/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.